- Tarihi 20 yıla dayanan cep telefonlarının ilk modellerinde megabayt olarak ölçülen kapasitesi, şimdilerde megabayt ölçüsünün 1024 katı olan gigabayt olarak ifade ediliyor. Biraz daha geriye gidip uzaya çıkan ilk araçlardan olan NASA’nın Apollo 11 uzay aracı ile genellikle selfie çekmek için kullanılan iPhone X modelini kıyaslarsak teknolojinin ne kadar ilerlediğini daha iyi anlarız.
- Sanal gerçeklik (virtual reality, VR) ve bunun bir aşama daha ilerisi olan artırılmış gerçeklik (augmented reality, AR) bugünlerde ilgi çeken bir diğer teknoloji. Bu teknolojinin ilk çıktıları 1950’lere dayansa da 1991 yılında Sega adlı bir şirketin televizyon ekranında oyun oynamak amacıyla çıkardığı gözlük sayesinde daha fazla bilinir olur.
- Blok zincir (block chain) de bugünlerde üzerine çalışılan ve ilerde yaygınlaşması beklenen bir diğer teknoloji. Geleneksel sistemlerde bir işlem gerçekleştirildiğinde genellikle sadece bir sistemde kayıt altına alınıyor ve işlem kaydının değiştirilmesi veya silinmesi mümkün oluyordu. Blok zincir teknolojisinde ise gerçekleşen işlem, işlemin tarafı olan tüm sistemlerde aynı anda kayıt altına alınıyor ve silinmesi mümkün olmuyor.
- Otomasyon (automatization), şüphesiz gelecek dönemin anahtar kelimelerinden birisi olacaktır. Fabrikalarda insan emeğinin yerini almaya başlayan robotların giderek yaygınlaşması ve üretim hattında neredeyse yüzde 100’e varan oranda robotların kullanılacağı günler yakındır. İçerisinde nesnelerin interneti, artırılmış gerçeklik, üç boyutlu yazıcı ve akıllı sensörler…
ZANA ALİ
Teknoloji gündemini yakalamak açıkçası Türkiye’nin gündemini yakalamaktan daha zor. Hemen her gün yeni bir gelişme ile karşılaşmak, bu konuya ilgili kişiler için normal diyebiliriz. Teknolojinin veri saklama kapasitesi ve işlem performansı anlamındaki ilerlemesini bizler sıradan kullanıcı olarak bile deneyimledik ve deneyimliyoruz. Şöyle ki hemen herkesin kullanmakta olduğu ve tarihi 20 yıla dayanan cep telefonların ilk modellerinde megabayt olarak ölçülen kapasitesi şimdilerde megabayt ölçüsünün 1024 katı olan gigabayt olarak ifade edilmekte. Biraz daha geriye gidip uzaya çıkan ilk araçlardan olan NASA’nın Apollo 11 uzay aracı ile genellikle selfie çekmek için kullanılan iPhone X modelini kıyaslarsak teknolojinin ne kadar ilerlediğini daha iyi anlarız. iPhone X, Apollo 11’e göre 4 milyon kat daha fazla saklama alanına sahip ve işlemcisi 700 kat daha hızlı çalışıyor. Ve kullanıcıları cezbetmesi için diğer bir deyişle yeni telefonların satılabilmesi her bir modelin bir öncekinden daha hızlı olması ve daha fazla kapasiteye sahip olması gerektiği düşünüldüğünde bu fark giderek açılmaktadır.
Telefonlardaki kapasite ve performans artışına ilaveten henüz son kullanıcılara yani bizlere yansımasa da veya kısmen kullanıcıların kullanımına sunulsa da bir takım yeni teknolojiler üzerinde çalışma yürütülmekte. Başlıkta yer alan soruyu cevaplayacak olursak; aslında teknoloji, yaşamımız sırasında birbirine temas eden cihazları birbiriyle tamamen bağlantılı hale getirecek ve gündelik yaşamı tamamen dijitalleştirecek bir noktaya doğru ilerliyor. Peki bu süreç hangi araç veya teknolojilerle gerçekleşecek? Gelin beraber yazının devamında bu konunun detaylarına birlikte bakalım.
