MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 15 Şubat 1999’daki Uluslararası Komplonun 21’inci yıl dönümü yaklaşırken, Kürtler Hamburg’ta, yeni polis yasasını protesto eden St.Pauli taraftarıyla birlikte yürüdü. Hem komplo, hem de yeni polis yasası binlerce kişi tarafından protesto edildi.
Cuma günü başlayan yürüyüşün Cumartesi günkü etabı, Altona tren istasyonu önünde saat: 13.00’te start aldı. Bir grup Kürdistanlının startını verdiği yürüyüşte Öcalan’ın dev posterinin yanı sıra bayrak ve flamalar da açıldı.
St.Pauli stadyumu önünde karşılama
Hamburg ve Bremen kentinden gelen Kürdistanlıların öncülüğünde başlayan yürüyüş, St Pauli stadyumu önünde maç çıkışından sonra binleri buldu. Stadyum önünde Kürdistanlıları maçta çıkanlar taraftarlar ‘Bijî berxwedana Rojava’ sloganları ile karşıladı.
Daha sonra yürüyüşe geçen binlerce kişi, bir yandan Öcalan üzerindeki tecrit ve komployu, diğer yandan da Hamburg Senatosu tarafından uygulamaya geçirilmek istenilen yeni polis yasasını kınayan sloganlar eşliğinde yürüdü.
Eylem tertip komitesi adına bir temsilci, polisin yetkilerini genişleten yeni yasanın pratiğe geçmesi durumunda, polis şiddetinin daha da artacağını, bu yasalarla Hamburg Eyaleti’nde bir polis devletinin kurulmak istendiğini belirtti.
“Bu yürüyüşle aynı zamanda Kürt dostlarımızın yanında yer almak istediğimizi belirtiyoruz” diyen Temsilci, Kürt halkının özgür olması için St.Pauli taraftarları olarak dayanışmalarını devam ettireceklerini belirtti. Yürüyüşte sık sık ‘Katil Erdogan’, ‘Öcalan’a özgürlük’, ‘PKK yasağına son” sloganları atıldı.
‘Öcalan’a bağlılığımı belirtmek için buradayım’
- Y
ürüyüşte yerine alan Hamburg Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanı Abuzer Bilenler, Öcalan’a bağlılığı için yürüdüğünü vurguladı. Bilenler, şunları belirtti: “21 yıldır esaret altında tutulan Önder Öcalan’a bağlılığımı belirtmek için burdayım. Bunun yanı sıra Rojava’ya dönük işgal saldırısı ve asimilasyon politikalarını kınam için buradayım. Bugün binlerce insanın toplanması gerekirken çok az sayıda insan toplandı başlangıçta. Bence herkes Önderliği ve davası söz konusu olduğunda vicdan ile cüzdan ikileminden kurtulmalıdır. ‘Ölümüne sana bağlıyız Serok’ diyen bir çok insan, bugün maalesef evinde oturmayı tercih ediyor.”
Bremen DKTM Eşbaşkanı Menal Qamişlo ise amaçlarının tecridin kırılması ve ulusal birliğini sağlanması olduğu söyledi. Menal Qamişlo “Bizler de hem tecridi kınamak, hem de ulusal davamıza baglılığımızı göstermek için Bremen’den bir grup Kürdistanlı olarak buraya geldik.Insanlar eskisi gibi tepkilerini ortaya koymuyor. Bu konuda ciddi bir aşınma ve duyarsızlık var. Ne olursa olsun bu mücadele devam ediyor. Önderligimiz ve ülkemiz özgürleşene kadar mücadelemiz devam edecek. Vicdan sahibi olarak sokaklarda olacağız” dedi.
Eyleme yerini alan Kürdistanlı Xale Osman da şu ifadeleri kullandı: “Bizler de insanız, Bizim de kendi dilimizle kendi kültürümüzle yaşama hakkımız var. Barbar dünyaya ne yapmışız ki bu kadar üzerimize geliyor. Bizler de herkes gibi özgür ve onurluca yaşamak istiyoruz. Önderimiz Öcalan özgürlüğüne kadar elimiz bu komplocuların yakasında olacak. Gün gelecek, devran dönecek ama halkımız bu ihaneti asla unutmayacak. Kürt halkına çağrım önderliklerine sahip çıkmalarıdır.”
- Hasari Çolig de “İlerlemiş yaşıma ve bütün hastalıklarıma rağmen söz konusu Önderlik ve onun özgürlüğü olunca mutlaka yürüyüşlere katılıyorum. 21 senedir Önderliğin üzerindeki komploya karşı yapılan tüm eylem ve etkinlerde yer alıyorum. Bu benim, Önderliğime karşı namus borcumdur. Burada olduğum için vicdanım rahatır. Bence burada olmayanlar vicdanlarını ve dürüstlüklerini sorgulasınlar. Ne zamana kadar birbirimizi kandıracağz. Çağrım insanlarımızın bir bütünen Strasbourg’taki yürüyüşte yer almalarıdır.”
‘Onları temsilen buradayım’
Bir diğer eylemci Ali Ülger de duygu ve düşüncelerini şu şekilde dile getirdi: “Dersim’den Kayseri’ye sürgün edilen bir Kürt olarak gerçek Kürtlüğümü, bu mücadele ile tanıdım. Bu uğurda yakınlarımı şehit verdim. Bugün onları temsilen buradayım. Daha fazla insan olsaydık polis bayraklarımıza müdahale etmez ya da bizi yolun kenarında yürütmezdi. Yüz kişinin altında olduğumuz için polis bizi caddede yürütmüyor. ‘Kürt’üm ya da ‘Önderligimi seviyorum’ diyen bir çok insan burada değil. İnsanlar bir yürüyüşe katılmaktansa evinde ya da kahvede oturmayı tercih ediyor. Ne pahasına olursa olsun Öcalan gönüllüleri ve sevdalıları olarak bizler görevimizi yerine getirecegiz. Herkesi vicdanıyla baş başa bırakıyorum.”