* Erdoğan, Özes savaş Dairesi'nin kendisine servis ettiği 'örgüt içi infaz' yalanına önce "Kandil'de kaçarken yakalanıp kurşuna dizildiler", sonra "Diyarbakır'da kurşuna dizildiler", ardından "Bir mağarada günlerce işkence yapılıyor ve sonunda öldürülüyorlar" katkısında bulundu. Şimdiki senaryosu şöyle: "Mağaraya traktör dayayıp içeriye eksoz gazı doldurdular!"


* Hıdır ve Ayşe Marangoz, Türk Başbakan'ın bu gayretinin farkında ve kızlarının mücadelesine bağlılıkta tereddütleri yok. Bunun için de Türk Başbakan'a öfkeliler. Baba Marangoz, "Roboskî'de 34 tane insanın katırlarla kanları, etleri karıştı. Emri veren sen değil miydin? Şimdi bu beş kişinin üzerine mi düşüyorsun? Ayıptır, vazgeç artık. Terbiyesizlik yapma, utan!"


*Anne Ayşe Marangoz: "Erdoğan sanki Berçem'i çok düşünüyor gibi yapıyor. Seni ne ilgilendirir; Berçem gitti, savaştı, şehit düştü. Onu o kadar düşünüyordun da, Roboskî'de niye o kadar gencin ve çocuğun üzerine bomba yağdırdın? Berçem'i düşünüyorsan önce içeride çocuklar, kadınlar ve hasta tutsaklar var, onları bırak."


Türk Başbakan Erdoğan'ın 27 Kasım 2010'da, Amed'de, jeneratörden sızan gazdan dolayı barınakta yaşamını yitiren gerillalara ilişkin "örgüt içi infaz" iddiasını tekrar gündeme getirmesi, gerillalardan Berçem Amed kod adlı Miyaser Marangoz'un ailesi tarafından tepkiyle karşılandı. Başbakan'a seslenen baba Hıdır Marangoz ve anne Ayşe Marangoz, "Çocuklarımızı ağzına alma" dedi.
Amed'de, 27 Kasım 2010'da, kış üslenmesini yaptıkları mağarada beş kadın HPG gerillası, jeneratörden sızan gazdan dolayı yaşamını yitirmişti. Yaşamını yitiren gerillalar Hazine Şeker (Canda), Miyaser Marangoz (Berçem), Leyla Gündoğdu (Sema), Leyla İkincisoy (Axîn) ve Şilan Uğur'un (Tekoşîn) ardından Türk Başbakan Erdoğan, "örgüt içi infaz" iddiasını ortaya atmış; ancak PKK'den ve aileden anında yapılan net açıklamalar, iddiayı boşa düşürmüştü. PKK, ailelere ve kamuoyuna gerillaların cenazelerine bağımsız kurumlarca otopsi yaptırma çağrısı da yapmıştı. Fakat Türk Başbakan, beş kadın gerillayı alet ettiği psikolojik savaşından vazgeçmedi. Defalarca, her seferinde başka bir işkence metodu uydurarak, gerillaların PKK tarafından işkenceye tabi tutulduğunu iddia etti. Önce, "Bir mağarada günlerde işkence yapılıyor ve sonunda öldürülüyorlar" diyen Başbakan, şimdiyse başka bir infaz metodu buldu: "Mağaraya traktör dayayıp içeriye eksoz gazı doldurdular!"
Türk Başbakan'ın 2010'dan bu yana bitmeyen saldırısına, gerillalardan Berçem kod adlı Miyaser Marangoz'un ailesi sert tepki gösterdi. Baba Hıdır Marangoz ile anne Ayşe Marangoz, çocuklarının gerillaya neden katıldığını, neler yaşadıklarını ve Başbakan'ın sözleriyle ilgili düşündüklerini gazetemize anlattı.

