Zindana sığmayan sesler...
Orhan Bingöl, hukuk fakültesi öğrencisiyken tutuklandı, müebbet hapis cezası aldı. On yıl alerjiürtiker deri hastalığı yaşadı hala yaşamaya da devam ediyor. Tedavi için alerji birimlerinden birine gönderilseydi bunca sıkıntıyı yaşamayacaktı ancak bir türlü sevki yapılmadı. Bingöl’de ayrıca ilerlemiş varis ve böbrek hastalığı mevcut.
Orhan Bingöl’ü bugünlerde gündeme getiren ise yazdığı bir mektup. Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan Bingöl, 13 Ekim 2016’da bir Sivil Toplum Kurumu’na hapishanede yaşadıkları hak ihlallerini anlatan bir mektup yazmış ve hapishane yönetimi mektuptaki bazı ifadeleri “sakıncalı” bularak mektuba el koymuştu.
Orhan Bingöl el konulan mektupla ilgili Cezaevi İnfaz Hakimliği’ne itiraz etti. Hakimlik bu itirazı “Mektubun kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış ifadeler içerdiği, bu hâliyle örgüt mensuplarının mektuplaşması niteliğini taşıdığı” gerekçesiyle reddetti. Bingöl de haberleşme hakkının ihlal edildiğini belirterek AYM’ye bireysel başvuru yaptı.
AYM, ilk olarak Adalet Bakanlığı’ndan görüş istedi. Bakanlık cevap yazısında: “Başvurucu tarafından gönderilen mektubun kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan-yanlış beyan içerdiği değerlendirilerek alıkonulmasına karar verilmesinin Anayasa’nın 22’nci maddesi anlamında kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için ihtiyaç duyulan demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla orantılı olduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir. Bu kapsamda Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği kararlardaki tespit ve sonuçların yasanın uygulanması niteliğinde olduğu ve Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı” cevabı verdi.
Bu savunmayı yerinde bulmayan AYM, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verdi. Herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğunu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğunu açıklayan AYM, “Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz” dedi. Nihayetinde ise AYM, Bingöl’ün “Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine” ilişkin iddianın kabulüne, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ve başvurucuya 1000 lira manevi tazminat ödenmesine karar vererek dosyayı İnfaz Hakimliği’ne gönderdi.
Orhan Bingöl, hapishane koşullarının yeterince kötü olduğunu anlattığı mektupta içerideki arkadaşlarının durumunun psikolojik olarak herkesi kötü etkilediğini belirterek tutsakların yıllardır doktor yüzü görmediğini söylüyor. Ağır hasta tutsakların bırakın tahliye edilmeyi, doğru düzgün tedavi bile edilmediğini söyleyen Bingöl, Bolu Hapishanesi’nde sürekli bir doktor bulunmadığını, dolayısıyla hasta tutsakların asla tedavi edilmediğini söylüyor. Hastaneye sevk edilme “şansı” yakalayan tutsaklar için ise doktorların ırkçı ve faşizan tutumları geçerli. Politik tutsakları “terörist” oldukları gerekçesiyle kelepçeli muayene etmek isteyen ya da direkt muayene etmeyen doktorlar, tutsakların büyük sorunların biri. Bolu Hapishanesi’ndeki hasta tutsaklar kelepçe dayatmasını haklı olarak kabul etmeyen tutsaklar ne yazık ki hastaneye sevklerden muayene olamadan geri dönüyor...
Mektup Adresi:
Orhan Bingöl
Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu - Bolu-Türkei