Egemen sınıf ve ulus siyasetinde tecavüz ve linç kültürü egemendir. Daha doğrusu bu hukukdışı ve en ağır ceza olarak uygulanmaktadır.

Osmanlı tarihi boyunca birçok iktidar kavgasının sonu kelle uçurmakla ve tecavüzle bitmiştir. Bunun en trajik örneği Genç Osman’ın tahttan indirilip tecavüz edildikten sonra Yeniçeriler tarafından linç edilip boğularak öldürülmesidir. Muhafazakarlarımız hep atalarımız “Fatih, Yavuz, Kanuni vb.” der. Ama hiç Genç Osman’dan söz etmezler. Genç Osman’ın torunları yok mu?

Cumhuriyet dönemine gelirken ne değişti?

Bu sefer bir başka Osman ama Topal Osman’ı görüyoruz. Giresun’a heykeli dikilip kahraman ilan edilen bu şahıs tam bir “Teşkilat-ı Mahsusa” elemanı ve tetikçisidir.

Karadeniz’deki Ermeni ve Pontus soykırımlarını, Qoçgîrî’de ise Kızılbaş Kürt soykırımı yaparak göze girmiştir. Atatürk’ün muhafız alayı komutanı yapılmıştır.

Topal Osman’ın emrindeki Yahya kaptan ve avanesi Anadolu’ya gelen ve Erzurum’dan zorla Trabzon’a yönlendirilen TKP kurucuları Mustafa Suphi ve arkadaşlarını alıp zorla bir motora bindirir ve Karadeniz açıklarında hançerleyip öldürtür. TKP MK üyesi olan “Onbeşler”le birlikte Mustafa Suphi’nin Rus eşi Maria(Meryem) de vardır. “Onbeşler” parçalanıp denize atılır. Ama Meryem yoldaştan bir daha haber alınamaz. Bir çok kaynağa göre çetenin elebaşı Yahya kaptan ona tecavüz eder ve onu metresi yapar. Sonra da başka kabadayılara satar. Sonra da her yolla bu cehennemden kurtulmaya çalışan Meryem karanlık biçimde öldürülür.

Topal Osman da Atatürk’ün gözdesi-tetikçisi iken ona kafa tutmaya kalkışınca ölüsü Çankaya bağlarında bacağından asılmış olarak bulunur.

Cumhuriyet tarihi boyunca siyasi cinayetler, linçler, tecavüzler devlet güçleri tarafından ve devlet güvencesinde yapıla gelmiştir.

‘Vurun kahpeye, vurun gomonize, vurun teröriste, vurun Yunan’a diyerek tecavüz ve linç saldırıları yapılmıştır.

Yakın geçmişte Ahmet Türk’e yapılan saldırılar Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine ve birçok devrimcinin mezarlarına kadar uzanmıştır. Sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimine tanık olduk.

Erdoğan 7 Haziran 2015 seçimlerini kaybetti. Erdoğan’ın bütün engellemelerine, saldırılarına rağmen HDP kuruldu ve “Yeni Yaşam” çağrısıyla seçimlere katıldı. Halktan büyük destek gördü. Barajları aşarak meclisteki üçüncü büyük grup oldu.

O günden beri yapılan saldırıları, tutuklamaları, katliamları biliyoruz. Halen HDP eşbaşkanları, birçok belediye başkanı ve parti yöneticileri başta olma üzere binlerce HDP üyesi halen zindanlarda. Ama bütün bu zulme rağmen Erdoğan 7 Haziran 2015 seçimlerinden beri yapılan her seçimi, referandumu kaybetti. Ama YSK-AA maharetiyle kazanmış ilan edildi. Ama 31 Mart 2019 yerel seçimlerini de kaybetti. 25 senedir elinde olan İstanbul-Ankara büyük şehir belediyeleri olmak üzere diğer büyük şehirleri de kaybetti. Bunun üzerine İstanbul seçimlerini iptal ettiren Erdoğan şimdi de doğrudan sahaya inerek her türlü kışkırtma ve linç teşebbüsü içindedir.

Erdoğan’ın seçimleri gene kaybetmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. Seçimle gelen Erdoğan seçimle gitmemek için her yola başvuruyor, 2015’ten beri inat ediyor.

Ama esas önemli olan seçimden sonra ne olacağıdır.

Erdoğan seçimleri kazanabilmek için topluma korku salıyor ve birbirine karşı kışkırtıyor. Ayakta kalabilmek için toplumu kutuplaştırmak ve çatıştırmak, muhalefeti parçalayıp ezmek tek umudu oldu. Ama bunu yapabilecek mi? Ülkenin ve dünyanın gidişatı Erdoğan’ın kirli emellerine pek uygun değil. Ama kendiliğinden bir şey de olmaz.

Olumlu bir gelişme olması için toplumdaki kutuplaşmanın ve çatışma potansiyelinin kırılarak diyalog ve müzakereye dayalı üçüncü yolun gerçeklik ve geçerlilik kazanması gerekir. Bütün ezilenlerin tam eşitliğine ve özgürlüğüne dayalı bir yeni yaşamın vakti gelmiştir. HDP’nin bugüne kadarki mücadelesi iki kutba karşı üçüncü yol-yeni yaşam için şartların olgunlaştığını gösteriyor. Artık HDP olmadan hiç bir çözüm olmaz.

Kürtleri hala ‘Bekçi Murtaza’ zanneden ve bin bir oyunla onları kullanabileceğini, istediği gibi yönlendirebileceğini zannedenler bu derin uykularından uyanmazlarsa kendileri helak olur. Zaten yalanları bir gece bile sürmedi.