'Aynı zamanda intikam davasıdır'

Miyaser Marangoz henüz beş aylıkken 77 gün işkencede kaldığını ve 88 kilodan 40 kiloya düştüğünü anlatan baba Hıdır Marangoz, "Bunları hep evde konuşuyorduk. Bu çocuk da ben işkence gördüğüm zaman beş aylıktı. Büyüdü, gitti. Bu aynı zamanda bir intikam davasıdır. Yoksa PKK kimsenin çocuğunu kaçırmıyor" dedi.
Marangoz, konuşmasının devamında Başbakan'a seslenerek şunları söyledi: "Tayyip Erdoğan, 2011'de hiç utanmadan, yüzü kızarmadan diyordu ki, 'Bu beş kişi Kandil'de kaçarken yakalanıp kurşuna dizildi.' Sonra biz Roj TV'ye gidip, 'Diyarbakır mıntıkasında, gaz dolayısıyla şehit olmuşlar' dedik. Bu kez de utanmadan, 'Diyarbakır'da kurşuna dizildiler' dedi. Şimdi de utanmadan, yüzü kızarmadan diyor ki, 'Beş gerillayı sığınağa koymuşlar, ağızlarını kapatmışlar, eksoz gazını içeri koyup öyle zehirlemişler.' Biz kurtulan arkadaşlarla da görüştük. Bize anlattılar. E be Erdoğan! Biraz utan. Zaten sen insan değilsin. Utanmadan konuşuyorsun, ben sana ne diyeyim! Sen bu halkı kandırıyorsun. Hele hele Türkleri kandırıyorsun. Ama Kürtleri de kandırıyorsun. Bir kısım boğazına düşkün olan, kendini hafife satan Kürtleri kandırabiliyorsun."

'Ayıptır, vazgeç artık'

Kızı sağken fırsat buldukça konuştuklarını aktaran Marangoz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hep özgürlükten bahsediyordu. Bu özgürlüğümüzü mutlaka almalıyız. Çok moralliydi Miyaser. Hatta diyordu ki, 'Bu kış geçse, onlara büyük dersler vereceğiz.' Bunlar partinin çocuklarıdır. Başkan Apo'nun çocuklarıdır. Başbakan, senin yaptığın gerçekten gevezeliktir. Terbiyesizlik yapıyorsun. Her gün Kürt çocuklarını öldürüyorsun. Hendekleri kazıyorsun. Suriye'den geçen kadınları kurşuna diziyorsun. Sen ne zaman bu kadar vicdanlı oldun? Roboskî'de 34 tane insanın katırlarla kanları, etleri karıştı. Emri veren sen değil miydin? Şimdi bu beş kişinin üzerine mi düşüyorsun? O kadar merhametli misin? Sen abdest almadan namaz kılıyorsun, vicdansız insan. Merhametin var mı senin? Konuştuklarını kulakların duyuyor mu? Ayıptır, vazgeç artık. Üç senedir, 'Vay şöyle oldu, vay böyle oldu.' Kürtlerin kanında sonunda boğulacaksın."

'Elindeki çocukların ırzına geçiliyor'

Başbakan'ın "PKK çocukları kaçırıyor" sözlerine de tepki gösteren Marangoz, şunları kaydetti: "Miyaser, 1998'de partiye katıldı, 2000'de gerillaya gitti. PKK hiçbir zaman, hiçbir çocuğu kaçırmadı. Hatta onun isteği vardı, Hollanda'dan ben kendi elimde uçağa bindirdim. Gittiği zaman da sürekli konuşuyordum kendisiyle. Çok moralliydi. Parti'nin bir çocuğuydu. Onlar hakareti kabul etmedikleri için dağları seçti. Biz dağlarımızı, ovalarımızı seviyoruz. O hasretle yaşıyoruz."
Başbakan'ın birkaç aileyi kandırarak Amed'de eylem yaptırdığını belirten Marangoz, şöyle seslendi: "Ey Başbakan, elindeki çocukların ırzına geçiliyor, alçaklık yapılıyor. Sen niye gardiyanlarını, cezaevlerini takip etmiyorsun? Hani vicdan sahibiydin. Niye demiyorsun bu cezaevlerinde hasta olanlar, kanser olanlar var. Bu çocuklar niye gelip sana teslim olacak? Tekrar ırzlarına geçeceksin cezaevinde, değil mi? Bu çocuklar, sizin elinize düşeceklerine dağlara çıksınlar. Senin de boğazında kalsın söylediklerin; kalacak da."

