
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşen BDP heyeti konusundaki tehditlerine yanıt verdi.
Hakaret ve tehditler arttı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın son zamanlarda BDP’ye yönelik hakaretlerinin arttığı, diğer taraftan da tehditler savurduğu hatırlatılarak, “Böylece BDP heyetinin bu süreci başlatan Kürt Halk Önderi ile yaptığı görüşmelere müdahale edilmektedir. AKP Hükümeti’nin süreci geliştirecek görüşmelere kolaylık sağlaması gerekirken, görüşmeleri anlamsız hale getiren ve kendi istediği gibi sürmesini isteyen müdahaleler ve saldırılarda bulunması süreci sabote etmek anlamına gelmektedir. Eğer bir tarafın heyetlerine keyfi müdahale ediliyorsa orada görüşme ve diyalogdan bile söz edilemez. Zaten taraflı tarafsız herkes, AKP’nin bu heyetlere müdahalesinin sürecin ruhuna aykırı olduğunu söylemektedir” denildi.
Çözüm zihniyeti yok
Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, süreci başlatanın Kürt Halk Önderi olduğunu ve bir çözüm olacaksa bunun baş müzakerecisi konumunda bulunduğunu vurguladığı açıklamasında, “Önderlikle görüşen heyetlere müdahale edilmesi AKP’nin bir çözüm zihniyeti olmadığını göstermektedir” tespiti tekrarladı. Öcalan’ın “Sürecin ilerlemesi için başka siyasi partiler, aydınlar, sivil toplum örgütleri, Kürt siyasi partileri ve şahsiyetleriyle görüşmem gerekir” sözlerine rağmen milletvekili olan BDP heyet üyelerinin engellenmesinin süreci bitirmekten başka anlama gelmediği kaydedilen Eşbaşkanlık açıklamasında, şu vurgulamanın altı çizildi: “AKP süreci bitirdim demiyor, ama süreci bitirdiğini ortaya koyan her şeyi yapmış bulunmaktadır.”
Eleştiriler sürecin yürümesi için
Kürt tarafının yaptığı tüm eleştirilerin AKP’nin sürecin ruhuna uygun davranmadığı ve hiçbir adım atmadığı yönünde olduğuna işaret edilen açıklamada, AKP ve Başbakan’ın sürece olumsuz ve samimi yaklaşmamaları gerçeğinin açığa çıkmasını istemedikleri belirtildi. Bu nedenle AKP’nin sürece çözüm için değil de oyalamayla yaklaşan yüzünü açığa çıkaran eleştirilere tahammül edemeyerek öfkelendiği kaydedilen açıklamada, “Bir sorununun çözümü için tarafların heyetlerinin davranışını ve sözlerini bir tarafın belirlediği dünyanın neresinde görülmüştür?” diye soruldu.
Çözüm politikası yok
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bu gerçeklik, AKP’nin bir çözüm politikası olmadığını ortaya koymaktadır. AKP’nin istediği tek şey, Kürtlerin soykırımcı sömürgeci politikalara sessiz kalması; varlığını, özgürlüğünü ve iradesini tek millet ve tek vatan diyerek Kürtleri soykırıma uğratan devletin insafına bırakmasıdır.
Başbakan, eski devlet yetkilileri gibi ‘Kürtler akıllı uslu olsunlar, yoksa karışmayız ha!’ diye tehdit üslubu kullanırken, Adalet Bakanı da mazlum ve hakları gasp edilmiş Kürt halkının temsilcilerine ‘İstikrarı bozmayın’ demektedir. İstikrardan, barıştan ve huzurdan anladıklarının, Kürtlerin boyun eğmesi ve sessiz kalması olduğu bir daha görülmüştür.
Her şeyden önce saygı
Kürtleri yüzyıllık devlet zihniyeti gibi aşağılayan, hor gören bir anlayışın Kürt sorununu çözmeyeceği açıktır. Her şeyden önce Kürt halkına ve temsilcilerine saygılı olunması şarttır. Bir çözüm zihniyeti olup olmadığı en başta böyle belli olur. AKP saygısız, hakaret edici tarzı ve tehditkar üslubuyla bir çözüm zihniyeti olmadığını bir daha ortaya koymuştur. Süreci tıkatan ve bitiren zihniyetin bu olduğunun da her vicdanlı ve hakkaniyet sahibi insan tarafından görülmesi gerekir.
Oyalamayı artık sürdüremeyecek
Başbakan ve AKP’nin başta Kürtlerde olmak üzere demokrasi güçlerinde güvensizlik yaratan ve çözüm için adım atacağına dair inancı bitiren bu yaklaşımları kesinlikle bir savaşa hazırlanmayı ifade etmektedir. Çözüm zihniyeti ve niyeti olan bir siyasi gücün kendi konumunu bu duruma getirmeyeceği açıktır. Bir daha görülmüştür ki, AKP seçim öncesine kadar oyalama yapmakta, seçim yaklaştığında da milliyetçi söylemlerle MHP ve CHP tabanından oy alarak iktidarını sürdürme stratejisi izlemektedir. AKP yıllardır sürdürdüğü politikayı bugün de yürütmektedir. Ancak oyalama politikasını artık sürdüremeyeceğinden şiddetli bir savaşa hazırlandığı anlaşılmaktadır.
Tek seçenek mücadeledir
Kürt Halk Önderi, Kürt Özgürlük Hareketi ve BDP şimdiye kadar makul, sabırlı ve sorumlu davranarak AKP Hükümeti’ne çözüm için adım attırmak istemiştir. Bazen hakaret eden, saygısız ve sürecin ruhuna uygun olmayan davranışlarına devlet geleneği, dil ve alışkanlıklarını bir anda bırakamıyorlar düşüncesiyle tahammül etmiş olsak da, kamuoyu da görmektedir ki, AKP’nin söylem ve tutumları tahammül edilmeyecek noktaya gelmiştir. Çözüm zihniyeti ve niyeti olmayan böyle bir siyasi anlayışa artık demokratik kamuoyunun dur demesi ve çözüm için demokrasi güçlerinin mücadeleyi yükseltmesi gerekir. AKP’nin politikaları karşısında tek seçenek, mücadeleyi yükselterek Türkiye’nin demokratikleşmesini gerçekleştirip Kürt sorununun çözümünü sağlamaktır.”
ANF/BEHDİNAN