HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, gündem olan önceki günkü barış çağrısına ilişkin “Savaşan taraflar görüşme yapacaksa muhataplar görüşme yapacak. O yüzden de ben İmralı’yı adres gösterdim. Biz de böyle bir sürece katkı vermek zorundayız” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Sezai Temelli ve beraberindeki heyet, Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) Genel Merkezi’ne ziyarette bulundu. Temelli’ye Emek, Ekonomi ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Günay Kubilay, Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran ve Antalya Milletvekili Kemal Bülbül eşlik etti. HDP heyeti, TÜM BEL-SEN Genel Merkez binasında Genel Başkan Erdal Bozkurt, Genel Sekreter Yılmaz Yıldırım’ın yanı sıra diğer Merkez Yürütme Kurulu üyeleri tarafından karşılandı. Ziyarette konuşan Temelli, emek mücadelesinin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, “Bu sorunlarla mücadele siyasetin omuzlarında. Siyaset anlayışımız gereği bu sorunlarla mücadele, emeğin hak mücadelesini veren sendikalarla yapmayı uygun görüyoruz. Sendikalarla bu anlamda bir araya gelişi fazlasıyla önemsiyoruz” dedi.
Nüfusun yüzde 60’ı kayyumlarla
“Birlikte sorunlara çözümler arıyoruz” diyen Temelli, şöyle devam etti: “Sizin diğer sendikalardan önemli bir farkınız var. Kayyum atmosferinde yaşarken tabi biz bunun geçici bir siyasi iklim olduğunu düşünüyoruz. Yerel seçimlerde bu kayyumcu anlayışa en güçlü yanıtı sandıkta verecektir. Bu anlayışın aslında bütün Türkiye’yi nasıl bir cendereye aldığını çok iyi biliyoruz. Belediyelere kayyum atanması. Bunun Kürt illeri ile sınırlı kalmaması, giderek yaygınlaştırılmasının farkındayız. Çünkü zihniyet böyle, tekçi bir anlayış. Belediye hizmeti alan nüfusun yüzde 60’ı şu anda kayyumla yönetiliyor. Böyle bir anlayışın olduğu yerde demokrasinden bahsedilemez. Bizim mücadelemiz demokrasi mücadelesidir. Gelin hep birlikte bu demokrasi mücadelesini verelim. Demokrasi mücadelesi aynı zamanda emek mücadelesidir.”
Bu süreç sonlansın istiyoruz
OHAL sonrası çıkartılan KHK’lerle ihraç edilmiş on binlerce insan ve bir milyonluk bir nüfusuna yaklaşan bir mağduriyetin olduğunu ifade eden Temelli, “Bu mağduriyetler en fazla kamuda yaşanıyor ama kayyum atanan belediyelerden işten çıkartılmış birçok arkadaşımız da bu mağduriyeti yaşıyor. OHAL düzeninin en önemli uygulamalarından biri de ihraçlardır. Şu ana kadar 130 bin dosyanın 36 bini ancak sonuçlandırılmış ve 33 bin 700 dosya reddedilmiş. Bu dosyalar için yargı yolu daha yeni başlıyor. Geri kalanlar için komisyon hala görüşecek ondan sonra yargı süreci başlayacak. Bu belki on yıl sürecek. Adalet gelse bile bir şeye cevap olmayacak. Zamanında olmayan adaletin bir adalet sağlama karşılığı da yok. Bu sürecin hızlandırılması çağrısı yapmıyoruz. Bu süreç sonlansın diyoruz. Herkesin görevine dönmesi ve bu süreçte doğan mağduriyetlerin de giderilmesini istiyoruz” diye konuştu.
Birlikte tıkanıklığı aşalım
Temelli, yerel seçimlere de kısa bir zaman kaldığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Bu yerel seçimler halklarımız için demokrasi adına atılacak en önemli adımların sergileneceği seçimler olacaktır. O yüzden de toplumsal ittifakın çok önemli olduğuna vurgu yaptık. Sadece belediyelerimizi geri almayacağız demokrasi konusunda da en güçlü adımları atarak bu tekçi anlayışa güçlü bir yanıt vereceğiz. Bu anlayış için sonun başlangıcı olacaktır. Türkiye çoğulcu bir demokrasiyi, demokratik bir cumhuriyeti var etme konusunda önemli adımlar atacaktır. Yerel demokrasilerde atılacak adımların peşi sıra eşit yurttaşlık temelinde bir anayasayı yapma çabası büyük önem taşıyacaktır. Bu konu sadece siyasete bırakılmayacak kadar önemli bir konudur. Sendikal mücadeleyle de hep birlikte bu demokrasinin, barışın önündeki tıkanıklığı aşmayı düşünüyoruz.”
