• Yağma, şiddet olmadan ve sermaye birikimi zincirinin farklı halkalarındaki suç ortaklığı sağlanmadan sürdürülemez. Devletin resmi kurumları da karanlıkta kalan uzantıları da uyuşturucu çeteleri ve silahlı milisler de bu düzenin parçası.

SILVIA ADOUE*

Tero, tero, tero, tero,

Yol arkadaşına helal olsun!¹

Brezilya’da 4 Ekim Pazar günü cumhurbaşkanlığı ve yardımcılığı, eyalet valilikleri ve vali yardımcılıkları, Temsilciler Meclisi, Senato’nun üçte ikisi ve eyalet meclisleri için seçimler yapıldı. Aşırı sağcı Flávio Bolsonaro, geçerli oyların yüzde 47’sini alarak yüzde 45’te kalan İşçi Partisi (PT) lideri ve mevcut cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın önüne geçti. Flávio, eski Cumhurbaşkanı Jair Messias Bolsonaro’nun oğlu. Babası, Lula’nın cumhurbaşkanı seçildiği 2022 seçimlerinin ardından 8 Ocak 2023’te gerçekleştirilen darbe girişimine katılmaktan hapse girdi.

* Silvia Adoue, Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te doğdu ve daha sonra Brezilya’ya yerleşti. İlk ve ortaokulda öğretmenlik yaptı matematik pedagoji ve sinema bilimleri alanlarında lisans edebiyat bilimleri alanında ise doktora derecesi aldı. Topraksız Kırsal İşçi Hareketi (MST) bünyesindeki Escuela Nacional Florestán Fernandes’de (ENFF) ders veriyor ve aynı zamanda Araraquara’daki São Paulo Üniversitesi’nde (USP) öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor.

İkinci tur 25 Ekim’de

İkinci tur 25 Ekim Pazar günü yapılacak. Yeni cumhurbaşkanı, Senato’da, Temsilciler Meclisi’nde ve eyalet valiliklerinde çoğunluğu elinde tutan bir sağ blokla birlikte çalışmak zorunda kalacak. Seçmenlerin yüzde 21’i sandığa gitmedi; bu, 33,4 milyon kişi demek. Beyaz ve geçersiz oyların toplamıysa yüzde 5’te kaldı.

Altıncı kez seçilecek mi?

Lula’nın kazanması halinde PT, altıncı kez hükümeti kurmuş olacak. Partinin iktidar dönemi, 2016’da Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff’in görevden alınmasıyla kesintiye uğramıştı. Rousseff’in yerine yardımcısı Michel Temer geçti. PT’nin ittifak kurduğu Temer, sağcı bir siyasetçiydi. Bir sonraki seçimde Lula, yolsuzluk suçlamaları nedeniyle hapiste olduğu için aday olamadı. Federal Yüksek Mahkeme’nin 2021’de serbest bırakılmasına karar vermesinin ardından yapılan seçimleri Jair Bolsonaro kazandı.

Toprak reformu rafa kaldırıldı

PT, faşizme karşı mücadele gerekçesiyle ittifaklarını durmadan genişletti ve siyasi çizgisini giderek ılımlılaştırdı. Bu arada yerli halkların toprak haklarının tanınması ve toprak reformu, birbirini izleyen hükümet dönemlerinde ilerlemek bir yana, neredeyse rafa kaldırıldı. Faşizm ise güç kazanmaya devam etti. Üstelik bu yükseliş sandıkla sınırlı değil. Silahlı milisler faaliyetlerini sürdürürken onları hedef alan kayda değer bir müdahale de yapılmıyor.

Yağma giderek hızlanıyor

Bugün sermayenin işleyişi, demokratik yanılsamaların korunmasını artık gerektirmiyor. İhtiyaç duyduğu şey, toprakları ve yaşam alanlarını yağmaya açacak bir savaş devleti.

Dünya çapında örgütlenen esnek sermaye birikimi ağlarında, zenginliği insanların elinden alarak kazanç sağlayan kesimlerin payı giderek büyüyor. Elde edilen servet sonunda sermaye birikimine katılıyor, yatırım fonları da bundan kazanç sağlıyor. Ancak bu, yağmanın niteliğini değiştirmiyor.

Burada sözünü ettiğimiz şey, klasik anlamda ilkel birikim değil. Rosa Luxemburg’un işaret ettiği gibi çevre bölgelerin durmaksızın mülksüzleştirilmesinden de ibaret değil. Birikim modelinin değiştiği dönemlerde görülen, yağmanın birdenbire yoğunlaşması da meselenin tamamını açıklamıyor.

Asıl mesele, ortalama kâr oranındaki uzun vadeli düşüşü telafi edebilmek için yağmanın giderek hızlanması ve daha yoğun hale gelmesi.

foto:AFP

Çeteler ve milisler de parçası

Yağma, şiddet olmadan ve sermaye birikimi zincirinin farklı halkalarındaki suç ortaklığı sağlanmadan sürdürülemez. Devletin resmi kurumları da karanlıkta kalan uzantıları da uyuşturucu çeteleri ve silahlı milisler de bu düzenin parçası. Yasal ya da yasa dışı yollarla uygulanan şiddet, insanların yaşadığı toprakları birer korku alanına dönüştürüyor.

