İstanbul Taksim Meydanı'nda önceki akşam düzenlenen “savaşa hayır” eylemi için binlerce kişi toplandı. Halkevleri, Halkların Demokratik Kongresi İstanbul Meclisi, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), İstanbul Tabip Odası, İstanbul Eczacı Odası, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyonu Kurulu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu'nun çağrısıyla meydanda toplananlar, Galatasaray Lisesi'ne kadar yürüdü. "Savaşa hayır, barış hemen şimdi", "Suriye ile savaş istemiyoruz" "Yaşasın halkların kardeşliği", "AKP elini Suriye'den çek", "AKP savaş, halk barış istiyor", "Susma haykır, savaşa hayır", "Faşizme karşı omuz omuza" sloganlarına, ıslıklar ve alkışlar eşlik etti. Galatasaray Lisesi önünde protestocular adına konuşan Hilmi Yargıcı, milyonların barış demesinin, savaş oyununu bozacağını söyledi.
Ankara'da aynı amaçla Kızılay'dan Başbakanlık'a yürümek isteyenlere polis müdahale etti. Eylemcilerin de yanıt vermesiyle çatışma çıktı. Eyleme polisin müdahale etmesinin ıslıklarla protesto edildikten sonra okunan basın açıklamasında, Meclis'ten geçen tezkere için "Kürt sorununda demokratik çözüm yerine savaş politikalarını tırmandıran, 10 bin Kürt siyasetçiyi cezaevine gönderen AKP, bu toprakların içinde de hergün Türk ve Kürt halklarından gençlerin ölümüne neden olmaktadır. Şimdi sıra komşu ülke halklarına gelmiştir. Kürt halkına yönelik saldırıların aracı haline getirilen Irak tezkeresine eklenen maddelerle Suriye halklarına da bu topraklardan ölüm kusmak amacını taşımaktadır" denildi. AKP'nin içeride ve dışarıda savaş politikalarına son vermesi ve Suriye'den gelen siviller dışında milis ve çetelerin Türkiye'ye girişinin engellenmesi, Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun istifa etmesi ve Kürt sorununda demokratik çözüm-onurlu bir barış için gereken adımların atılması gerektiğinin vurgulandığı açıklama, şu şekilde sona erdi: "Suriye ile savaşa izin vermeyeceğiz. Bu toprakların içinde Kürt düşmanlığıyla milliyetçiliği ve ırkçılığı tırmandırmasına, Kürt halkına yönelik savaş politikalarına ve Alevi düşmanı söylem ve politikalarına karşı mücadeleyi büyüteceğiz. Emperyalizmin taşeronu, savaşın, ölümün, faşizmin iktidarı AKP'yi Türkiye halkları durduracak."

İSTANBUL




Akçakaleliler: Savaş istemiyoruz


Urfa Akçakale'de 5 kişinin öldüğü 10 kişinin yaralandığı saldırının ardından Meclis'ten tezkere çıkarılmasıyla birlikte Türk ordusu Suriye sınırına askeri sevkiyatı hızlandırdı. Ancak sınır boyundaki Akçakale'de yaşayanlar AKP Hükümeti'ne tepkili.


Top mermilerinin düştüğü Akçakale'de yaşam nerdeyse durmuş vaziyette. Tanklar sürekli kent merkezinde tur atıyor. İki aydır süren Türkiye ile Suriye'nin karşılık top atışları nedeniyle ilçede korku ve endişe hakim. Okular tatil edilirken, imkanı olanlar ilçeyi terk ediyor. İmkanı olmayan vatandaşlar ise çaresizlik içinde, "Evimizi barkımızı bırakıp nereye gidelim" diye soruyor. Hükümete ise "bizi unuttular" siteminde bulunuyorlar. Hükümetin Suriye politikasına tepki gösteren Akçakaleliler, can güvenliklerinin olmadığını söylüyor.

Akçakaleli İbrahim Çiftçi, "Tedirginiz. Ne yapacağımızı bilemez haldeyiz" diyor. Çiftçi, AKP'li milletvekillerinin tüm olanlara rağmen hala ilçeye gelmemesine de tepkili: "Urfa'nın bir milletvekili merak edip, burada ne oluyor diye bile sormaya gelmedi. Bakan da 10 dakika kalıp gitti."
Tek isteklerinin güvenlikli bir bölgede yaşamak olduğunu söyleyen Halil Taka adlı yurttaş da Urfa Valisi'nin ilçeye gelerek bir açıklama yaptığını ve kendilerinden dikkatli olmalarını istediğini söyledi. Asıl uyarıları yapan yetkililerin güvenlik önlemi alması gerektiğini ifade eden Taka, şunları söyledi: "Herkesin çoluk çocuğu var. Bunca insan yerini yurdunu bırakıp nereye gidecek? Belediyeden yapılan anonslardan sınıra yakın mahallelerde yaşayan halkın dikkatli olması istendi. Bir vatandaş olarak nasıl dikkatli olacağım, anlayamadım. Radar mı var bende? 2 aydır savaş bölgesi haline gelen Akçakale'de okullar kapalı, çocuklarımızın, bizlerin psikolojisi bozuldu. Suriye'den gelen mülteciler bile güvenlikli bölgelere yerleştirildi. Biz burada ateş altında yaşıyoruz."

 DİHA/URFA