Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrite karşı Leyla Güven öncülüğünde cezaevlerinde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine Kanada’nın Toronto kentinden ses veren Yusuf İba eyleminin 101. gününde.
Daha önce mide bulantısı, kalp spazmı, nefes sorunu gibi sebeplerden ötürü 9 kez hastahaneye kaldırılan fakat tedaviyi reddedip eylemine devam eden İba, 3 gün önce fenalaşarak kan kustu. Sıvı almakta zorlanan ve kaslarının erimesi nedeniyle yürümekte zorlanan İba, artık hastahaneye de gitmiyor.
Sağlık sorunlarına rağmen eylemini sürdürmekte kararlı olduğunun altını çizen İba, sessizliğe dikkat çekerek Kürt halkına “Siz ileriye adım atın, çünkü biz geri adım atmayacağız” diye seslendi.
İba ile eyleminde gelinen aşamaya ilişkin bir görüşme gerçekleştirdik.
Açlık grevi eyleminizi 101 gündür sürdürüyorsunuz. Şu anki durumunuz nasıl?
Önderliğimiz üzerindeki tecritin kaldırılmasına ve Önderliğimizin özgürlüğüne odaklandığımız için 3 ay nasıl geçti anlayamadım. Her geçen gün var olan sessizlik öfkemizin, kararlılığımızın artmasına sebep oluyor. Durup düşünüyor, çoğu zaman da tarihi hatırlıyorum. Özgürlük hareketi ve Kürt halk Önderinin ne badireler, ne zorluklar geçirdiğini hatırlıyor; çaresiz olmadığımızı, çarenin kendimiz olduğunu söylüyorum. Çağrım Kürt halkınadır: Ortadoğu’ya bakın emperyalistler de dahil kazandığını zanneden herkesi durduran, bu yolda hüsrana uğratan başkan Apo ve ideolojisidir. Önderliğin uluslarası komplo ile rehin alınması ve bugün de tecritte tutulması bunun öfkesi ve intikamıdır. Bütün bunları düşünen her Kürdün özelde de gençlerin ve kadınların, daha dikkatli ve duyarlı olmaları gerekir. Bize aydınlığı ve özgürlüğü bu derece büyük sunan Önderliğin yaratımları oldukça, bizde kararlılık ve moral üst düzeyde olmaya devam edecektir. Evet moralim çok yüksek. Düşmanın ve dostların sessizliğini, sesimizle bozacağız.
Sağlık sorunlarınızın arttığı bilgisi kamuoyuna yansıdı…
İki (üç) gün önce defalarca kan kustum, ayrıca midem bulandığı için sıvı da alamıyorum. Kas erimelerim nedeniyle tek başına kalkamıyorum, arkadaşların yardımı ve kullandığım bastonun yardımıyla kalkabiliyorum. Halkımız şunu bilmeli; ister kan kusayım isterse doktorlar ’10 dakika sonra öleceksiniz’ desin, bedeli ne olursa olsun amacımıza ulaşmadan bu eylemi bırakmayacağız. Biz eylemi tecrit kırılana kadar bırakmayacağımıza göre o zaman siz harekete geçin. Gençlerin hayatlarını kaybetmelerini istemiyorsanız hemen harekete geçin. Biz geri adım atmayacağımıza göre siz ileri adım atın. Her an cezaevlerindeki 7 bin arkadaşımızı düşünüyor ve onlar için daha çok kaygılanıyoruz. Cezaevlerinin önüne 3-5 anne gideceğine yüzlerce, binlerce kişi gitmeli; ancak bu barbarlarla bu şekil mücadele edilebilir. Biz Önderliğe borçluyuz.
Eyleminiz bulunduğunuz ülkede nasıl bir sonuç yarattı? Dikkat çekici girişimler ve bunun yarattığı sonuçlar var mı?
