
Asrın Hukuk Bürosu, Türk Başbakanı Erdoğan'ın "Öcalan avukatlarıyla görüşmek istemiyor" iddiasını yalanlayarak, "Hükümet, mevcut durumu çarpıtarak İmralı'da devam eden direnişi kamuoyundan gizlemeye çalışıyor" dedi.
Asrın Hukuk Bürosu yazılı bir açıklama yaparak son günlerde AKP Hükümeti yetkililerinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecritle ilgili açıklamalarına yanıt verdi. Avukatlar, müvekkilleri Öcalan ve diğer 5 tutsağa dönük ağırlaştırılmış tecridin devam ettiğini vurgulayarak, 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana müvekkilleriyle görüşme amacıyla yaptıkları başvuruların tamamının reddedildiğine dikkat çekti. Açıklamada, "27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana müvekkillerimizle görüşebilmek için yaptığımız görüşme başvurularının tamamı devlet ciddiyetine yakışmayacak bir şekilde 'gemi bozuk' gibi asılsız gerekçelerle reddedilmektedir. Sayın Abdullah Öcalan ve diğer 5 müvekkilimizin aileleri de bayram görüşlerini dahi gerçekleştirememişlerdir. Aileler 2011 yılından bu yana sadece 1-2 defa görüşebilmişlerdir" denildi.
Hükümet kesintiye uğrattı
Asrın Hukuk Bürosu açıklamasında, Öcalan’ın Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü konusunda kilit rol oynadığının altı çizildi. Öcalan’ın İmralı’da Haziran 2010-Temmuz 2011 tarihleri arasında devleti temsil eden bir heyetle defalarca görüştüğünü hatırlatan Asrın Hukuk Bürosu, Öcalan’ın bu görüşmelerde Kürt sorununun demokratik çözümü için öneri ve düşüncelerinin yer aldığı 3 protokolü devlet heyetine sunduğuna dikkat çekti. Protokollerin sunulması ardından Hükümet’in olumlu adım atmak yerine süreci kesintiye uğrattığına vurgu yapıldı.
Görüşmeye çıkmayı reddetti
Asrın Hukuk Bürosu avukatlarına yönelik operasyonla Öcalan'ın dış dünyayla olan bağının koparıldığına işaret edilen açıklamada, şunlar belirtildi: "Bu protokollerin sunulmasıyla birlikte müvekkilimiz sorunun çözümü için pratik aşamaya geçtiklerini belirtmiştir. Yine müvekkilimiz, kendisinin içerisinde bulunduğu koşullarda müzakere yapmaya elverişli olmadığını, rolünü oynayabilmesi için sağlık, güvenlik ve özgür hareket koşullarının sağlanması gerektiğini belirtmiştir. Ancak buna karşı hükümet hiçbir olumlu pratik adım atmamış aksine süreci kesintiye uğratmış, direkt Başbakan’ın talimatıyla büromuza yönelik gerçekleşen operasyon sonucu 36 meslektaşımız tutuklanmış ve 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana müvekkilimiz Sayın Öcalan’ın dış dünya ile bağını koparmıştır. Müvekkilimiz Sayın Öcalan buna karşı bu koşullarda aile dahil hiçbir görüşmeye çıkmayacağını belirterek ciddi bir direniş geliştirmiştir.”
Hükümet durumu çarpıtıyor
Asrın Hukuk Bürosu, Türk Başbakan Erdoğan’ın “avukatlar görüşmeleri manipüle ederek verdiği için onlarla görüşmek istemiyor” şeklindeki iddialarına tepki göstererek, Erdoğan’ın mevcut durumu çarpıttığına işaret etti. Açıklamada şöyle denildi: "Hükümet yetkilileri, ‘Avukatlar görüşmeleri manipüle ederek verdiği için onlarla görüşmek istemiyor’ şeklinde hiçbir gerçekliği olmayan açıklamalarla mevcut durumu çarpıtmakta ve İmralı’da devam eden direnişi kamuoyundan gizlemeye çalışmaktadır."
