Bu biriciklik gittikçe özele inmeye başlar. En iyi ve en büyük millet benimdir inancına indirgenir. Bununla da kalınmaz, en iyi şehir yine bizimdir. En iyi köy, en iyi aşiret ya da sülale, en iyi aile, en iyi kişi de kesinlikle bizizdir.
Öyle miyiz sizce? Bence değiliz. Büyük olmak, ancak duygu ve düşüncenin büyük olmasıyla mümkündür. Duygu ve düşünce zenginliğine sahip olan insanlar da, dünyaya aşkın gözüyle bakarlar.
Öyle bir dünya istenmeli ki, herkesin alabildiğine mutlu olduğu; insanların dilinden ve dininden dolayı aşağılanmadığı... Çünkü hiçbir halk ve din diğerinden üstün değildir. Önemli olan insanların kardeşçe birbirlerine tahammül etmesidir. Herkes olduğu gibi güzeldir. Kimsenin doğasıyla da çok fazla oynamamak gerek. Günümüz dünyasının en gelişmişlerinin temel özelliği, kendi içlerinde çok hoşgörülü olmalarıdır.
Biz ise ceberut sistemler yüzünden, birbirimizi öcü gibi görüyoruz. Halbuki zahmet edip düşman gördüklerine yaklaşsalar, tanısalar inanız ki kimse kimseye düşmanlık yapmayacaktır. Ve o coğrafyada bazılar kendi inançlarının dışına çıkıp şöyle bir dünyaya baksalar, yine bir problem kalmayacaktır.
Evet, yıllardır ülkemden uzak yaşıyorum. Bir köyün bile özerk olduğu ve bir köyün bile bir bayrağının olduğu İsviçre'de. Doğal olarak, ülkemle İsviçre'yi kıyaslıyorum. Ve her defasında, nerede hata yapılmış diyorum kendime. Cevabım hep benzer oluyor; gelişen dünyaya kendimizi uyarlamamak gibi bir sorunumuz var. Sorgusuz sualsiz inandığımız inançlar var. Hiç sorgulanmayan kutsallıklarımız var. Bana göre insandan başka kutsal olan hiçbir şey yoktur.
Hiç unutmuyorum, bir çocuk bana şunu sormuştu, "İslam bütün dinlerden üstündür, değil mi?" Çocuğun kafasına bunu yerleştirmişler. Daha açık bir ifadeyle çocuğu zehirlemişler. Cevabım şöyle oldu: "Hayır, herkesin dini kendisine göre büyüktür."
Niye bize ait olan din ya da etnik kimliğimizin büyük olmasını istiyoruz? Cevabı net bence; çünkü biz tepeden tırnağa aşağılık kompleksine kapılmışız. Sebebi ise dünyaya kendimizi uyarlamayışımız.
Düşünebiliyor musunuz, o coğrafyanın solcusu bile bir acayip. Filistin için bildiri dağıtır. Yürüyüş yapar. Ama Suriye Kürdistan'ında öldürülen insanları görmez. Halbuki Gazze'yi Hamas yönetir. En az IŞİD kadar tehlikelidir.
Din adına Filistin'de yapılanlara karşı çıkarlar. Ama Roboskî'de ya da Kürdistan'ın herhangi bir yerinde insanlar öldürülür, sesleri çıkmaz.
Ben sadece bazı zihniyetleri sevmem. Mesela başkasını yok etmek isteyen hiçbir zihniyeti sevmiyorum. Ve bu zihniyetlerin şu veya bu şekilde yok olmasını da isterim.
Kürt'ü ve Alevi'yi yok etmek isteyen zihniyete tahammülüm yoktur.
Hıristiyan ve Yahudileri sevmeyen zihniyetten nefret ederim.
Êzîdîler ise en hassas noktamdır.
"İsviçre'de dört farklı dil konuşulur ve hepsi de resmidir" dediğim zaman, "İsviçre bölünmüş" diyen geri zekalılar gördüm. Onun için, öncelikle bu halkların aydınlanması gerekiyor. Sonra da ilgili kurumlar, insanlara soru sormasını öğretmeliler.
Ve içimizde öylesine güzellikler yaratmalıyız ki, tek ve biricik olmalıyız...