
TİHV’den zamanaşımı uyarısı
Üsterci, 1992-1993’teki faili meçhullere ilişkin dosyaların, zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkabileceği uyarısında bulundu. Zamanaşımı süresinin yaşam hakkı ihlaline yönelik suçlarda uygulanmaması gerektiğini söyleyen Üsterci, 1992 ve 1993’teki faili meçhullere ilişkin dosyaların, eğer hemen soruşturulmazsa, mevcut kanunlara göre zamanaşımına uğrayacağını açıkladı. Susurluk raporunda 1990’lı yılların başına özel bir gönderme yapıldığını belirten Üsterci, „Bu yıllarda hak ihlallerinin neden arttığına baktığımızda, karşımıza Kürt sorunu çıkıyor. Devlet, kontrgerilla ve harp yöntemlerine yönelince ağır hak ihlalleri yaşandı“ diye konuştu. Üsterci, insanların yaşadıkları ihlaller sonrasında yaşadıkları travmayla baş edebilmeleri için öncelikle hakikatin ortaya çıkması gerektiğini vurguladı ve „İnsanların kayıp olan yakınının cesedini alıp gömememesi ve arkasından yasını yaşayamaması çok ağır travmatik sonuçlara neden oluyor“ dedi.
Kayıplar Sözleşmesi imzalansın
Devletin insan hakları ihlallerini kayda alan bir çalışma yapmadığını söyleyen Üsterci, Birleşmiş Milletler (BM) Kayıplar Sözleşmesi’ni (Tüm Kişilerin Zorunlu Kaybetmeye Karşı Korunması İçin Sözleşme ) 88 ülkenin imzaladığını, 25 ülkenin de parlamentolarından geçirerek onayladığını dile getirerek, Türkiye’nin de bu sözleşmeyi bir an önce imzalaması gerektiğini söyledi ve ekledi: „Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) zorla kaybetmeleri yasaklayan ve bu eyleme ceza everen bir hüküm yok. Türkiye bu sözleşmeyi imzalarsa bu tür suçlar için ceza düzenlemesi de getirilebilir.“
Üsterci, komisyona faili meçhul cinayetlere ilişkin rapor sundu.
Pervasızca bahçeye gömmüşler
Üsterci, Diyarbakır İçkale’deki JİTEM merkezinde bulunan insan kemikleriyle ilgili olarak da „Kemikler JİTEM’in bulunduğu yerin bahçesinde bulunuyor. Failler o kadar pervasızlar, hukukun kendilerine dokunmayacağına o kadar eminler ki cesetleri uzağa değil hemen oraya gömüyorlar. Kayıpların bulunmasındaki bir amaç da onların usulüne uygun olarak gömülmelerini sağlamak“ dedi.
AKP’li Eronat: Toprak kaymış olabilir!
Yüksek Seçim Kurulu kararıyla BDP’li Hatip Dicle yerine milletvekili olarak atanan AKP’li Oya Eronat, Amed’deki toplu mezardan JİTEM’in sorumlu tutulmasına karşı çıktı. Eronat, “Diyarbakır’da o kemiklerin bulunduğu yere gittim, kemiklerin resimlerini gördüm, üst üste gelişi güzeldi. Siz ’JİTEM yaptı’ dediniz ve beni şaşırttınız. O kemiklerin bir arada olmasının bir nedeni olabilir, toprak kaymış olabilir, yağmurdan olabilir, başka bir şey olabilir” dedi. Eronat, isim vermeden BDP’yi suçlamayı da ihmal etmeyerek, “Benim tespitlerime göre, faili meçhul rakamı yaklaşık 4 bin. Bir parti 17 bin rakamını dile getiriyor, demek ki bir balon uçuruyor” dedi.
ANKARA
Dün kazı yapılamadı
1990’lı yılarda Jandarma Merkez Komutanlığı, Diyarbakır Cezaevi ve Adliye binasının bulunduğu Amed’in merkez Sur İlçesi İçkale Mevkii’nde bir süre önce başlatılan restorasyon çalışması sırasında insanlara ait kafatası çıkması üzerine, Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı el koydu. Savcılık gözetiminde sürdürülen kazılarda bugüne kadar 23 kişiye ait kafatası ve kemikler bulundu. Savcılığın iş makinleri ile kazı yapılması için başvurduğu Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, bölgenin birinci derece SİT alanı olması ve iş makinelerinin arkeolojik buluntulara da zarar verebileceği gerekçesiyle reddedilmişti. Diyarbakır İl Özel İdaresi’nden görevlendirilen personelle yürütülen kazılara dün kentteki yoğun kar yağışı nedeniyle ara verildi.
AMED