Açlık grevi süreci boyunca Türk devlet güçlerinin saldırılarına rağmen çocuklarının sesini duyurmaya çalışan anneler, şunlar söyledi: “İnsani, vicdani, ahlaki, hukuki olmayan bu tecrit bir daha uygulanmamalıdır. Hukuki hakların elde edilmesi için bu kadar ağır bedeller ödenmemelidir. Bizler canları değil, nefretleri gömeceğiz.”
Açlık grevi eylemlerinin sonlanmasına ve süreç boyunca yaşadıkları hak ihlallerine yönelik açıklama yapan anneler, “Bundan sonra da tecridin tamamen ortadan kaldırılması ve Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi için tüm ulusal, uluslararası dinamikleri onurlu bir barışın takipçisi ve mücadelecisi olmaya davet ediyoruz” dedi.
Açlık grevi süreci boyunca alanda çocuklarının sesini duyurma mücadelesi veren Beyaz Tülbentli Anneler ve Tevgera Jinên Azad (TJA), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Polisler açıklamanın yapılmasını engellemeye çalışsa da kadınlar engeli tanımadan açıklamasını yaptı. Açıklamaya HDP Milletvekili Saliha Aydeniz de katıldı. Anneler adına tutsak annesi Fahriye Bıkım konuştu.
Fahriye Bakım, Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit ve beraberinde toplumun her kesimine uygulanan ağır tecridin kaldırılması için Leyla Güven öncülüğünde 8 Kasım 2018’de açlık grevi eyleminin başladığını hatırlattı. Bu süreçte şehit düşenler olduğunu kaydeden Bıkım, “Mezarlık ziyaretlerine dahi izin verilmedi. Hiçbir ahlaka ve vicdana sığmayacak bir tutum sergilendi. İslami ve insani hiçbir din mezhepte olmayan bir şekilde kendi çocuklarımızın definlerine katılmamıza izin verilmemiştir. Tüm baskılara rağmen çocuklarımız direnişin sahibi olmuşlardır” dedi.
Ağır bedeller ödenmemelidir
İmralı cezaevinde uygulanan ağır tecridin beraberinde toplumun her kesiminde uygulandığına dikkat çeken Fahriye Bıkım, şöyle devam etti: “Tecrit bir insanlık suçudur. Tecride karşı mücadele bir demokrasi ve özgürlük mücadelesidir. İmralı tecrit sistemi bir tek İmralı cezaevini değil tüm Türkiye ve Kürdistan halklarını etkilemektedir. Tecride karşı mücadele, demokrasi mücadelesidir. Ancak demokrasi ve özgürlük mücadelesi her türlü hukuki dayanağa rağmen tecrit altına alınmıştır. Bir kez daha belirtiyoruz ki hakların tesisinin hiçbir tartışma ve ayrımcılığa yer vermeksizin sağlanması konusunda gerek yönetsel gerekse de yargısal mercilerin sorumluluklarını yerine getirmeleri hukukun gereği olduğu kadar ahlaki bir sorumluluktur. İnsani, vicdani, ahlaki, hukuki olmayan bu tecrit bir daha uygulanmamalıdır. Hukuki hakların elde edilmesi için bu kadar ağır bedeller ödenmemelidir.”
Mücadeleye devam edeceğiz
Demokrasi ve özgürlük mücadelesi sürecinde yaşamı ve kendi çocuklarının yaşam hakkını savunan anneler olarak, vicdani ve hukuki olmayan yaklaşımlara, baskılara ve hakaretlere maruz bırakıldıklarını kaydeden Bıkım, bunu kabul etmediklerini dile getirdi. Bıkım, şunları söyledi: “Bizler özgür kadının, özgür toplumun savunucuları olarak, her türlü tecride karşı mücadele savunucuları olmaya devam edeceğiz. Beyaz tülbentli anneler ve TJA Amed olarak bir kez daha belirtiyoruz ki; bizler canları değil, nefretleri gömeceğiz. Onurlu bir mücadelenin ve çocuklarımızın yaşam hakkını, insani ve hukuki haklarını savunma mücadelesine de devam edeceğiz. Tecridi asla kabul etmeyeceğiz, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bundan sonra da tecridin tamamen ortadan kaldırılması ve Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi için tüm ulusal, uluslararası dinamikleri onurlu bir barışın takipçisi ve mücadelecisi olmaya davet ediyoruz.”
Açıklama alkışlar eşliğinde sona erdi.
