İmralı tecridine karşı başlatılan açlık grevinde yer alan tutsaklardan Jiyan Ay, “Tecridi ve nice tecritleri kırmaya, parçalamaya devam edeceğiz. Bu tecrit, ya kalkacak ya kalkacak” dedi.

Binlerce tutsağın tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevine katılanlardan biri de Nusaybin’de ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde gözaltına alınıp tutuklanan Jiyan Ay.  Patnos L Tipi Cezaevi’nde tutulan Jiyan Ay, ailesi aracığıyla açlık grevine ilişkin bir mesaj gönderdi. Tecridi kıracaklarına olan inancın tam olduğunu belirten Ay, şunları ifade etti: “Öncelikle tüm arkadaşları Leyl-i direniş ruhu ve devrimin sıcaklığıyla selamlıyor, zafer inancı ve coşkusuyla sevgilerimi sunuyorum. Bugünleri ‘direniş gecesi’, ‘İmralı gecesi’ diye tanımlıyor ve anlamlandırıyorum. Sanılmasın ki karanlıktır bu gece, güneş aya tutkun, ay güneşe secde… Zaferin yaprak yaprak indiği gecelerdir. Açlık grevi deniliyor. Hayır, aç değiliz! Sanılmasın ki açız ve bir parça ekmeğe dileniyoruz. Hayır, biz direniyoruz, evet karnımız toktur ve bugünlerde direnişle kusuyoruz sindiremediklerimizi. Karnımız toktur sabır denen illete. Sindiremiyoruz yine ve artık yemez kimseler. Yemezler!

Karnımız toktur zulme, sömürüye ve evet tecride. Büyük bir inanç ve kararlılıkla yürüyoruz, yürümeye de devam edeceğiz. Tecridi ve nice tecritleri kırmaya, parçalamaya devam edeceğiz. Barışın üstündeki bu tecrit ya kalkacak ya kalkacak. Bu istekle onlarca arkadaş bedenlerini fedaice eylemleştiriyor.

Türk devleti hala sessiz ve bu sessizlik, savaş isteminden kaynaklanmaktadır. Eğer cevap verilmezse de bu eyleme ve kayıplar olursa sorumlusu Türk devletidir. Özgürlük ateşi içimizde her gün büyüyor. Bizi yaşatan bu ateş bizi yakmadığı kadar faşizmin kalesini yıkacaktır. Bu temelde sonuç alınacağına inanıyorum…”

 
 

Ses verin ki karanlık yırtılsın

 

Bandırma Cezaevi’ndeki tutsaklar, herkesi eylemlerine destek vermeye çağırarak, “Göreceksiniz ki faşizm, sese çok dayanıksızdır. Faşizm sese dayanamaz ve cin çarpmışa döner. Ses verin ki karanlık yırtılsın” dedi.

Bandırma 2 No’lu Cezaevi’nde 5 Ocak’tan bu yana açlık grevinde olan Ekrem Gün, İnan Söylemez, Serdar Taşkın, Mikail Mungan ve Sipan Karabulut, Mezopotamya Ajansı’na(MA) mektup gönderdi. Tutsaklar, eylemlerinin mutlaka başarıya ulaşacağını belirterek, “Çünkü direniş güzelleştirir ve güzellikler yaratır. Çünkü direniş özgürleştirir ve insanı kendisi yapar. Çünkü direniş varoluşu anlamlı ve değerli kılar. Faşizm bize ölümü ve karanlığı dayatıyor. Direniş aydınlığa götürür. Bizler bu duygularla ve eylemimizle aslında Sayın Abdullah Öcalan’ın direnişine katılıyoruz. Direnişiyle bütünleşiyoruz” dedi.

Özgür Kürt varlığına saldırı

 Tecridi kırmak için bedenlerini açlığa yatırdıklarını ifade eden tutsaklar, şöyle devam etti: “Ruhumuzu ve manevi varlığımızı korumak ve özgürleştirmek için bu direnişe katıldık. Çünkü tecrit sadece belli siyasi amaçlara ulaşmak için insani durumun zorlaştırılması değildir. Bununla beraber özgür Kürt varlığına, bizim manevi varlığımıza yönelik ağır bir saldırıdır. Biz, manevi varlığımız üzerindeki saldırıyı hissettiğimiz için direniş tutumunu açlık grevine dönüştürdük. Aksi halde direnişsizlik insanın ruhunu kirletir ve insanı çirkinleştirir. Tecridi kabullenmek, ona karşı çıkmamak manevi kirlenme ve çirkinleşmedir.”