Oyalama savaşı derinleştiriyor
"Hükümetin diyalog sürecine oyalama mantığıyla yaklaşımı, Türkiye'yi çatışmaların derinleştiği, her gün ölümlerin yaşandığı bir savaşa sürüklemektedir" uyarısının yapıldığı açıklamada şöyle denildi: "Akan kanın durması ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü için müzakerelere tekrar başlanması gerektiği açıktır. Rolünü oynayabilmesi için, Sn Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve izolasyona son verilip, sağlık güvenlik ve özgür hareket koşullarının sağlanması konusunda kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz."
Türk Başbakan neler söyledi?
Türk Başbakan Erdoğan, bir Türk televizyonunda gazetecilerin sorularını cevapladı. Erdoğan, PKK'ye karşı başarılı olduklarını, alanhakimiyetine müsaade etmediklerini ve 'çok zayiat' verdiklerini ileri sürdü. Eski MİT Müsteşarı Emre Taner zamanında PKK ile görüşmelere başladıklarını, halefi Hakan Fidan döneminde de sürdürdüklerini belirten Türk Başbakan, "Kesiklik yaşandı sonunda iletişimdeki ciddiyetsizlikten dolayı" dedi. Gazeteci Fehmi Koru'nun "Oslo görüşmeleri ne noktaya gelmişti? CHP'liler bir metinden bahsediyorlar son zamanlarda?" sorusuna ise Başbakan Erdoğan, şöyle yanıt verdi: "O aslında bir belge değil, kendilerine göre uydurdukları bir yazı ama bunu belge olarak sundular, burada o görüşmelerden şeyler var mıdır? Vardır elbette ama bir belgenin belge olması için altında tarafların imzası olması lazım, terör örgütü bir takım medyaya, çevrelere servis ettiler görüşmeyi. İntikal edince bu olaylar benim müsteşarımın üstüne gittiler, bende dedim ki; Ne yapacaksanız bana yapın, onu oraya gönderen benim' dedim. Adayla ilgili olarak bunların her görüşmeden sonra görüşmeler bize geliyor, özetleniyor dünyanın neresinde istihbarat teşkilatları yan gelip yatar? Onlar sadece terörü bırakın, adi suçlar, anarşi ile ilgili herşeyde istihbarat elemanları kullanılır. Biz şimdi burada çözüm için yapılması gereken neyse bunu yapmak durumundayız. Biz medyadan da yazılı, görsel bu konuda istifade etmek isteriz. Onların da bu konuda bize katkısı olabilir."
Gazateci Mehmet Acet ise "Selahattin Demirtaş'ın da açıklamaları var, bu konuda AK Parti, CHP, MHP, BDP bir araya gelsin ve süreç yeniden başlasın açıklamaları var, sizin görüşünüz nedir tekrar görüşmeler olur mu?" şeklinde net bir soru yöneltti. İşte Erdoğan'ın yanıtı: "Bu konuda BDP'nin bu çağrısını ne denli değerlendiririz o ayrı konu benzer çağrıyı CHP'de yaptı, geldi görüştük ve görüşme esnasında da 'Biz MHP'den de randevu istedik vermiyorlar, BDP ile de düşünmüyoruz' dediler. MHP randevu verirse iyi olur ama vermiyorsa 3 arkadaş yanınızda benimde 3 arkadaşım yanımda hemen talimat verelim ve çalışmaya başlasınlar daha sonra MHP'den de bu katılım olursa çalışma yaparız. O gün genel başkan yardımcılarından birtanesi 'Bu hemen olmaz' dedi. Halen CHP'den bizim o talebimize bir cevap gelmedi, o gün açıkladıkları maddeler bir çözüm önerisi değildi, teşhis ve tespitti onlar. O günden bugüne atılan müşterek bir adım yok, biz kendilerine çağrıyı yapacağız Meclis'in açılmasıyla beraber 'Gelin hep beraber elimizi taşın altına koyalım, ne gerekiyorsa yapalım' diyeceğiz.
İmralı ile görüşmeler olabilir
İmralı ile görüşmeler yine olabilir, farklı kampanyalar yapılıyor işte 'İmralı öldü, öldürüldü' gibi, kardeşi oraya gitti, görüştü, geldi. Şimdi Demirtaş'ın açıklaması buradan kaynaklanıyor. Avukatlarını kendisi de kabul etmiyor, zaman zaman bizim de uygun görmediğimiz dönemler oldu. Dışarıya görüşmeleri onlar zaman zaman manupile ederek taşıdılar."
HABER MERKEZİ