Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecritle kadına yönelik şiddetin soykırım düzeyine gelmesinin tesadüfi olmadığını belirten DBP PM üyesi Aliye Kızıldamar, “Tecridin ortadan kaldırılmasıyla kadınlar kazanımlarının önündeki engelleri aşacaktır” dedi.
İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları, 5 Nisan 2015 tarihinden itibaren İmralı heyetiyle ve 11 Eylül 2016’dan bu yana ise ailesiyle görüştürülmüyor. Tecridin ağırlaştırılmış ve sistematikleştirilmiş bir hale dönüştürüldüğünü vurgulayan Demokratik Bölgeler Partisi Parti Merkezi Üyesi (DBP PM) üyesi Aliye Kızıldamar, İmralı tecridinin toplumsal bir etkiye sahip olduğunu, bu nedenle de çok kapsamlı ele alınması gerektiğini söyledi.
Toplumun kurtuluşu kadınlarla olur
Tecridin en çok da kadınları ve kadın kazanımlarını etkilediğine dikkat çeken Kızıldamar, Öcalan’ın kadın özgürlük mücadelesine ilişkin, “Kadın toplumun en dinamik ve en hareketli parçasıdır” ve “Kadının kurtuluşu toplumun kurtuluşudur” sözlerini anımsatarak şöyle konuştu: “Sayın Abdullah Öcalan, kadın kimliğinin ve iradesinin gerçekleşmesi ve açığa çıkmasına yönelik çok büyük bir değerdir. Haliyle de kendisi çok ciddi bir zihinsel devrimi de beraberinde getiren bir sürecin sahibidir. Bunun farkına varan her kadın, dolayısıyla kadını doğal yaşamdan ve toplumdan silmeye çalışan zihniyet ve sistem açısından büyük bir tehlike. Kadınlar, toplumun en dinamik parçası ve kurtuluşu olduklarını unutmamalı ve mücadele etmeye devam etmelidir.”
Tecritten ayrı düşünülemez
Kızıldamar, 21. yüzyılda sistematik şiddete maruz bırakıldıklarını hatırlatarak, bu sistematik şiddetin kırım hatta soykırım boyutuna ulaştığını kaydetti. Kadına dayatılan şiddetin tecritten ayrı ele alınamayacağını belirten DBP PM Üyesi, “İmralı tecridinden bugüne kadınların yaşadığı bu kırımların daha bir sistematik hale gelmesi tesadüfi değil, ciddi bir politikanın eseridir. Kadın şahsında Ortadoğu halklarının kaosa sürüklenmesi, birbirinden bağımsız gerçeklikler değildir. Tecridin ortadan kaldırılmasıyla kadının ve kadın şahsında toplumun kendi dinamikleriyle, öz değerleriyle tekrar buluşması sağlanacaktır. Bu açıdan kadının, kazanımları önündeki engelleri aşacağını, bunun ise ancak tecridin bir an önce kaldırılmasıyla sağlanabileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Sonlanması kadın özgürlüğüne yol açar
Erkek egemen zihniyetin her gün daha fazla güçlendirilerek kurumsallaştırıldığını aktaran Kızıldamar, “Erkek egemen zihniyet her geçen gün tahakküm altına almaya çalıştığı kadını toplumsal bir kırımdan geçirmeye hazırlanıyor. Bunu da en çok kadın kazanımlarına göz dikerek hedefliyor. Tüm bu saldırıların kaynağı olan İmralı tecridinin son bulması ise tam da kadın özgürlüğüne de yol açacak bir noktada duruyor. Kadınlar tecride karşı bu yüzden güçlü bir ses çıkarmalı.”
JINNEWS/AMED