DAİŞ’e karşı savaşta gazi olan Sipan’dan, Şengal’den sürgüne gelen Êzîdî kadınları, 120 gündür açlık grevinde olan direnişçilerinin ailelerinden Avrupa’nın dört bir yanından gelen Kürdistanlılar direnişin etrafında kenetlenmiş ve tecridi kırmaya kararlı.
HDP Milletvekili Leyla Güven öncülüğünde 160 gün önce başlayan açlık grevi eylemleri Strasbourg, Galler, Hewler, Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde 7 bini aşkın direnişçi ile ilk günkü inanç ile devam ediyor. Tecridin kırılmasına yönelik binler bedenlerini açlığa yatırırken, Kürdistan halkı da açlık grevleri etrafında kenetlenmiş bir durumda. Eylem merkezlerden birisi de Fransa’nın Strasbourg kenti.
Strasbourg’ta 14 eylemcinin açlık grevi 120 günü geride bırakırken, uluslararası kurumların sessizliği ise 4. haftasına giren oturma eylemiyle protesto ediliyor. 25 Mart tarihinde başlayan ve 1 Mayıs’a kadar sürmesi planlanan oturma eylemi, her hafta farklı grupların katılımı ile Avrupa Konseyi, CPT, Avrupa Parlamentosu gibi kurumların önünde devam ediyor. Eyleme dört parça Kürdistan’dan eylemciler katılırken, hepsinin ortak talebi; geç kalınmadan açlık grevi eylemcilerinin taleplerinin karşılanması.
Çözüm İmralı adasında
Tutuklandığı günden bu yana, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, İmralı’da ağır tecrit koşulları altında tutulmakta, tecrit koşulları keyfiyetle derinleştirilmekte. Abdullah Öcalan 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana avukatlarıyla, 6 Ekim 2014 tarihinden bu yana ailesi ile ve 5 Nisan 2015 tarihinden bu yana ise İmralı heyeti ile görüştürülmemektedir. Son olarak İmralı Heyeti’nin görüşmelerinin engellenmesi ile beraber Türk devleti Kürdistan’da şehirleri bombaladı, katledilen kadınların bedenlerini teşhir etti, çocukları katletti, siyasi faaliyet yürüten binlerce kişiyi tutuklayarak rehin aldı, gazetecileri, akademisyenleri, aydınları, sanatçıları hapis cezaları ile sürgüne mahkum etti.
5 ayı aşkın süredir direniş
Bütün bu uygulamalar karşısında Kürdistanlılar çözümün İmralı Adası’nda olduğunu vurgulayan ve bedenlerini açlığa yatıran direnişçiler etrafında kenetlenmiş bir durumda. Her gün bulundukları yerlerde alanlara çıkarak tecride son verilmesi talebini haykırıyor. Kürdistan halkı 20 yılı aşkındır devlet politikası haline gelen ve işkence olarak uygulanan bu tecrit politikasını direnişleri ile mahkum etmiş durumda. YPG saflarında Türk devletinin desteklediği DAİŞ’e karşı savaşan ve gazi olan Sipan’dan, Şengal’den sürgüne gelen Êzîdî kadınları, 120 gündür açlık grevinde olan direnişçilerinin ailelerinden Avrupa’nın dört bir yanından gelen Kürdistanlılar direnişin etrafında kenetlenmiş ve tecridi kırmaya kararlı.
‘Biz Şoreşger’iz kolay ölmeyiz’
Dün yeni bir grubun devraldığı eyleme geçen hafta katıldım ve bu kararlılığa bizzat şahit oldum. Eyleme; Almanya, Avustralya, Hollanda, İsviçre ve Fransa’nın farklı şehirlerinden dört parça Kürdistan’dan onlarca kişi katıldı. Eylem alanında 5 gün boyunca taleplerini haykıran Kürdistanlıların her birinin talep etrafında kenetlenmesini sağlayan hikayeleri var. Alanda en genç olan ve neşesi ile dikkat çeken Sipan; çok genç yaşlarda Kürt Özgürlük Mücadelesi ile tanışmış. Özgürlük dağlarındaki mücadeleye katılmış, Türk devletinin desteklediği DAİŞ çetelerinin Rojava’ya saldırması ile yönünü doğduğu topraklara çevirmiş. Aylarca çetelere karşı savaşan Sipan, girdiği bir çatışmada ağır yaralanarak haftalarca yoğun bakımda kalmış ve görme yetisini kaybetmiş. Doktorların yaşamayacağını söylediğini belirten Sipan, “Biz Soreşger’iz kolay ölmeyiz. Bugün burada dört parça Kürdistan’dan gelmişiz. Hepimiz Önder Apo’yu özgürleştirene kadar mücadele edeceğiz” diyor.
Zulme inat direniş
Êzîdî, Alevi, Kürt, Süryani kadınlar Avrupa’nın dört bir yanından aynı talep ile eyleme öncülük ediyor. Eylem alanında bulunan bütün kadınlar farkı mekanlarda aynı zulme, baskıya maruz bırakılmış ve yerlerinden zorla göç ettirilmiş kadınlar. Kimisi Rojava’dan, Şengal’den DAİŞ çetelerinin zulmünden topraklarını terketmek zorunda kalmış; kimisi Dersim’den, Cizre’den, Kuzey Kürdistan’dan Türk devletinin zulmünden dolayı sürgün olmuş. Hepsinin mücadelesi aynı. Zulme inat gülerek her biri benzer mesajlar veriyor:
“Avrupa’ya geldik ama geri döneceğiz topraklarımıza. Biz Önder Apo, Rojava’ya gelince Kürt olduğumuzu öğrendik. Bu mücadeleden vazgeçmeyiz, Serokati özgür olana kadar her yerde, nerede olursak olalım hep beraber mücadele etmeliyiz.”
‘Ölsek de bu davadan vazgeçmeyiz’
Cizre Bodrumları’nda babasını kaybeden bir genç ise “Benim elime bir poşet verdiler; ‘Al bu baban’ dediler. Biz artık her türlü zulmü, katliamı yaşamışız. Biz ölsek de bu davadan vazgeçmeyiz. Ya bu tecridi yıkacağız ya da hep beraber öleceğiz” diyerek, bulunduğu her alanı direnişe çeviren Kürdistan halkının barış, çözüm ve Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için her bedeli ödemeye hazır olduğunu özetliyor.
7’den 70’e her yaştan dört parça Kürdistan’dan herkesin sahiplendiği ve kenetlendiği açlık grevi eylemleri ile halk tecridi kırmaya kararlı. Yerlerinden yurtlarından çeşitli gerekçelerle aynı zulüm ile göçe zorlanan Kürdistanlılar bulundukları her alanda örgütlülüğünü koruyarak mücadelesine devam ediyor. Ölüm bile bir halk için ödenecek bedel haline geldiyse varın siz düşünün gerisini…