Nesnelerin interneti (Internet of things, IoT), kavramı ilk olarak 1982 yılında Carnegie Mellon Üniversitesi’nde internete bağlanan kola otomatı ile birlikte ortaya atılmış. İnternete bağlı olmasının sebebi otomattaki kolanın stoğunu ve otomata yeni yüklenen kolaların soğuk olup olmadığını raporlamakmış. Sonrasında hızla gelişen bu teknoloji bugünlerde evlerimizdeki televizyonlarda, ısınma sistemlerinde, kullandığımız otomobillerde, başta seracılık olmak üzere tarım faaliyetlerinde, tıpta ve endüstriyel üretim alanında olmak üzere birçok cihazda kullanılmakta. Bu cihazların ortak özelliği olarak kullanım alanından bağımsız olarak datayı toplaması, işlemesi, transfer etmesi ve analiz etmesi şeklinde özetleyebiliriz. Örneğin kan basıncını veya kalp atış hızını uzaktan ölçen cihazları düşünecek olursak, kolumuza bağlanan bir alet yardımıyla sürekli olarak kan basıncını kayıt eden bu cihazlar topladığı datayı önce içerisinde biriktirmekte, sonrasında kalp atış hızı verisine dönüştürmekte, daha sonra akıllı telefonumuza veya sistem hastanede kullanılmakta ise hastanenin kendi takip uygulamasına aktarmakta ve anormal bir durum var ise bize veya doktorumuza alarm iletmektedir.
Sanal gerçeklik ve bağımlılık
Tarım ürünleri ihracatında Amerika’dan sonra ikinci sırada bulunan Hollanda’da tarım faaliyetleri sırasında nesnelerin interneti yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Örneğin serada yetiştirilen ürüne verilecek su miktarı, ortamın sıcaklığı ve yansıtılacak suni ışığın yönü vb. değişkenler akıllı cihazlar tarafından kontrol edilmekte ve yönetilmektedir. Önümüzdeki günlerde bizleri internete daha çok bağımlı hale getirse de bu cihazların kullanım alanlarının artması ve yaşamımızda daha fazla yer etmesi beklenmektedir. Bu beklentiye paralel şekilde, Statista sitesinin tahminine göre 2015 yılında 15.4 milyar olan IoT cihazlarının 2025 yılında 75.44 milyara çıkması öngörülmektedir.
Sanal gerçeklik (virtual reality, VR) ve bunun bir aşama daha ilerisi olan artırılmış gerçeklik (augmented reality, AR) bugünlerde ilgi çeken bir diğer teknoloji. Bu teknolojinin ilk çıktıları 1950’lere dayansa da 1991 yılında Sega adlı bir şirketin televizyon ekranında oyun oynamak amacıyla çıkardığı gözlük sayesinde daha fazla bilinir olur. Bugün genellikle bir önceki cümlede belirttiğim amaç için kullanılan sanal gerçeklik gözlükleri, bir yandan pilot ve askeri eğitimlerde sıklıkla kullanılmakta. Takılan sofistike bir gözlük yardımıyla gerçek ortamdan soyutlanan kullanıcılar, sanal bir gerçekliğin içerisine girmektedir.
Burada gerçek ortamın birebir kopyası olan dijital ortamda kullanım amacına göre kişiler oyun oynamaya, bir uçağı piste indirmeye veya çatışma ortasında hayatta kalmaya çalışmaktadır. Artırılmış gerçeklikte ise kullanıcılar ortamdan tamamen izole olmamakta, gerçek objeler de işin içine girmekte ve sanal ile gerçek harmanlanmaktadır. Bu teknolojiyi kullanan Pokeman Go oyunu bir dönem dünya gündemini oldukça işgal etti. İnsanlar ellerinde telefonları ile sokaklarda gizlenmiş dijital pokemon oyuncaklarını bulmaya çıktılar. Günümüzde tıp, pilot, askeri eğitim alanlarında başta olmak üzere artırılmış gerçeklikten sıklıkla faydalanılmaktadır. Geçmiş dönemde hastalıkların teşhisi için kullanılan MR (manyetik rezonans görüntüleme) filmleri iki boyutluydu ve detaylı bilgi içermemekteydi. Artırılmış gerçeklik ile vücut organları üç boyutlu görüntülenebilmekte, daha fazla bilgi elde edilmekte ve tedavilerde daha iyi sonuçlar alınmaktadır.
