
2. Yerel Yönetimler Konferansı'nda konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "'Kürt sorunu bitmiştir' diyen AKP ile neyi konuşacağız" diye sordu ve ekledi: "Siyasetçilerimizi serbest bırakacaksın, her şeyden önce Sayın Abdullah Öcalan'ın Kürt Halk Önderi olduğunu kabul edeceksin."
BDP 2. Yerel Yönetimler Konferansı dün Amed'de başladı. "Öz Yönetim Gücüyle Demokratik Özerkliği Zaferle Taçlandıralım" şiarıyla Cegerxwîn Gençlik ve Kültür Merkezi'nde üç gün sürecek konferansa, belediye başkanları, il genel ve belediye meclis üyeleri katıldı. Konferans salonuna, üzerinde "Devrim şehitleri ölümsüzdür" yazısı ve öldürülen BDP'li İl Genel Meclis Üyesi Yıldırım Ayhan'ın fotoğrafının yer aldığı pankartın yanı sıra tutuklu 20 belediye başkanı, 19 belediye başkan yardımcısı ve vekilleri, 2 il genel meclis başkanı, 11 il genel meclis üyesi ve 88 belediye meclis üyesinin tek tek isimlerinin yer aldığı 3 ayrı pankart asıldı.
Baluken: İnşaa devam edecek
BDP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken, siyasal gelişmelere dikkat çekerek, konferansın bu süreçte yapılmasının önemli olduğunu söyledi. Baluken, "Büyük yangının tam ortasında, konferansın gerek içeriği ve sonuçları itibariyle, halkalarımızın özgürlük istemlerini harlandıracak tarzda bir netice ile sonuçlanacağına inanıyoruz" dedi. Çözüm modeli olarak Demokratik Özerklik'i ortaya koyduklarını anımsatan Baluken, "Demokratik Özerkliğin inşasının yoğun bir şekilde devam edeceği, bunun siyasal, ekonomik bir çok boyutunun belediyeler üzerinden şekilleneceği ortadadır" dedi.
Demirtaş: Yeni bir anlayış
Ardından konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "Bin bir zorlukla, tehditle, şantajla tutuklamayla, katliamla karşı karşıya olan, aynı zamanda buna karşı direnen bir partiyiz" diyerek konuşmasına öldürülen BDP'li İl Genel Meclis Üyesi Ayhan Yıldırım'ı anarak başladı. "AKP'nin siyasi soykırımı nedeniyle aramızda olmayan arkadaşlarımız var" diyen Demirtaş, tutuklu belediye başkanları, il genel meclis başkanları, il genel meclis üyeleri ve belediye meclis üyelerine dikkat çekti. Konferansın Kürt halkına büyük katkı sunacağını ifade eden Demirtaş, "13 yılda yeni bir yerel yönetim anlayışını geliştirdik. İktidar alanı olarak tanımlanan bir sistemde, yerel yönetimlerin, yerinde yönetimi, katılımcılığın, ekolojik yaklaşımların somut pratiğe dönüştüğü mekanlara, modellere dönüştürdük. Demokratik Özerklik konusunda belediyelerimizin nasıl bir pratik içerisinde olacağı, demokrasinin bir kültüre dönüşmesi konusunda üç günlük tartışmalarımızda açığa çıkaracağız" diye konuştu.
Ölçü BDP'li belediyelerdir
"Belediyeler rant çevresi iken bunu halkın hizmetine koyan arkadaşlarımızı buradan kutluyorum" diyen Demirtaş, "Arkadaşlarımız büyük mucizeler yaratmıştır. BDP belediyeciliği gibi bir model oluşturmuşlardır. Parametre, ölçü BDP'li belediyelerdir. 180 arkadaşımız içerdedir ama bu arkadaşlarımız hakkında tek bir yolsuzluk soruşturması yoktur. Bu kadar az kaynak olmasına rağmen, merkezden yasal ve zorunlu ödenecek kaynakların dışındaki bütün kaynakların kesilmiş olmasına rağmen, nasıl oluyor da BDP'li belediyeler bu kadar hizmet yapıyorlar? Çünkü hırsızlık yapmıyorlar. Bugün AKP'nin elinde olan belediyelerin sadece hizmet binalarına harcadıkları paralar, bizim yıllık bütçemiz kadardır. Başbakan neden bize bu kadar saldırıyor, çünkü iyi bir modeldir. Bunun yayılmasını istemiyor. BDP'li belediyecilik modelinin tüm Türkiye'ye yayılması için elimizden gelen bütün çabayı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu.
