Bilim-Teknik / GÜNDEMİ


Evlerimizi temizlemek için kullandığımız kimyasal bileşenlerin insan sağlığı için oldukça zararlı olabileceğine dair bilimsel kanıtlar gün geçtikçe artıyor. Bilim insanlarına göre hijyen alışkanlıkları zehirli etkilerde bulunabilir. 

Avustralya’nın Melbourne Üniversitesi’nde şehir yaşamında hijyen ve insan sağlığı konulu geniş kapsamlı bir araştırma yapıldı. Araştırmanın sonuçları hijyen konusunda bildiklerimizi yeniden sorgulamamızı sağlayacak türden. Avustralya’da kırsal alanlarda yaşayan ciddi bir nüfus bulunuyor. Tarım ve hayvancılık konusunda oldukça gelişmiş olan bu ülkede çiftliklerde büyüyen çocukların şehirlerde büyüyenlere göre çok daha sağlıklı olmasından hareket eden bilim insanları bunun nedenlerini araştırmaya başlamış. Melbourne Üniversite’sinden Anne Steinemann ve ekibinin bu konuda birçok insanın pek de hoşuna gitmeyecek bir açıklaması var. 

Her gün kullandığımız ürünler

Steinemann’a göre şehir yaşamı içerisinde hijyen, insan sağlığına zararlı etkileri konusunda üzerinde birbirleriyle karışmaları durumunda pek az araştırma yapılmış, kimyasallar ile sağlanmaya çalışılıyor. Bunun iki temel etkisi var. Birincisi bağışıklık sistemini daha güçlü kılacak bakteri ve mikropların da ev ortamından tamamen silinmesi. İkincisi ise kimyasal ürünleri karışımı nedeniyle oluşan zararlı gaz ve moleküllerin insan sağlığını olumsuz yönde etkilemesi.

Örneğin temizlik ürünleri içinde yer alan limonene ve diğer terpenler havaya salındığında ozon ile reaksiyona girerek formaldehyde gibi kimyasallar oluşturuyor. Formaldehyde baş ve boyun bölgesi, beyin kanserleri ve lösemi riskini ciddi ölçüde artıran kanserojen maddelerden biri.   Steinmann bu listeye koku gidericiler, şampuanlar, kokulu mumlar, yer ve fayans temizleme ürünleri gibi hepimizin her gün kullandığı ürünleri alıyor. 

Ne kadar temiz çok temiz ya da gereğinden fazla temiz

Çocuklarımıza sürekli ellerini yıkamaları tavsiye ederken nasıl oluyor da çiftliklerde ya da evcil hayvanlarla iç içe yaşayan çocuklar çok daha sağlıklı olabiliyor? Ne yazık ki temizlik konusunda bazı kirli gerçekler var.

İngiltere’deki Southampton Üniversitesi’nden Stephen Holgate’e göre bu konuda öncelikle sorumluluğu modern evlerin inşa edilme şekline vermemiz gerekiyor. Evler inşa edilirken enerji tasarrufu ve izolasyona o kadar büyük önem veriliyor ki evlerin yeterli derecede havalandırılmasının önü kesiliyor. Bu durum temizlik ürünlerinin birbiriyle karışmaları ya da bizzat kendilerinin kullanımı ile oluşan kimyasalların belli bir alanda konsantre olup insan sağlığı üzerinde etkide bulunmalarını sağlıyor. 

Evlerin içindeki kimyasal kirliliğe sadece temizlik ürünleri de yol açmıyor. Evimizin badanası, tahta vernikleri, ev halılarındaki kimyasal uygulamalar kirliliğin nedenleri arasında. Ama tabii ki evimizi badana etmekten çok daha fazla temizlediğimiz bir gerçek. 

Temizlikle kirlenmenin nasıl önünü geçilebilir?

Bilim insanları hastane gibi son derece zararlı mikroplar ve bakterilerin olabileceği ortamların dışında katı hijyen kurallarının faydadan çok zarar getirebileceğini açık bir şekilde ifade ediyor. Peki kimyasal kirlenmenin önüne nasıl geçilebilir?

Bu konuda bilim insanları gelecek teknolojileri, yeni nesil temizlik ürünleri falan önermiyor. Önerdikleri şey babaannenizin yöntemleri: Sirke, soda, limon ve sabun. 

Alerjiler son 20 yılda olağanüstü arttı

Şehirlerde büyüyen yeni nesilde çeşitli alerjiler olağandışı bir şekilde arttı. Bilim insanlarının bu konudaki en net açıklaması şehirlerde, çocukların özellikle büyüme dönemlerinde içinde tutulduğu sınırlı ortam. Birçok anne bebeğine gereğinden çok fazla hijyenik bir ortam sağlıyor ve bu nedenle vücut çok sonra karşılaştığı mikrop ve bakterilere karşı beklenmedik reaksiyonlar gösterebiliyor. 