'Kuşağını ölüme kadar takacağım'

Anne Ayşe Marangoz ise, sözlerine şöyle başladı: "Kızım 1998'de partiye katıldı, 2000'de dağa gitti. 2010'un on birinci ayında şehit düştü. (Elinde tuttuğu kuşağı göstererek) Bu da onun kuşağıdır. Arkadaşlar, o şehit düştüğünde belindeki bu kuşağı çözüp bana gönderdi. Hiç yıkamadım. Bütün yürüyüşlerde, toplantılarda taşıyor. Kıymetini biliyorum. Ben bunun yolundan gideceğim. Berçem'in kuşağını ölüme kadar takacağım, onunla ölüme gideceğim."
Marangoz, ailesinin Kürt Özgürlük Hareketi'yle ilişkisinin 1977'ye dayandığını da belirterek, şunları söyledi: "Kardeşim Mustafa Marangoz, o dönemde örgüt içindeydi. Hangi örgütten olduğunu bilmiyorduk; onlara 'talebe' deniyordu. Onlar için, 'Kürdistan'ı kuracaklar' deniyordu. Babamız '60'larda gözaltına alınmış, işkence yapıldığı için felç olmuştu. Mustafa'nın devlete tepkisi böyle başladı. Devlet, babamızı felç etti. O da, 'Babamın intikamını alacağım' diyordu. O günden bu yana, Mustafa, Ahmet ve Berçem şehit düştü. Diğer kardeşim Mehmet Emin de 1985'te Diyarbakır'da cezaevinde işkence gördü. Çıktığında kan atıyordu, ciğerlerinden darbe almıştı. 2013'te yaşamını yitirdi. O da bir Kürdistan şehididir."

'Amcalarımın silahını kaldırıp savaşacağım'

Ayşe Marangoz, kızının dağa gidişini ise şu sözlerle anlattı: "Berçem bana 'Gerillaya gidiyorum' dediğinde, ben kendisine dedim ki, 'Gerilla zordur. Bizim şehitlerimiz ve mücadelede emeğimiz var. Gidip ihanet edersen bütün emeklerimiz boşa gider.' Ancak o bana, 'Merak etme anne, ihanet etmem. Mustafa ve Ahmet amcalarımın silahını kaldıracağım ve sonuna kadar savaşacağım' dedi. Kendi arzusuyla gitti. Eğer ben gönderseydim, belki zaaf gösterebilirdi. Ama o giderken zevk aldı. Gitme kararı verince, 2000'de biz onu yolcu ettik. Ülkemizin kavgasını veriyoruz. Kızım da arkadaşlarıyla birlikte bu kavgayı veriyordu. Ne ihanet etti ne de kaçtı. Parti ile kızım arasında hiçbir sorun yaşanmadı. Başbakan ailelerle Parti'nin arasını açmak istiyor, bunu biliyorum."