Block chain ve gelecek…
Askeri alanda ise operasyon sırasında kullanıcılara konum, en kısa yol, olası risklerin yeri ve ilerlenecek rota vb. bilgiler bir gözünün önüne yerleştirilen mercek yardımıyla sunulabilmektedir. Bu sayede sahadaki askerler operasyonlarını kolaylaştıracak bilgileri anlık olarak alabilmektedir. Benzer şekilde askeri eğitimler sırasında olası rehine kurtarma, pusuya düşme veya timden kopma vb. senaryolar sanal olarak yaratılmakta ve birebir eğitim sahasına yansıtılmakta ki gerçekleşmesi durumuna karşılık eğitim görenler önceden hazırlanmaktadır.
Blok zincir (block chain) de bugünlerde üzerine çalışılan ve ilerde yaygınlaşması beklenen bir diğer teknoloji. Geleneksel sistemlerde bir işlem gerçekleştirildiğinde genellikle sadece bir sistemde kayıt altına alınıyor ve işlem kaydının değiştirilmesi veya silinmesi mümkün oluyordu. Blok zincir teknolojisinde ise gerçekleşen işlem, işlemin tarafı olan tüm sistemlerde aynı anda kayıt altına alınıyor ve kayıtlar birbirine bağlı bloklar olarak zincir şeklinde saklandığı için değiştirilmesi veya silinmesi mümkün olmuyor. Akıllı kontratlar olarak adlandırılan bu yapı daha çok bitcoin, finansal hizmetler ve tedarik zincirlerinde kullanılmaktadır. Örneğin Amerikan’ın ünlü perakende mağaza zinciri Walmart, tedarikçileriyle arasında bu sistemi kurmuş durumda. Bu sayede tedarikçiden talep ettiği ürünler karşı tarafın sisteminde de anında kayıt altına alınmakta ve işlemin inkar edilmesi veya unutulması ihtimali ortadan kalkmakta ve siparişler daha etkin şekilde takip edilebilmektedir.
Blok zincir teknolojisinin dezavantajı ise geleneksel sistemlerden farklı olarak karşı taraf ile sürekli bağlantıyı zorunlu kılması ve siber güvenlik riski doğurmasıdır. Ayrıca bir tarafın sisteminde güncelleme yapması veya daha ileri teknolojiye geçmesi durumunda, karşı tarafın da benzer güncellemeyi yapmasını zorunlu kılmasıdır. Bir nevi sistemleri birbirine bağımlı kılmakta ve operasyonel yükü artırmaktadır. Öte yandan işlemlerin bir yerde merkezileşmesini önlemesi, yapıyı daha demokratik ve şeffaf hale getirmesini de blok zincirin öne çıkan pozitif yanları olarak sıralayabiliriz.
3D yazıcıyla ne yapılmaz?
Bir yazıcı aracılığıyla ev yapılıyor dersem inanır mısınız? Evet inanması güç ama içine kumunu, çimentosunu, suyunu katıp sonra bir yazılım aracılığıyla insan emeği olmaksızın ev yapımına başlandı bile. Sadece ev yapılsa iyi, Hollanda’da dar kanalların üzerine köprülerin üç boyutlu yazıcı (3D printer) olarak adlandırılan teknoloji aracılığıyla yapıldığına ilişkin videolar Youtube’da yer alıyor. Bunların yanında bu yazıcılar genellikle plastik hammadde yardımıyla model veya prototip oluşturulmada kullanılıyor. Ayrıca bu yazıcıların yardımıyla kendi evinizde cihazınıza önceden tanımlı modelleri içeren, elinizdeki materyalin rengine göre kıyafet hazırlama imkanınız da bulunuyor. Kullanım alanı giderek artması beklenen bu teknoloji sayesinde ilerleyen dönemde her birey kendi üretimini daha az maliyet ile yapabilecek. Öte yandan ev örneğinde olduğu gibi dar gelirliler için daha az maliyet ile pratik bir şekilde ev yapılması gibi olumlu toplumsal sonuçları da olabilecektir.
