Demirtaş, „Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü istemek, artık barışı istemekle, Türkiye’ye kalıcı gerçek bir demokrasi getirmekle eş anlamlı hale gelmiştir. 15 Şubat’a doğru ilerlerken halkımız tepkisini net bir şekilde ortaya koymalıdır“ dedi.
İnsan hakları örgütleri, aydınlar ve gerçek barıştan yana olan tüm çevreleri tecride karşı tavır koymaya çağıran Demirtaş şöyle konuştu: „Tecridi kırabilecek yegane güç halkın direnişidir. Bu nedenle kadın hareketinin başlatmış olduğu ‘Öcalan’a özgürlük, siyasi soykırıma son’ kampanyasının çok anlamlı olduğunu düşünüyoruz. Bütün halkımız bu şiarla sokaklarda, meydanlarda olmalıdır. Bu son derece meşru bir taleptir. Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü istemek, artık barışı istemekle, Türkiye’ye kalıcı gerçek bir demokrasi getirmekle eş anlamlı hale gelmiştir. Bu nedenle tüm barışseverlerin, özgürlük ve demokrasiden yana olanların ‘Öcalan’a özgürlük’ kampanyasını güçlü bir şekilde sahiplenmesi ve desteklemesi gerekir.“

İmralı sistemi lağvedilmeli
„Kürt sorununa barışçıl bir çözüm istenecekse, bu halkın önderini bir adada, 10 metrelik bir çukurda tutmakla gerçekleşmesinin mümkün olmadığını görmek gerekir“ diyen Demirtaş, „Çözüm gerçekleşecekse İmralı sisteminin kesinlikle lağvedilmesi gerekmektedir. Onun yerine Sayın Öcalan’ın sürece katkı sunabileceği düzeyde güvenlik, sağlık ve özgürlük koşullarının sağlanması gerekir“ dedi.

Her şey Öcalan’a özgürlükte kilitli
Bu talebin hükümet, medya ve yargı tarafından baskı ile engellenmeye çalışıldığının altını çizen Demirtaş, „Ancak Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmek net olarak ortaya konması gereken meşru bir taleptir. Halkımız da her yerde bu talep etrafında kenetlenmelidir. Tutuklamaları, askeri operasyonları durdurmanın, Kürt sorununa kalıcı bir barış istemenin de üst başlığı ‘Öcalan’a özgürlük’ olmalıdır. Her şey orada kilitlenmiştir. Çözüm olacaksa bu ancak İmralı sisteminin tasfiyesi ile mümkün olacaktır“ diye konuştu.