Eylemimiz benim hiç tahmin etmeyip, beklemediğim derecede ses getirip, beni şaşırtmıştır. Bu eylemlerin etkisini bugün ile sınırlı görüp değerlendirmek eksik kalır. Bunların etkisi ve tesiri yarınlarda kendini daha çok hissettirecektir. Bunun genel olarak böyle olacağını düşünüyorum. Daha çok da eylem alanım olan Kanada için söylüyorum. Bu eylemler Apocu ruhla geliştirilip binlerce insanın katılımıyla sürdürülmektedir. Bu eylemler kapsamı itibariyle çok geniştir. Bildiğiniz gibi bu eylemler geçmişte cezaevlerinde ve siyasi tutsaklar tarafından yapılırdı. Fakat bu sefer dünyanın dört bir yanından binlerce insan katılıp Önderliğine sahip çıkmaktadır. Bu eylemde siyasi tutsakların yanı sıra anneler, gençler, kadınlar, gazeteci, akademisyen, mühendis, siyasetçi olan binlerce kişinin katılımıyla sürdürülmektedir. Bu da başkan Apo’nun ne kadar kapsayıcı olduğunu göstermektedir. Bu süreç çok farklı bir süreç. Apocu ruh ve arkadaşların direncini anlattığımız vakit buradaki insanlar çok etkileniyorlar, derin derin düşünüp “sizin için daha fazla ne yapabiliriz?” diye soruyorlar. Hatta şunu bile diyebilirim ki, bugüne kadar Özgürlük hareketine ve Önderliğe mesafeli duran çok sayıda insan bu süreçte yanımızda yer aldı. Onlara başkan Apo’nun insanlığa ve insanlara verdiği değeri uzun uzun anlatıp bugün halkımız için ne yapıyorsak, yarın ezilen bütün halklar için de aynı eylemleri yapıp aynı desteği sunabileceğimizi söylediğimizde bizi daha iyi anlıyorlar. Eylemimiz parlamentonun ve Kanada halkının gündeminde.
Açlık grevi direnişine yönelik destek yeterli mi? Bu konuda çağrınız var mı?
Önderlik üzerindeki tecrit devam ettiği müddetçe verilen hiçbir desteğe yeterlidir diyemeyiz. Önemli gelişmeler oluyor fakat yeterli değil. Tecrit genişliyor dün Kürdistan’daydı bugün ülkenin batısına da taşmış durumda. Ülkenin hem doğusunda hem de bugün batısında tecritin yarattığı tahribatla belediyelere el konulup, çok sayıda belediye gasp edilmiştir. Her zaman süreci demokratik değerler çerçevesinde sürdürüp barıştan yana tavır koyan başkan Apo’nun sesinin kısılması nedeniyle hukuksuzluklar artmış yargı sopa olup hak arayan herkesin kafasına inmiştir. Çağrım dünyayadır: Bugün DAİŞ’siz bir Ortadoğu ve dünya yaşıyorsanız başkan Apo’nun sayesinde olduğunu bilmeniz lazım. Borcunuz sessizliğe dönüşmesin. İnsan haklarından, demokratik değerlerden ve barıştan yana olan insanlar, bu çağrım en çok da sizedir: Neden halen suskunsunuz?
Leyla Güven’in eylemi 160. güne doğru gidiyor. Hala tecride yönelik atılmış bir adım yok. Bu konuda uluslararası kurumlar ve Türk devletine mesajınız nedir?
Bugüne kadar 8 arkadaşımızı şehit verdik. Onlarla birlikte yürüttüğümüz mücadele artık onların anılarıyla birlikte bize emanettir. Onlara verdiğimiz söz ve onların bize verdiği ışık hiç bir zaman güneşimizin kararmasına izin vermeyecek ve onların amacını gerçekleştirip bu insanlık dışı tecridi mutlaka kıracağız. Şehitlerimizin anıları ve halkımızın gücü bizi başarıya götürecektir. Arkadaşlarımız her yerde direniyor, sessizlik kararlılığımızı bozmayıp öfkemizi artırmaktadır. Türk devleti ve sorumlu kurumlar uluslarası antlaşmalara uyup tecriti sonlandırmalı. Türk devletinden şu an somut bir adım olmamasına karşılık uluslarası kurumlarda görevini yerine getirmemektedir. Ama unutmasınlar ki her ölümün, zulmün sebebi onlardır. Türk devletiyle iş tutup Türk devletini şımartmaktalar.
Şimdi söz sırası değil eylem zamanıdır. Umutsuzluğu umutla takas edip derhal harekete geçip Türk devletini ve sorumsuzluk yapıp sorumluluğunu yerine getirmeyen CPT ve benzeri kurumlara baskı yapalım. Biyolojik yaşımız kaç olursa olsun “Genç başladık, genç başaracağız” bunu herkes bilsin.
REŞWAN DENİZ