'Gerekirse ben de giderim'

Marangoz, Erdoğan'ın samimi olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Erdoğan sanki Berçem'i çok düşünüyor gibi yapıyor. Berçem gitti, savaştı, şehit düştü. Onu o kadar düşünüyordun da, Roboskî'de niye o kadar gencin ve çocuğun üzerine bomba yağdırdın? Berçem'i düşünüyorsan, önce içeride çocuklar, kadınlar ve hasta tutsaklar var, onları bırak. Çocuk yaşta sürgüne giden insanların ülkelerine dönüşünü sağla. Bizim gençlerimiz ne Türk, ne İran ne de Arap sömürgeciliğini istiyor. İnşallah özgürlüğümüze de kavuşacağız. Bir insan şehit düşüyor, onun annesi, babası, akrabaları, teyze ve amca çocukları, kirveleri onu sahipleniyor, yolundan gidiyor. Hareket böylece büyüyor, gelişiyor. Sen ise küçülüyorsun, yerin daralıyor. Onun için bu kadar köpürüyorsun. Biz Kürt'üz, Kürdistan'dan vazgeçmeyiz. Başkan Apo'nun, gerillanın yolundan gideriz. Berçem şehit düşmüşse, onun gibi binlerce şehidimiz var. Dağda binlerce gencimiz daha var. Mustafa'yı verdik, Ahmet'i, Mehmet Emin'i verdik. Onların ardından Berçem gitti. Gerekirse ben de giderim."


'Berçem seni ne ilgilendirir?'
Marangoz, Başbakan'ın kızlarını sürekli gündem etmesine öfkesini şu sözlerle anlattı: "Devamlı, Berçemleri zehirlediler diyor. Ya seni ne ilgilendirir? Sen sanki onları çok mu seviyorsun? Bizim komutanlarımız, gerillalarına bir baba gibi, anne gibi bakarlar. Bir anne, baba nasıl kendi çocuğunu öldürür? Berçem'in durumu Erdoğan'ın çarpıttığı gibi değil. Nasıl şehit düştüğünü çok iyi biliyoruz. O sırada yanlarından 3 arkadaş da kurtulmuş. Onlarla konuştuk, bize anlattılar. Toprağımızın altı, bizim çocuklarımızın, genç kızlarımızın, erkeklerimizin eti, kanı ve kemikleriyle dolu. Biz bunu unutmayız. Biz onların yolunda sonuna kadar gideriz. Sen Kürtlerin uzattığı barış elini tut. Biz kendi topraklarımızda istediğimiz gibi yaşamak istiyoruz."

'Ciğerlerini patlattınız, unutur muyuz?'

"Berçemle uğraşacağına Kürtlerin sorunlarıyla ilgilen, haklarını ver" çağrısı yapan Marangoz, şöyle devam etti: "Her gün katliam yapıyorsun. Bu katliamları gündeme getirmiyorsun da neden Berçem'i bu kadar gündeme getiriyorsun? Roboskî'yi neden söylemiyorsun? Berçem'i gündeme getirerek bizim geri adım atacağımızı düşünüyorsun. Güya içimizde bir kuşku yaratacaksın. Siz Mehmet Emin'in ciğerlerini patlattınız, unutacağımızı mı sanıyorsun? Kesinlikle geri atmayız. Başkan Apo'nun çocuklarıyız. Şeyh Sait'in, Kawa'nın, Seyit Rıza'nın torunlarıyız. Yaptıklarınızı unutmayız. Sen Berçem'in adını ağzına alma. Biz onun yolundan gideceğiz. Bugün Başkan Apo 'Yeter' dese de biz şehit aileleri onların yolunu sürdüreceğiz. Çocuklara cezalar verildi, tecavüz edildi, sen ve dünya sessiz kaldınız. Neden Berçem sana bu kadar kıymetli oluyor?"
Türk polisi ve askerine de öfkesini dile getiren Marangoz, "Türk polisi, askerinden bahsedildi mi, aklıma tecavüz geliyor. Roboskî Katliamı geliyor. Ermeni, Dersim ve Süryani katliamları geliyor. Bunları kimse unutmaz. Erkeklerimizin ayaklarına çiviler çakıldı. Gençler bunları kabul etmedikleri için dağa çıktı. Köylerimizi, verimli topraklarımızı elimizden aldılar" dedi.


OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ

AGİT ERKENDİ/FRANKFURT