İzmir’de geçen hafta T. isimli üniversite öğrencisi, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. “Örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla TEM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan ve emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen T., savcılık tarafından tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. T., mahkeme tarafından adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, dosyada skandal delillere yer verildi.

T.’nin yaz tatilinde yeğeni ile birlikte Dersim’de çektiği fotoğrafı sosyal medyada paylaşması suç delili sayıldı. Fotoğrafın “örgüt propagandası” iddiasına kanıt olarak da, fotoğraftaki zafer işareti ile üzerine yazılan yazı ‘delil’ gösterildi.

Tezer Özlü’nün sözü ‘propaganda’ sayıldı

Öte yandan dosyada, T.’nin yazar Tezer Özlü’den paylaştığı bir söz de dosyada yer aldı. Özlü’nün yazar arkadaşı Leyla Erbil’e söylediği, “Burası bizim yurdumuz değil ki, burası bizi öldürmek isteyenlerin yurdu!” sözü, söz konusu suça ve tutuklama talebine delil oldu.

Haber paylaşımı da suç

Yine Kürt illerinde süren sokağa çıkma yasakları esnasında gelişmeleri takip eden gazeteci Çağdaş Kaplan’ın twitter üzerinden paylaştığı “Beyaz bayrak taşıyan kadın tarandı” başlıklı haberi de dosyaya eklendi. T.K.’nin haberi paylaşması “terörü ve şiddeti övücü” bir paylaşım olarak nitelendirildi.

Konu hakkında karar veren mahkeme heyeti, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tutuklama talebini reddederek, T.’nin yurt dışına çıkış yasağı getirerek adli kontrol şartı ile serbest bırakılmasına karar verdi. Karara göre öğrenci olan T., her gün ikametine en yakın kolluk birimine giderek imza atacak.

Hala öyle değil mi?

Bugün “örgüt propagandası”na delil olarak gösterilen sözü, Tezer Özlü 1 Mayıs 1977 katliamından sonra kuruyor.

Yazar Leyla Erbil, “Tezer Özlü’den Leylâ Erbil’e Mektuplar” kitabının giriş kısmında 1 Mayıs 1977 katliamında Tezer’le birlikte yaşadığı tanıklığını anlatıyor. 1 Mayıs günü alanda bir anda silahların patladığını, savaş alanı oluştuğunu ve kaçıştıklarını anlatan Erbil, yanındaki arkadaşı Özlü’yle birlikte  yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“O gece sabaha kadar uyanık Tezer. Sabaha kadar kapıları, camları, halıları siliyor, çatal bıçakları ovup parlatıyor. Devletin üzerine sıçrattığı kanı yuğup arıtmak istiyor. Sabah görüştüğümüzde bir kez daha bu ülkeyi terk edeceğine yemin ediyor. Mücadeleyi sürdürme lafları ediyorum ben, o ise, “burası bizim yurdumuz değil ki, burası bizi öldürmek isteyenlerin yurdu!” diyerek sürekli yineliyor… Hala öyle değil mi?”  


İSTANBUL