İnsan olmanın gereğidir

 Öcalan şahsında tecrit edilen aslında ahlaki ve politik toplumsallıktır. Pratiğin de gösterdiği gibi tecrit demek, faşist baskının, devlet ve iktidar baskısının toplumu çepeçevre sarması, ahlak değerlerinin aşındırması ve politik varoluş alanının alabildiğine daraltmasıdır. Bu anlamda bizim tutumumuz ahlaki ve politik toplumu savunmak, onun varoluş alanını, iradi bir çabayla genişletme tutumudur. Çünkü biz iyi biliyoruz ki, faşizm zaten tecrit demektir. Herkesin herkesten tecrit edildiği, herkesin sadece kendisi için kaygılandığı, başkasına duyarsız hale geldiği ve sessizliğin hüküm sürdüğü bir politik iklimdir. Tecride karşı çıkmak insan olmanın bir gereğidir.

Bu durgunluk aşılacaktır 

 Halkımızın ve dostlarımızın büyük bir faşist baskı altında olduğunu biliyoruz. Görünüşteki durgunluğun aldatıcı olmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu durgun görünüş aşılacaktır. Halkımızın kendisine dayatılan sessizliği, bizim çığlığımızı büyüterek ve herkese ulaştırarak yırtacağını düşünüyoruz. Bir zamanlar Hayri yoldaşın dediği gibi ‘direniş çığlıkları ülkemizi Vietnamlaştıracak.’ Her insanımızın kendini bir elçi, direnişin bir öznesi gibi görerek her türlü entelektüel, politik, kültürel, sanatsal ve diplomatik çabalarla direnişin başarıya ulaşması için katkıda bulunması gerekir. Herkes kendi sorumluluklarına sahip çıkarsa bu tecrit, savaş ve faşizm sarmalını aşabilir ve adalet, barış ve demokrasi imkanına kavuşabiliriz. Aksi halde olumsuzluklar ve baskı giderek koyulaşacak ve bu ülkenin halkları olarak daha büyük bedeller ödemek zorunda kalacağız.

Faşizm sese dayanamaz

 Bizler diğer arkadaşlarımız gibi halkımızın/halklarımızın daha ağır bedeller ödemek zorunda kalmaması için bedel kavramının içeriğinde bulunan riski kendi üzerimize aldık ve açlık grevi tutumunu ortaya koyduk. İçinde bulunduğumuz koşullarda yapabileceğimiz şimdilik budur. Bunu bir borç ve görev gibi görüyoruz. İçimizde ise Zilan’ın sesi yankılanıyor; ‘Keşke verebileceğimiz başka şeylerimiz ve yapabileceğimiz başka eylemler olsaydı.’ Ama sizin var. Siz de bir ses verin. Göreceksiniz ki faşizm, sese çok dayanıksızdır. Faşizm sese dayanamaz ve cin çarpmışa döner. Ses verin ki, karanlık yırtılsın.”

 
 

Hücreye götürülen tutsaktan haber yok

 

Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevi eyleminin 88. gününde olan tutsaklardan Süleyman Benzer, hücreye konuldu ve bilgi anılamıyor. Amasya E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve 13 gündür açlık grevinde olan 27 yıllık tutsak Kadir Kaplan da tek kişilik hücreye konuldu.

Düzce T Tipi Cezaevi’ndeki bir grup tutsak da 88 gündür açlık grevinde. Süleyman Benzer, Mehmet Erbey ve diğer tutsakların ciddi baskılarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Süleyman Benzer’in hücrede olduğu için durumu hakkında herhangi bir bilgi alınamadığı kaydedildi. Ayrıca Süleyman Benzer’in ne televizyon ne de başka bir iletişim hakkı olmadığı aktarıldı.

