Enternasyonal’, orijinali (L’İnternationale) Fransızca olan ve birçok dile çevirilen Paris Komünü sırasında destan yazan 1816 Paris doğumlu Eugéne Pottie’nin şiiridir. Lille şehrine belediye başkanı olmak isteyen Gustave Delory’nin seçim kampanyası için 15 Temmuz 1888’de fabrika işçisi müzisyen Pierre Degeyter beste yapmayı üstlendi ve bildiğimiz ‘Enternasyonal’ marşı ortaya çıktı.

Hasan SAĞLAM

“Biliyorum; şiirle şarkıyla olacak iş değil bu/dalda narı/ tarlada ekini kızartmaz güvercinin gürültüsü. ama yine de/ dişler arasında bıçak gibi parlar kavgada/ şiirin doğrultusu!“

Hasan Hüseyin

Devrimci mücadelenin en önemli özelliklerinden biri de; mevzide, kavgada, siperde, şiirsiz, şarkısız, slogansız ve elbette ‘marş’sız olmayacağıdır. Marşlar düzenli ritim ve tempolu melodileri ile net keskin sözlere sahipler. Didaktik, epik ve lirik olurlar.

Fransız (L’Internationale) ‘Enternasyonal’ marşı, Fransız Devrimi’nden yüz yıl sonra ortaya çıkmış; ‘Paris Komünü’ ürünüdür. Adından da anlaşılacağı gibi işçilerin ve emekçilerin enternasyonal mücadelesi ile sosyalizmin sağlanacağını haykıran, yüzbinlerce ağızdan tek sese dönüşen marşıdır.

Fransız Devrimi’ni ortaya çıkaran asıl sebep, bugünün Türkiyesine o kadar çok benziyor ki; birkaç cümle ile dokunmadan geçmek olmaz. Birçok ülkeden iyi olan Fransa ekonomisi yedi yıl savaşları döneminde ciddi derecede zedelenmişti.

Fransız Devrimi (1789-1799), Fransa’daki mutlak monarşinin yıkılarak yerine cumhuriyetin kurulması ve Katolik kilisesinin reforma zorlanmasıdır. Köylüler mahsül alamaz durumda şehirlere göç etti. Şehirlerdeki karışıklık açlığa kadar sürüklemişti Fransa’yı. İngiliz Halk Bildirgesi ve Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, Fransa’da devrime zemin hazırlıyordu. Aydın ve ilerici yayımcılar dergi, gazete ve kitaplarla halkı aydınlatıyordu. Aydınlanan Fransız halkı, kralın emirlerine uymuyor ve karşı çıkıyordu. Bu ayaklanma batı dünyasının kalantörlerini ciddi anlamda ürkütüyordu. Kırsal kesime yüklenen haksız vergiler, köylüler ile toprak sahipleri ve aristokratların arasında ciddi sıkıntılara neden olmuştu. Saray ve savaş giderleri çok yüksekti. Ülkeyi ciddi ekonomik sıkıntılara doğru sürüklüyordu. Vergilendirmedeki haksızlık ve ‘güçler ayrılığı’ ilkesinin saray tarafından bertaraf edilmesi sokağın dilini çözmüştü. 1791 yılında bir kurucu meclis toplayarak “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi” ile feodal kurumları mutlak monarşiyi yıkarak meşrutiyete geçiş sağladılar. Asla kansız olmayacaktı bu devrim ve ‘Eylül Katliamı’ olarak tarih sayfalarında yerini alacaktı. 1793 ve 94 binlerce kişi giyotinle infaz edilmiştir. Kısa bir zaman sonrasında cumhuriyet ile parlamenter sisteme geçiş sağlanmıştır.

Bu devrimin en önemli yanı; yıkılmaz sanılan ve egemenlik hakkı tanrıda olan krallığın ve sarayın nasıl yıkıldığıdır. Yaklaşık yüz yıl süren ama savaşların son bulmadığı bu ara nihayetinde Fransa-Prusya savaşında Fransa yenilmiş ve Paris barış koşulları altında işgal edilmiştir. Bu yenilgiden sonra ‘Paris Komünü’ fikri kısa sürede kırsal kesimlere, köylere, kasabalara ve şehrlere alttan alta yayıldı, her yerde hoşnutlukla karşılandı. Komün; vasıflı işçiler, doktorlar gazeteciler ve 1791 Devrimi’ne özlem duyan Jakobenlere kadar çok farklı siyasi kimlik barındırıyordu. 18 Mart-18 Mayıs 1871 kanlı şekilde bastırılan yaklaşık iki aylık sosyalizm sürecinde kızıl bayrak dalgalanmıştır.