Hijyen önemli ama…

Hijyen sağlığımız için oldukça önemli falan bunu nasıl sağladığımız çok daha önemli. Bugün 5 yaş altındaki ölümlerin çok düşük bir seviyeye inmesi ve insanların yaşam sürelerinin dramatik bir şekilde artmasını insanların temiz su ve sağlıklı yaşam alanlarında yaşama imkanlarına borçluyuz. E. Coli, salmonela ile başlayan ve çok daha tehlikelilere doğru giden zararlı bakteriler listesine karşı insanın bağışıklık sisteminin savunması halen oldukça zayıf. Bu nedenle bu bakteri ve mikropların risk alanlarında hijyene olağanüstü önem verilmesi şart. 

Bunun yanında evlerde bakteri ve mikroplara adeta bir “soykırım” havasında yürütülen kimyasal savaşın ise birçok zararı olduğunu da unutmamalıyız. Evde bunu yürütseniz de mutlaka ağaçlık bir alanda zaman geçirilmesi oldukça faydalı olacaktır. 


Ellerin sabunlanması gerekli mi?


Evet. Sabun, özellikle doğal yöntemlerle yapılan sabunlarla ellerin yıkanmasının birçok solunum hastalığı ve ishale neden olabilecek bakterileri engellediğini gösteriyor. Yemek yapmadan önce ve sonrasında, tuvaletten sonra, hayvanlarla temasın ardından sabunla elleri yıkamanın sağlığa olumlu etkileri var. Ellerdeki yararlı bakteriler de kısa sürede yeniden çoğalıyor. 

Ama vücudun tümünün bu şekilde yıkanması gerekmiyor. Bilim insanlarına göre özellikle anti-bakteriyel özellikli sabunlar ve jellerle el ve yüz dışındaki bölgelerin yıkanması vücudun mikrop dengesini bozabilir. 

Tavuk kesinlikle yıkanmamalı

Evimize giren hemen hemen bütün gıda ürünlerini sudan geçiririz. Bilim insanları tavuk etinin kesinlikle bunun dışında tutulması gerektiğini belirtiyor. Tavuk etinin üzerinde bulunabilen Campylobacter bakterisi yıkama işlemi sırasında insana geçebiliyor. Bu ve tavuk etinin üzerinde bulunan tüm bakteriler pişirme işlemi esnasında yok olup gidiyor. 

Anti-bakteriyel sabunlar az kullanılmalı

Özellikle çocukların anti-bakteriyel sabunlar kullanmasının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği belirtiliyor. Bilim insanlarına göre çocukların erken dönemlerde bakteri ve mikroplara maruz kalmalarının bağışıklık sisteminin onları tanıyıp kendini ayarlaması için önem taşıyor. Anti-bakteriyel sabunlar bunun önüne geçiyor. Bu durum çocukların ileride alerjik reaksiyonlar geliştirmesi ve astıma yakalanma riskini arttırıyor. 

Fluroidli diş macunları kullanmayın

Diş macunu firmalarının bazıları ürünlerini üzerine fluroidli yazar. Bilim insanlarının son yaptığı araştırmalar bir tüp diş macununun içinde küçük bir çocuğu öldürebilecek kadar fluroid olduğunu ortaya koydu. 

Üstüne üstük floroid diş çürümesini engelleme konusunda çok az etkiye sahip ve diş enamasına zarar veriyor. Floroid ayrıca bağışıklık sisteminin vücudun kendi hücrelerine saldırmasına yol açabiliyor.

Yatağınızı toplarken bir kere daha düşünün

Büyük bir çoğunluğumuz kalktıktan sonra yatağımızı toplarız. Uzmanlar bunun pek de doğru bir davranış olmadığını ifade ediyor. Araştırmalara göre maytlar ve çeşitli mikroplar nemli ve karanlık ortamları daha çok seviyor. Dolayısı ile yorganınızı toplamanız bu organizmalara bir yaşam alanı sağlıyor. 

Yatağınızı dağınık bırakın gibi bir şey söylenmiyor ama yorganın havalandırılması yataktan zararlı organizmaların atılmasını kolaylaştıracaktır. 

Mikropların hepsi zararlı değil

Mikroplar hastalıklara yol açan organizmalar değil, bir canlı grubunun genel adı. İnsan sağlığına zararlı mikroplar var olsa da büyük bir çoğunluğu dünyayı yaşanır kılan organizmalar. Mikroplar bağırsaklarımızda vitamin üretir, cildimiz üzerinde tabaka oluşturarak diğer organizmalara karşı korur ve besinleri sindirmemiz yardımcı olur. 

Dünyada oksijenin yarısını da mikroplar üretir, yani dünyayı yaşanır kılan en temel canlı grubu mikroplardır. 


HAZIRLAYAN: Doğan Barış ABBASOÐLU / abbasogludogan@hotmail.com