Hükümet savaş sözü vermiş
Demirtaş, "En kaliteli hizmetin yanında belediyenin demokrasinin kalesi olacak, yerinde öz yönetim kalesi olmasıdır. Klasik, teknik bir çalışmadan öte, siyasi bir çalışmanın olması gerekir. Halkımızın her biri politik aktördür. Ortadoğu'da bir demokrasi inşa edilemiyorsa, bu yerinde öz yönetim modellerini oluşturamadıkları içindir" dedi. "Üzerimizdeki baskının neden arttırıldığını iyi görmek gerekiyor" diyen Demirtaş, Suriye'deki gelişmelere dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Uluslararası güçlerin pay kapma ve dengelerin değişmesinden dolayı böylesi bir süreç başlatıldı ve AKP'ye de 'buna karşı geleceksin, öyle iktidarda kalacaksın' denildi ve AKP bunu kabul ederek Suriye'ye cephe açtı. AKP kimin adına orada hareket edecek, böyle bir zemini yok, haksız bir savaş ancak ırkçılık ve milliyetçilikle yapıyorlar. Bunu da kiminle yapıyorlar, devlet malı İ. Naim Şahin'le yapıyorlar. Orantısız bir güç kullanmasının nedeni de budur. 7 bin BDP'linin tutuklanmasının nedeni budur. Çünkü bu hükümet savaşmak istiyor, bunun sözünü vermiş ve bunu yapmak zorundadır."
Asker ailelerine çağrı
Asker ailelerine seslenen Demirtaş, "Vatan, millet Sakarya' diye bir şey yoktur, bölünme sorunu yoktur, çocuklarınız bu vatan için ölmüyorlar, AKP için ölüyorlar, bu saltanatın sürdürülmesi için çocuklarınızı savaşa gönderiyorlar. Bu savaşın bitmesini istiyorsanız, buna karşı sesinizi yükseltmelisiniz. Bin bir zorlukla yetiştirdiğiniz fidanlarınızın AKP uğruna neden toprağa düştüklerini sormalısınız. Çocuklarınız AKP'den ve her şeyden daha değerlidir. Bu savaşa en fazla polis ve asker anaları karşı çıkmalıdır. İnsan olmak isteyen bir halka karşı savaşa sürükleyenlere karşı isyan edin ki, akan kanı hep birlikte durduralım" dedi.
Roboskî'nin hesabını soracağız
Roboskî Katliamı ile ilgili hükümet cephesinden gelen açıklamalara dikkat çeken Demirtaş, "Roboskî sadece 34 çocuk değil, bir halkın yüzyıldır nasıl muameleye tabi tutulduğunun en canlı örneğidir. Orada hepimiz katledildik, insanlık savaş uçaklarıyla bombalandı. AKP bu yüzden bu kadar saldırıyor ve bunu örtmeye çalışıyor. Öyle örtülebilecek bir olay değildir. Bu sorun öyle soğuk ve teknik bir mesele değil. Siz orada bile bile, bizzat emri vererek bir halkı parçaladınız, çocukları bombaladınız. Öyle çıkıp 'bu konuyu kapatın, yoksa sizi içeriye atarız, gazetelerinizi kapatırız' diyerek, gündemi çarpıtarak, suni gündemler yaratarak bu konuyu kapatacağınızı sanmayın. Hangi yöne dönseniz, o katlettiğiniz çocukların gözleri gözlerinizde olacak, bizim gözlerimiz sizin üzerinizde olacak" diye konuştu.
Türk Başbakan'ın BDP'nin bunu istismar ettiğini ileri sürdüğünü anımsatan Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizler yüzyıldır aynı muameleye tabi tutulmuşuz. Bize Ağrı'da, Zilan'da, Koçgiri'de aynısını yaptınız. Sizin temsil ettiğiniz değerler bize yüzyıldır bunları yaptı, neyin istismarı? Roboskî'de katlettiğin biziz, biz kendimizi mi istismar ediyoruz? Bu insanları yüzyıllardır, aç bırakmışsın, kaçakçı yapmışsın, vergini almışsın, bunları yaparken iyiydi ama bugün bunu dile getirdiğimizde istismar ediyorsunuz, diyorlar. Bu kadar değerleri ayaklar altına alıyorsunuz ama bize de istismarcı diyorsunuz. Allah'ın verdiği bu can bizde olduğu müddetçe bütün arkadaşlarımız bunun hesabını soracaklardır."
Tereddüt kabul etmez
"Hiçbir arkadaşımız bu çetelerin tehditlerine kapılmasın, ne yapıyorsa yapsın" diyen Demirtaş, şöyle meydan okudu: "Bizi içeriye mi atacak, öldürecek mi, yapsın. Bütün güç onun elinde. Ama onurlu güç bizim elimizde, bizim direniş gücümüz var. Ama arkamızdan şunu söylerler, 'onurlu haysiyetli bir şekilde öldüler' derler. Arkamızdan gelenler bunu sürdürürler. Bu onurlu mücadele tereddüt kabul eden bir mücadele değildir. Bırakın zalim zalimliğiyle kalsın. Bizim işimiz, bu analara özgürlüğü armağan edene kadar, onurlu yarınları armağan edene kadar bırakın herkes işini yapsın."