Gelelim birçok dile dolanan enternasyonal marşına…

‘Enternasyonal’, orijinali (L’İnternationale) Fransızca olan ve birçok dile çevirilen Paris Komünü sırasında destan yazan 1816 Paris doğumlu Eugéne Pottie’nin şiiridir. Lille şehrine belediye başkanı olmak isteyen Gustave Delory; seçim kampanyasına uygun bir ‘marş’ arar. 1888’de Paris’te, bir yıl önce ölen Eugéne Pottier’nin “Chants Révolutionnaires” (devrimci şarkılar) isimli kitabındaki “L’İnternationale” şiirine hayran olur ve Lille‘ye geri döndükten sonra şiirin bestelenmesi için yetenekli bir müzisyen arar. 15 Temmuz 1888’de fabrika işçisi müzisyen Pierre Degeyter beste yapmayı üstlenir ve birkaç gün içinde bildiğimiz ‘Enternasyonal’ marşı ortaya çıkar.

Gustave Delory belediye seçimlerini kazanınca Fransız İşçi Partisi 14. Ulusal kongresini Lille’de yapar ve ‘Enternasyonal’ marşı burada çalınır. Dünyanın çeşitli ülkelerinden katılan delegeler marştan etkilenirler. Bu beste tüm dünyada geniş bir kabul görür ve diğer dillerdeki çevirilerde de bu besteye sadık kalırlar.

İlk kez 23 Temmuz 1888’de Fransa’nın Lille kentinde söylenen marş, ‘Komünist Enternasyonal Komintern’de işçi sınıfının marşı olarak kabul edilmiştir. Komintern selamı sağ yumruk dirsekten kırık ve yumruk içi karşıya bakacak şekilde kaldırılarak marşı söylerdi.

Enternasyonal, 1917 ile 1941 yılları arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde ulusal marş olarak kabul edildi.

Venceremos ve Victor Jara

Devrimcilerin; mevzide kavgada yürüyüşte vazgeçmedikleri şiirleri ve marşları vardır. Bu marşların en çok bilineni Belle Ciao (Çav Bella), Enternasyonal, Avusturya İşçi Marşı, Venceremos gibi daha onlarcasıdır. Türkiye’nin politik hayatına en çok Grup Yorum ile giren bu marşlardan biri de ‘Venceremos’, Şili devrimci marşıdır. Dünyada en çok bilinen devrimci marşlardandır. İspanyolca ‘üstesinden geleceğiz” anlamına gelir. Sergio Ortega, seçimle devlet başkanı olmuş Marksist başkan; Salvador Allende için bestelemişti.

Allende’nin birkaç partiden oluşan ittifaklı başkanlığında, sürekli yoksulun emekçinin yanında yer alan tutumu, başta Amerika ve İngiltere’yi rahatsız edilmişti. Allende, General Augusto Pinochet’yi silahlı kuvvetlerin başkomutanlığına getirmişti. Küba ile geliştirilen ilişkiler emperyalistleri olumsuz etkiliyordu. Askeri darbe Amerika’nın güçlü desteği ile faşist Pinochet’ye yaptırıldı. Oldukça kanlı gerçekleşen darbe de Salvador Allende teslim olmadı. Fidel Castro tarafından hediye edilen silahla kendisini vurdu. Stadyuma toplatılan binlerce devrimcilerden birinin gitarı hep yanındaydı; ‘Venceremos’u söylüyordu. Gitar çalmasın diye parmaklarını kırdılar, susmadı. Ellerini kesip milletin önüne attılar. Susmadı. Gitar çalamıyor ama söylüyordu. Başına dipçiklerle vurdular, yere yıkıldı ama dudaklarında ‘Venceremos’ marşının sözleri dökülüyordu. Ölülerin içine attılar. Sonra cesedi bulunduğunda 43 kurşun izi görüldü. Ölümünden korkmuşlardı ve emin olmak istiyorlardı. Hiç ölmedi Victor Jara.

‘Venceremos’, Şilililerin ve dünyada ezilenlerin gerçek özgürlük umudunun sözü ezgisi ve en çok bilinen marşı oldu.

Avusturya İşçi Marşı, ya da; ‘Hayat Denilen Kavga’ sözleri Fritz Brügel’e müziği oyuncu ve besteci Samuel Pokrassa’a aittir. Daha doğrusu Samuel Pokrass’ın daha evvel bestelediği Sovyet marşı ‘beyaz ordu- kara duman’dan (Kızıl ordu olarak ismi değişti) uyarlanmış olan işçi marşıdır. Marşın ortaya çıkışı; 1927 yılında Viyana’da 89 işçinin ölümüyle sonuçlanan ‘Temmuz ayaklanması’dır. İlk defa 1929 yılında Viyana’da 2. Uluslararası Genç İşçiler Günü’nde seslendirilmiştir.