Demokratik güçler bir araya gelmeli
Daha sonra konuşan TÜM BEL-SEN Genel Başkanı Erdal Bozkurt da, kayyum atanan belediyelerle birlikte bin 700 üyelerinin ekmeğinden, işinden edildiği bilgisini paylaştı. Bozkurt, “Tek gerekçe bir kere KESK ve buna bağlı TÜM BEL-SEN üyesi olmalarıyla başladı. Kayyumlar Diyarbakır’da Van’da başladı ama benzer uygulamalar da yapıldı. Bölgedeki uygulamalar, bugüne kadar görülmemiş uygulamalardı. Mevcut kanunlara göre belediye başkanı görevden alınmışsa belediye meclisi yerine yenisi seçilsin diyor. Şunun bilinmesi gerekiyor; yapılan bir hukuksuzluk ve ciddi bir keyfiyettir. Bugün kayyumla atananların yaptığı işlere baktığımızda ortada bir hizmet yok. Hizmeti üreten bizim arkadaşlarımız” dedi.
Bozkurt, yerel seçimler için ise şu değerlendirmelerde bulundu: “Siyasetle birlikte iş yapma beceresinin ortaya çıkarmamız lazım. Çünkü toplumun beklentisi de budur. Bunun çözüm yolu o belediyeleri tekrar halkın iradesiyle seçilmiş kişilere teslim edilmesinden geçer. Buradan başlayacak. Bu ülkenin demokratik güçleri bir araya geldiğinde karşısında kim olursa olsun onu yenebileceğini gösterdi. Bu yerel seçimlerin böylesi bir anlamı var. Bir araya geldiğimizde de tek adam rejimini sarsacak olan yerellerdir.”
İmralı’yı adres gösterdim
Temelli, daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Önceki günkü haftalık grup toplantısında yaptığı çağrıyı hatırlatan bir gazetecinin “Bu çağrınızın adresi kim?” şeklindeki soruya, “Bir ittifak çağrısı değil. Bu iktidarın bugüne kadar yaptıkları ortada. Çözüm sürecindeki niyetlerine rağmen Çöktürme Planı’yla uğraşan bir iktidar vardı. Benim Türkiye toplumuna bir mesajım oldu. Bugün ortada bir savaş vardır. Bunun sonlanması için çözüm sürecinde atılmış adım önemli bir adımdı. Buradan çok önemli deneyimler çıkardı toplum. Bu anlamıyla bakıldığında muhatabı İmralı’dır. İmralı ile masaya oturduğunuzda bu ülkede barışa dair adımlar atılabileceği ortaya çıktı. Bu masayı devirdiğinizde bu ülkede bir savaş başladı. Bu savaşın üzerinde bütün siyasi geleceğini şekillendiren bir iktidar var. Bu iktidar anlayışına son vermemiz gerekiyor. Barış mücadelesi bu açıdan önemlidir. Savaşan taraflar görüşme yapacaksa muhataplar görüşme yapacak. Muhatap olmayanlar eliyle savaşların sonlandırıldığı görülmemiş bir şeydir. O yüzden de ben İmralı’yı adres gösterdim. Biz de demokratik siyaset içerisinde olan partiler, parlamento da böyle bir sürece katkı vermek zorundadır.
Eğer Türkiye demokrasi konusunda adım atmak istiyorsa Kürt sorununun çözümüne odaklanmak zorundadır. Kürt sorununun çözümü de barıştan geçmektedir. Bugünkü iktidar çeşitli manevraları ile Türkiye toplumuna bir şey vaat etmiyor. Sadece içinde bulunduğu savaş iklimini sürdürmek istiyor. İktidarını böyle koruyan bir anlayışa sahipler. Buna hep birlikte son verilebilir. Barış konusunda ses yükseltmek gerekiyor” yanıtını verdi.
ANKARA
KODAR’dan Öcalan için açıklama
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki ağırlaştırılmış tecride dikkat çeken KODAR Eşbaşkanı Fûad Bêrîtan, “Gün Önder Apo’ya sahip çıkma günüdür” dedi.
Doğu Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Hareketi (KODAR) Eşbaşkanı Fuad Bêrîtan, Öcalan’ın üzerindeki ağırlaştırılmış tecride ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün gücünü Kürt halkını yok etmek üzerinde kurduğunu belirten Fuad Bêrîtan, Avrupa’nın sessiz kalmasının Öcalan’ın üzerindeki tehlikeyi her zamankinden daha fazla arttırdığına dikkat çekti.
Bêritan’ın yazılı açıklamasının devamında şunlar belirtildi: “Önder Apo her hangi bir tehlike oluşursa bunun sorumlusu Erdoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, CPT’dir. Herkes bilmelidir ki, Önder Apo’ya karşı kirli politikalar yürüten Erdoğan ve yanındakilere Türkiye ve Ortadoğu cehennem olacak. Halkımız, özgürlük isteyenler insanlık dışı politikalara karşı sessiz kalmayacak.
Erdoğan rejimi ‘kötü’nün sembolü olmuş durumda. Türk devletinin geride bıraktığı pratikler Türkiye’yi bölgede itibarsız bir ülke haline getirdi. Erdoğan diktatörlüğü bir gün toplumsal bir tsunamiyle yıkılacak.
Önder Apo’nun üzerindeki tecride karşı Kürt halkı, Rojhilat ve tüm halklar büyük bir hassasiyetle yaklaşmalı ve durumunu yakından takip etmelidir.
Ortadoğu’daki kaos, savaş, Önder Apo’nun felsefesiyle çözülebilir. Gün Önder Apo’ya sahip çıkma günüdür. Herkese tecride karşı harekete geçmeye çağırıyoruz.”