Tarihi 1920’lere dayanan otonom araç (autonomous car) teknolojisi bugünlerde ete kemiğe büründü diyebiliriz. Günümüzde birçok otomobil üreticisi firma ve Apple, Yandex gibi teknoloji firmaları bu konu üzerinde çalışıyor. Daha önce bilim kurgu filmlerine konu olan sürücüsüz araçlar şimdilerde canlı trafiğin içerisinde bizlerle birlikte test sürüşleri gerçekleştiriyor. Diğer sürücüler, yaya, bisiklet sürücüsü, hayvan vb. birçok faktörü dikkate alması gereken bu sistem henüz geliştirme aşamasında ancak bir yandan da trafik kazalarının azaltılması, trafikte bekleme süresinin kısaltılması, park problemlerinin çözülmesi konularında olumlu sonuçlar doğurması beklenmektedir.
Endüstri 4.0 ve robotlar
Otomasyon (automatization) da şüphesiz gelecek dönemin anahtar kelimelerinden birisi olacaktır. Fabrikalarda insan emeğinin yerini almaya başlayan robotların giderek yaygınlaşması ve üretim hattında neredeyse yüzde 100’e varan oranda robotların kullanılacağı günler yakındır. İçerisinde nesnelerin interneti, artırılmış gerçeklik, üç boyutlu yazıcı ve akıllı sensörler gibi teknolojileri barındıran otomasyonun en üst noktası olan Endüstri 4.0 kavramı, ilk olarak 2011 yılında dünya sanayisine öncülük eden Almanya tarafından ortaya atıldı. Bugünlerde birçok sanayi firması bu konuda adımlar atmakta ve manuel iş süreçlerini azaltıp otomatik hale getirmeye çalışmaktadır. Kapitalizm adına verimliliği artırıp maliyeti düşürdüğü için iyi ama iş gücü adına işsizliği artırdığı için kötü bir gelişme olarak adlandırabiliriz.
Bu kadar teknolojik gelişmeye yer vermişken siber güvenlik (cyber security) risklerinden bahsetmemek olmaz. Bugün internete bağlı her cihaz bir IP adresine sahip ve bu IP adresine istenmeyen bir kişi tarafından iznimizin dışında erişim sağlanması demek cihazın hacklenmesi, diğer bir deyişle ele geçirilmesi demek. Maalesef bu potansiyel olarak mümkün. Bu yüzden otonom araçların kötü niyetli birisi tarafından kontrol altına alınması ve kazaya sürüklenmesi veya nesnelerin interneti özelliğine sahip ev güvenlik kamerasını ele geçiren bir kişi tarafından özel alanımızın izlenmesi riskleri bulunmaktadır. Teknoloji geliştikçe gerek son kullanıcıya yönelik gerek şirketlerin altyapılarına gerekse de endüstriyel sistemlere karşı daha sofistike saldırılar mutlaka ortaya çıkacaktır. Paralel şekilde, gecikmeli de olsa bu saldırılara karşı çözümler de geliştirilecektir. Saldırıların tekniğine, taktiğine ve trendlerine ilişkin bilgilerle beraber bunlardan korunma yöntemlerine ilişkin bilgi sahibi olmak da önem kazanacaktır.
Yukarıda detaylarına yer verdiğim gelişmeler kuşkusuz alışkanlıklarımızı değiştirecektir. Bir yandan bazı iş alanlarının ortadan kalkmasına işsizliğin belirli meslek gruplarında artmasına neden olacaktır. Ancak diğer taraftan bu gelişmelere adapte olanlar için de veri analisti, test senaryoları geliştiricisi, siber güvenlik uzmanı gibi yeni iş alanlarının doğmasına imkan sağlayacaktır. Geleceği kaçırmamak adına bu teknolojileri yakından takip etmekte ve onlara uygun adımlar atmakta fayda var.