AMED
Öcalan’ın selamı umut ekti
Açlık grevleri sürecinde Van’da da sokakları terk etmeyen anneler, çocuklarıyla birlikte direndiklerini ve kazandıklarını belirterek, “Abdullah Öcalan’ın annelere özel selamı yüreğimize umudu ekmiştir. Anneler olarak mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Barış Anneleri Van Meclisi üyesi Zekiye Kaya, cezaevlerindeki direnişin zafere ulaştığını ifade ederek, “Aylardır Leyla Güven öncülüğünde tarihi bir direniş gerçekleşti. Bu direniş amacına ulaştı. Bu başarıyı kendisini feda eden Zülküf Gezenler ve Ayten Beçetler getirmiştir. Bu direniş Kürt iradesini bütün dünyaya göstermiştir. Biz Barış Anneleri olarak barışın sağlanması için her daim sokaklarda olacağız” dedi.
‘Direnmeye devam’
Barış Annesi Hanife Kaçak, çocuklarının onlara umudu müjdelediklerini söyledi. Hiçbir zaman direnmekten vazgeçmediklerinin altını çizen Hanife, “Bu başarı çocuklarımızın iradesi sonucu elde edilmiştir. Bu topraklarda barış tohumları yeşermeden ve barışı büyütmeden biz anneler direnmekten ve mücadele etmeden vazgeçmeyeceğiz. Bijî berxwedana zindanan” şeklinde konuştu.
Barış Annesi Xane Akdağ, AÖcalan’ın annelere özel selamına dikkat çekerek, “O’nun selamları bizim yüreğimizde barışı alevlendirip, umudu ekmiştir. 7 ayı aşkındır çocuklarımız omuz omuza direniyor. Onların direnişi zaferin bayrağını dalgalandırmış ve direnişi büyütmüştür. Biz Barış Anneleri olarak sonuna kadar mücadele edeceğiz ve mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.”
Başaracağız dedik ve başardık
Bese Akdoğan, direnişin zaferini kutlayarak duygularını şöyle paylaştı: “Biz ilk gün ‘çocuklarımızla başaracağız’ dedik ve başardık. Biz Kürt anneleri olarak hiçbir zaman direnmekten vazgeçmedik. Zulüm karşısında sessiz kalan bir halk olmayacağız. Bu daha başlangıç, bizler direnişimizi büyüteceğiz.”
Çocukları ve anneleri beraberdi
Kewe Işık, Barış Anneleri olarak mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Biz çocuklarımıza inanıyorduk. Sokakları da alanları da bugüne kadar terk etmedik. Çünkü tarihi bir direniş vardı ve bizim buna sessiz kalmamamız gerekirdi. Bize düşen bu sesi duyurmaktı. Çocuklar ve anneler beraber direndi ve kazandı. Bu mesaj karanlığa aydınlık oldu.”
Hediye Koçak ise “Direnişin sonu başarı oldu. Biz kararlı ve umutluyduk. Umudumuzu büyüttük ve kazandık” dedi.
Tecrit zincirini kırdılar
Açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerinin sonlandırılmasının ardından günlerce Ankara’da nöbet tutan anneler de eylemlerini bitirdi. Tarifsiz bir mutluluk yaşayan anneler, “Çocuklarımız bizim onurumuzdur. Umutluyuz, barışı, özgürlüğü getireceğiz” dedi.
Direnişin simgesi haline gelen anneler, Ankara’da Meclis’te ve HDP Genel Merkezi’nde nöbet tuttu. Anneler de eylemlerin sona ermesinin ardından nöbetlerini sonlandırdı. Sincan Cezaevi’nde açlık grevine ilk grupta girenler arasında bulunan Süheyla Taş’ın annesi Nezahat Taş, çocuklarının tecrit zincirini kırdığını belirterek, “Allah’a binlerce şükür daha kötü olmadan açlık grevleri bitti. Tecridi kırdık, mutluyuz, sevincimizi nasıl dile getireceğimizi bilmiyorum. Her hafta çocuklarımız gözlerimizin önünde eriyorlardı. Bugün açlık grevleri bitti, çocuklarımızın üzerindeki tecrit kalktı. Annelerin ve cezaevlerindeki çocuklarımızın sayesinde” dedi.
8 canımızı yitirdik
Leyla Güven öncülüğünde başlayan açlık grevlerinin bütün dünyaya yayıldığını hatırlatan Nafiye Yiğit, “Anneler olarak sokaklarda, cezaevi önlerinde ölümlerin daha fazla yaşanmaması için sürekli mücadele ettik. 13 gündür Ankara’dayız. Çözümün adresi Ankara’dadır, dedik. Barışın elini biz annelere uzatacaklar umuduyla geldik. Bugün ayrı bir mutlu olduk. Ancak 8 canımızı yitirdik. Anneler olarak bugün mutluluğumuz daha fazla olsaydı keşke ama çocuklarımızın direnişi tecridi kırdı” şeklinde konuştu.
Umarım devamı gelir
Açlık grevlerinin bitmesiyle tarifsiz bir duygu içinde olduğunu söyleyen Afiye Bitmen de şunları dile getirdi: “Bu mutluluğun tarifi yapılamaz. Umarım bunun devamı gelir. Anneler olarak herkesin özgür olmasını istiyoruz. Okunan mektup bizi farklı duygulara sürükledi. O mesaj bütün insanlar için iyi bir mesajdı. Bu saatten sonra açlık grevleri bitti ama sağlık süreci devam ediyor. Kimin elinden ne geliyorsa çocuklarımızın sağlığı için yapsın.”