1934 yılında Avusturyalı işçilerin faşizme karşı giriştiği şubat ayaklanması sırasında yaygınlık kazanmıştır. Marş başka dillere de çevrilerek uluslararası devrimci marşlarından biri halini almıştır. Yılmaz Güney’in ‘Sürü’ filminde Avusturya İşçi Marşı’na yer verilmiştir. Kürtçe çevirisini Şivan Perwer ve Türkçesini İlkay Akkaya okumuştur.

Avusturya İşçi Marşının ilk kıtası; „Hayat denilen kavgaya girdik/ çelik adımlarla yürüyoruz/ biz bu karanlık yolun sonunda/doğacak güneşi görüyoruz…“

   

Enternasyonal

Uyan artık uykudan uyan

Uyan esirler dünyası

Zulme karşı hıncımız volkan

Kavgamız ölüm-dirim kavgası

Mazi ta kökünden silinsin

Biz başka alem isteriz

Bizi hiçe sayanlar bilsin

Bundan sonra her şey biziz.

Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık

Enternasyonal’le kurtulur insanlık

Tanrı, patron, bey, ağa, sultan

Nasıl bizleri kurtarır

Bizleri kurtaracak olan

Kendi kollarımızdır

Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık

Enternasyonal’le kurtulur insanlık

Hem fabrikalar, hem de toprak

Her şey emekçinin malı

Asalaklara tanımayız hak

Her şey emeğin olmalı

Cellatların döktüğü kan

Bir gün onları boğacak

Bu kan denizinin ufkundan

Kızıl bir güneş doğacak

Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık

Enternasyonal’le kurtulur insanlık.

 
 

Venceremos

Fırtına yırtıyor sessizliği

Ufuktan bir güneş doğuyor

Gecekondulardan geliyor halk

Tüm Şili şarkılar söylüyor

Venceremos venceremos

Kıralım zincirlerimizi

Venceremos venceremos

Zulme ve yoksulluğa paydos

Şili’de halk bugün savaşıyor

Cesaret ve aklın gücüyle

Kahrolsun halkın katili cunta

Yaşasın Unitad Popular

Geçmişe ağlamak fayda vermez

Gelecek mutlak sosyalizm

Yarını bugünden kuracaksın

O senin tarihin olacak

 
 

Avusturya İşçi Marşı

 

Hayat denilen kavgaya girdik, çelik adımlarla yürüyoruz

Biz, bu karanlık yolun sonunda, doğacak güneşi görüyoruz

Dağları aşıyor, bak yakınlaşıyor, kızıl yıldıza hep koşun

Bu bir rüya değil, bu bir hülya değil, yıldızıdır kurtuluşun

Kara deryalarda bir fenersin, senin ışığınla yürüyoruz

Biz, bu karanlık yolun sonunda, doğacak güneşi görüyoruz

Fabrikalarda biz, tarlalarda biziz, biziz hayatı yaratan

Din farkı bilmeyiz, dil farkı bilmeyiz, sanki doğduk bir anadan

Anamız amele sınıfıdır, yurdumuz bütün cihandır bizim

Hazırlandık son kanlı kavgaya, başta bayrağımız Leninizm

Bayrağını yükselt, daha daha yükselt, yükselt bayrağı yukarı!

Bugüne vuralım, yarını kuralım, kaldıralım sınıfları!

 
 

Çav bella

 

İşte bir sabah uyandığımda

Çav Bella Çav Bella Çav Bella Çav Çav Çav

Elleri bağlanmış buldum yurdumun

Her yanı işgal altında

Sen ey partizan beni de götür

Çav Bella Çav Bella Çav Bella Çav Çav Çav

Beni de götür dağlarınıza

Dayanamam tutsaklığa

Eğer ölürsem ben partizanca

Çav Bella Çav Bella Çav Bella Çav Çav Çav

Sen gömmelisin ellerinle beni

Ellerinle toprağıma

Güneş doğacak açacak çiçek

Çav Bella Çav Bella Çav Bella Çav Çav Çav

Gelip geçenler diyecek merhaba

Merhaba ey kızıl çiçek

O kızıl çiçek partizanındır

Çav Bella Çav Bella Çav Bella Çav Çav Çav

Yiğit yoldaşlardan armağandır bize

Simgesidir özgürlüğün

O kızıl çiçek partizanındır

Çav Bella Çav Bella Çav Bella Çav Çav Çav

Düşen yoldaşlardan armağandır bize

Simgesidir sosyalizmin