Mehmet Erbey’in yakınları, talepleri kabul edilene kadar geri adım atmayacaklarını ve bu konuda kararlı olduklarını belirterek, Mehmet’in kendilerine şunları aktardığını ifade etti: “Düzce Cezaevi’nde çok keyfi uygulamalar ve askeri nizam dayatması var. Hiç bir şekilde gazete verilmiyor,  TV’de 2-3 kanal bulunuyor. Görüş, normalde 1 saat ve 45 dakika olması gerekirken, 3’üncü dakikada sonlandırılıyor. ‘Neden erken bitiriliyor’ diye sorduğumuzda ise ‘Biz ne zaman istersek o zaman biter’ dediler. Görüşe çıkmadan önce bahçeden cezaevine yürürken askeri nizam dayatmasında bulunarak tek sıra halinde yürümemiz istendi. Karşı çıktığımızda ziyaretçi kartımızın elimizden alınacağı söylendi. Bende bu şekilde bizi tehdit edemeyeceklerini söyledim.”

 Cezaları bitenler de tutuluyor

 Hak ihlallerinin cezaevi müdürü Kazım Kaya’nın talimatı doğrultusunda hayata geçirildiği bildirildi. Gardiyanların hakaretlerine maruz kalındığı ifade edilirken, görüş günü tutsakların kendi yakınları dışında kimseyi soramadıkları belirtildi. Ayrıca cezaları bir yıl önce biten 4 tutsağın disiplin cezaları olduğu gerekçesiyle tahliye edilmediği de öğrenildi.

Öte yandan 27 yıldır tutsak Kaplan, İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi’ne mektup gönderdi. Kaplan, mektubunda, “Açlık grevine girdiğim için beni tek kişilik hücreye aldılar. Haftalık rutin telefon görüşmelerim yasaklandı. Burada sürekli keyfi uygulamalar yapılıyor. Hastane muayenelerinde kelepçe kabul etmediğim için hastaneye götürülmeyip tedavilerim engellendi” dedi.

Açlık grevinde olan oğlunun tek kişilik hücreye alınmasından duyduğu endişeyi dile getiren Mehmet Kaplan, “Bu yapılanlar hukuki ve insani değil” diye tepki gösterdi.

 
 

Sürgün edilen tutsağa işkence

Urfa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevindeki Semra Akan, Mardin’den yanlarına getirilen 57 yaşındaki Zerga Açar’ın maruz kaldığı işkenceyi anlattı.

Urfa T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan kadın tutsaklardan Semra Akan, Mezopotamya Ajansı’na (MA) gönderdiği mektup ile Mardin’den Urfa Cezaevi’ne sevk edilen 57 yaşındaki Zerga Açar’ın uğradığı işkence ve tehditleri anlattı.

Kadınlar olarak 5 Ocak’tan itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olduklarını belirten Akan, Mart’ta da 8 kadının daha eklenmesiyle 10 kadının eylemi devam ettirdiğini ifade etti.

Gardiyanların saldırısı

Özgürlüğe olan inanç ve sevdalarıyla Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılıncaya kadar üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getireceklerini belirten Akan, mektubunda şu bilgilere yer verdi: “28 Şubat’ta Mardin E Tipi Cezaevi’nden Urfa 2 No’lu T Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen 57 yaşındaki Zerga Açar adlı anne sürgün edildikten sonra işkenceye maruz bırakıldı. Öncelikle parmak izi ve göz taraması yapıldığı esnada asker tarafından saçından çekilerek ve ‘sen teröristsin vatan hainisin’ denilerek hakarete ve şiddete uğramış. Daha sonra da girişte çıplak arama işkencesine maruz kalmış. Çıplak arama yapıldığı esnada Zerga Ana direnmiş ve kabul etmemiş. Fakat yerlerde sürükleyip bütün kıyafetlerini yırtıp soymuşlar. En son iç çamaşırları da parçalanarak soyulmuş ve bu gardiyanlar tarafından fiziki tacize de maruz bırakılmıştır. Daha sonra darp edilerek koğuşa getirilmiş. Bizler tepki gösterince ‘bu kadının psikolojisi bozuk’ denilerek iftira atmışlardır.”

 Açar’ın hiçbir kıyafetinin idare tarafından teslim edilmediğini de ekleyen Akan, “İşkence yetmiyormuş gibi Zerga Açar’ın, gardiyanları darp ettiğini iddia ederek kendisine soruşturma açıldı. 11 gün hücre cezası verildi” diyerek işkencelerin günlerce devam ettiğini vurguladı.