Mutluyuz, üzgünüz de
Öcalan’ın gönderdiği mesajın kendilerinde büyük bir mutluluk yaşattığını vurgulayan Nuran Tarlak, şöyle konuştu: “Çok mutluyuz, çocuklarımızı görmeye gidince eridiğine şahit olmayacağız. Bir yanımız mutluyken, diğer yanımız hala üzgün. Keşke 8 çocuğumuz ölmeden bitseydi açlık grevleri. Bugün açlık grevleri bitmişse onlar sayesindedir.”
Onlar bizim onurumuz
Yesura Tufan ise şunları dile getirdi: “13 gündür sokaklarda, kurumlarda ve Meclis’te sesimizi duyurmaya çalıştık. Bir açıklama geldi. Bu bizi ne kadara mutlu etse de yitip giden 8 can bizi hüzünlendiriyor. Keşke 8 can gitmeseydi de onlarında anneleri bizlerin aramızda olsun. Cezaevindeki çocuklarımızın sağlığını ve tedavilerini düşünmeye başladık. Çocuklarımız bizim onurumuzdur. Çocuklarımızdan umutluyuz, barışı, özgürlüğü getireceğiz.”
Çocuklarımızın kararlılığı sonuç getirdi
Öcalan’ın mesajı ile tecride karşı girdikleri ölüm orucu eylemini sonlandıran Ergin Akhan ve Sait Öztürk’ün aileleri, bu sonucun çocuklarının kararlığı ve sokakta beyaz tülbentleriyle ses çıkaran annelerin mücadelesi sonucunda ortaya çıktığını belirtti.
Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde ölüm orucunda olan Ergin Akhan ile Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ölüm orucuna giren Sait Öztürk’ün aileleri, Öcalan’ın avukatları tarafından paylaşılan mesajını döktükleri sevinç gözyaşlarıyla dinledi.
Muş’un Bulanık ilçesinde Kekelî (Kırkgöze) köyünde 1988’de dünyaya gelen Ergin Akhan, 2015’te Amed’de gözaltına alınarak “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. Yargılanmasına halen devam edilen Akhan, Öcalan’a dönük tecride karşı 1 Mart’ta girdiği açlık grevi eylemini 30 Nisan günü ölüm orucuna çevirdi. 27 gün ölüm orucunda kalan Akhan, eylemine son verdikten sonra hastaneye sevk edildi.
Çocuklarımızın hep yanındayız
Akhan’ın annesi Aysel Akhan, açıklamayı sevinçle izlediklerini dile getirdi. Oğlunun ölüm orucunda olduğu süre boyunca zor günler geçirdiklerini söyleyen Akhan, “Açıklamayı izleyince sevindik. Çocuklarımızın kararlığı ve sokakta beyaz tülbentleriyle çocuklarımızın yaşaması için ses çıkaran annelerin mücadelesi sonucunda bu sonuç ortaya çıktı. Biz anneler her zaman çocuklarımız yanındayız. Çocuklarımızın tedavi sürecini takip edeceğiz” dedi.
Tecrit tamamen kaldırılmalı
Oğlunun girdiği eylemdeki kararlığı üzerinde duran baba Nurettin Akhan ise şunları ifade etti: “Görüşüne gittiğimizde kilo kaybını görüyorduk ama morali yüksekti. Konuştuğumuzda her zaman tecrit kaldırılıncaya kadar grevi sürdüreceklerinin kararlılığını gördük. Yapılan açıklamayı televizyonun karşısına geçerek sevinçle izledik. Umarım bundan sonra açlık grevleri ve ölüm orucu olmaması için tecrit tam anlamıyla kaldırılır.”
Umarım bir daha yaşanmaz
Muş’un Bulanık ilçesinde 1986’da dünyaya gelen Sait Öztürk ise 2012’de “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. 13 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 16 Aralık 2018’de açlık grevine başlayan Öztürk, 10 Mayıs’da eylemini ölüm orucuna çevirdi. 17 gün ölüm orucunda kalan Öztürk, açıklamanın ardından eylemine son vererek, hastaneye sevk edildi.
Açıklamanın ardından mutlu olduğunu dile getiren anne Çiçek Öztürk, “Bir anne olarak, bu süreçte çocuğum aç iken, boğazımdan yemek geçmiyordu. Yapılan açıklama bizleri sevindirdi. Umarım bir daha yaşanmaz. Oğlumun görüşüne giderken, kararlı morali olduğunu görüyordum. Ölüm orucunu sonlandırdılar ve tedavilerinin iyi bir şekilde yapılmasını istiyorum” dedi.