Sermaye birikimi ağlarının kontrolü için şirketler arasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Ancak rekabet yalnızca şirketlerle sınırlı değil. Çalışanlar da kendi emek güçlerini daha fazla sömürmeye dayanan bu düzenin içine çekiliyor. İş bulabilmek ve işlerini koruyabilmek için işgücü piyasasının dayattığı koşullara boyun eğmek zorunda kalıyorlar.

Sınıfsal ayrım keskinleşiyor

Bizim kıtamızdaki gibi sınıfsal ayrımların keskin olduğu toplumlarda yaşam koşulları hızla kötüleşiyor. Buna rağmen görece ayrıcalıklı kesimler, kendilerinden daha yoksul olanlarla aralarındaki mesafeyi korumaya çalışıyor. Kendi yaşam standartlarını koruyamasalar bile alt sınıflarla aynı kefeye konmak istemiyorlar. Kaybettikleri refahın yerine toplumsal üstünlüklerini koymaya uğraşıyorlar.

Toplumsal parçalanmayı ve yoksullara duyulan nefreti besleyen de bu. Faşist öznelliğin kök saldığı zemin burada oluşuyor. Kadınlar, cinsiyet ve cinsellik normlarına karşı çıkanlar ve ırkçılığın hedefi haline getirilen topluluklar, bu saldırganlığın başlıca hedefleri oluyor.

Sağ acımasız, ilerici ikiyüzlü

İlerici hükümetler de iktidarlarını sürdürebilmek için bu düzenin dışında kalamıyor. Çoğu zaman bunu açıkça dile getirmeye bile yanaşmadan, doğal kaynakların yağmalanmasına dayanan yatırımların önünü açıyorlar. Savunmaları hazır: Madenlerden ve diğer hammaddelerin çıkarılmasından elde edilen gelir, sosyal politikalara kaynak sağlayacak.

Böylece kısır döngü tamamlanıyor. Önce topraklar yağmalanıyor, insanlar yaşadıkları yerlerden koparılıyor ve yoksullaşıyor. Ardından bu yoksulluğun sonuçlarını hafifletmek için sosyal yardımlar devreye sokuluyor.

Başka bir deyişle, ilerici hükümetler sermayenin faşist hükümetlere yaptırmak istediği işi kendileri üstleniyor. Yalnızca daha yumuşak, daha sevimli bir dil kullanıyorlar. Sağ seçmenlerin sıkça dile getirdiği “Sağ acımasız ama dürüst; ilericilerse ikiyüzlü” yargısının arkasında da bu çelişki yatıyor.

Bolsonaro iktidara gelirse?

Yine de siyaset kurumlarının ve sosyal medyanın dışında başka bir mücadele sürüyor. Topluluklar işgal edilmiş topraklarını geri alıyor, ellerinden alınan arazileri yeniden sahipleniyor ve dayanışma bağlarını güçlendiriyor. Her biri farklı ölçülerde özerkliğe sahip bu topluluklar, silahlı adamların sürekli tehdidi altında, çoğu zaman seslerini fazla yükseltmeden yollarına devam ediyor.

Bu insanlar açısından, faşistlerin devletin bütün olanaklarını arkalarına almasıyla almaması arasında yaşamsal bir fark var.

İlk turda alınan bu ağır seçim yenilgisini telafi etmek çok zor. Flávio Bolsonaro’nun cumhurbaşkanı olması, silahlı milislerin doğrudan iktidara gelmesi anlamına gelecek. İnsanlar, hem silahlı grupların hem de hükümetin gözetimine takılmadan var olmanın ve mücadele etmenin yollarını bulmak zorunda kalacak.

Ya Lula kazanırsa?

Lula ikinci turu kazanırsa da tehlike ortadan kalkmayacak. Aksine, daha da cesaretlenen aşırı sağ, çok daha yaygın ve şiddetli biçimde harekete geçebilir. Bunun işaretleri şimdiden görülüyor: İlk turun ardından art arda saldırılar yaşanıyor.

Tero kuşu gibi davranmak zorunda kalacağız: Bir yol arkadaşımıza saldırıldığında, saldırganın dikkatini başka yöne çekmek için bağıracağız.

¹ https://www.youtube.com/watch?v=EVUVDeNsBpg

***

foto:AFP

Tero kuşu ve özellikleri

Silvia Adoue’nin analizinde bahsettiği Tero kuşu, Güney Amerika kıtasının büyük bölümünde yaşayan bir kuştur. Tero kuşu yumurtalarını genellikle açık arazide, yerde küçük bir çukura bırakır. Yuvası kolayca fark edilebildiği için bir tehlike sezdiğinde farklı bir savunma yöntemi kullanır. Gerçek yuvasından uzakta bağırarak davetsiz misafirin dikkatini başka yöne yönlendirmeye çalışır. Sürekli alarm verir, keskin ve yüksek sesli ötüşüyle diğer teroları da tehlikeye karşı uyarır. Tehlike yaklaştığında ise saldırganın üzerinden uçuşlar yapar veya yaralıymış gibi yapıp onu, yuvadan uzak tutmaya çalışır.