Onu protesto edin
Türk Başbakan Erdoğan'ın bugün Amed'e geleçeğine dikkat çeken Demirtaş, "Protesto edin, dinlemeye gitmeyin, tepkinizi ortaya koyun. Sen hem benim halkımı katledeceksin, cenazelerine hakaret edeceksin, tehdit edeceksin, hem de gelip Diyarbakır meydanlarında bize sesleneceksin. Bunu protesto edin. Bu yalanları sorgulayın, kanmadığınızı gösterin. AKP'ye oy vermiş Kürtlerden rica ediyoruz. O teşkilatlardan kurtulun. Kendi iktidar hırsı için çalışan bir anonim şirket var. Büyük bir aldatmaca, kandırmaca ve büyük bir yalan hareketi var. Diyarbakır buna en iyi cevabı verebilmelidir. Yaptıklarının nelere yol açtığını görebilmelidir. Diyarbakır halkının vicdanına inanıyoruz, onurlu bir duruş göstereceğine inanıyoruz."
Önce dilini değiştir
"'Kürt sorunu bitmiştir' diyen AKP ile neyi konuşacağız?" diye soran Demirtaş, "İlk önce dilini değiştireceksin. Sana sunduğumuz önerilerle siyasetçilerimizi serbest bırakacaksın, her şeyden önce Sayın Abdullah Öcalan'ın Kürt Halk Önderi olduğunu kabul edeceksin. 11 aydır, bir adaya bir koster bile göndermiyorsunuz, bu kadar ciddiyetsizlik, bu kadar ahlak dışı, hukuk dışı bir yaklaşım olabilir mi? Çıkıp, 'biz tecrit, imha kararı aldık' deyin, bu daha da dürüstçedir. Bu kadar ucuz politikalarla hareket etmeyin. Müzakere zeminini hazırlayın, hangi zaman müzakereden kaçtık. Bizim için 'ne zaman başları sıkıştıysa geldiler' diyor, ben bundan dolayı onları Allah'a havale ediyorum" dedi.
Konferans, 3 Haziran'a kadar basına kapalı devam edecek. Ardından sonuçları ile ilgili basın açıklaması yapılması bekleniyor.
Cezaeviyse cezaevi ölümse ölüm
BDP EşBaşkanı Selahattin Demirtaş, haklarında fezleke düzenlenmesini değerlendirdi.
BDP EşBaşkanı Selahattin Demirtaş, hazırlanan fezlekenin Başbakan Erdoğan'ın kendilerine yönelik tehdit açıklamalarından bağımsız olmadığına dikkat çekerek, "Geçen hafta grup toplantısında da açıkça BDP'yi hedef gösteren bir açıklama yapmıştı. 'Hesabını soracağız' demişti. Dolayısıyla bu fezleke doğrudan başbakanın talimatı ile hazırlanıp Ankara'ya gönderilen bir fezlekedir. Bizim açımızdan hiçbir hukuki, hiçbir değeri olmayan ve hukuki bir metin olmaktan öte siyasi bir metindir. Siyasi bir yaklaşımdır, önceki fezlekeler gibi önceki tutuklamalar gibi tümüyle siyasidir" dedi.
AKP içerisinde tartışma var
"Fezleke meselesi bizi zorlamaz" diyen Demirtaş, "Tutuklayabilirler, dokunulmazlıkları da kaldırabilirler ki böyle bir tartışmanın AKP içerisinde sürdürüldüğünü de biliyoruz. Biz bu konuda AKP'ye yalvaracak değiliz" diye konuştu.
Demirtaş, "Ortada yargı falan kalmamış. Yarın hepiniz mahkemeye düşebilirsiniz ve karşınızda yargıç bulamayacaksınız. AKP memurları tarafından yargılanacaksınız. Durum bu kadar vahimdir" dedi.
CHP'nin Kürt sorunu ile ilgili mecliste başlattığı girişimi önemsediklerini ifade eden Demirtaş, şunları söyledi: "Daha önce benzer çağrıları biz yapmıştık. Diyalog ve müzakere partiler arası pazarlık meselesi değil, hakların özgürlüğü için hangi partiye hangi sorumluluğun düştüğünün tespiti meselesidir. AKP bunu bir pazarlık meselesi gibi ele alıyor. Açık söylüyorum bizler kefeni koltuğunun altında siyasetçileriz. Cezaeviyse cezaevi, ölümse ölüm. Halkımızın özgürlüğü için ödenmesi gereken bedel neyse ödemeye hazırız. DEP döneminde arkadaşlarımız nasıl bir dik duruş sergilediyse, BDP'li arkadaşlarımız da dik duracaktır. İçerde 7 bin BDP'li KCK'li diye tutuklanmışsa, onlar KCK'li ise genel başkanları da ben oluyorum. O nedenle kimse böylesine bir yanılsama içerisine girmesin" dedi.
AMED