- DEM Parti Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, 'fon krizi' değil, organize bir vurgunun adım adım inşa edildiğini belirterek, "SPK, BDDK, Borsa İstanbul, Takas Bank ve Türkiye Sigorta A.Ş. rol aldı. Bürokratik çürüme ile yozlaşma var" dedi.
- DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Hülakü da Meclis İzleme Komisyonu'nun iki ay geçmesine rağmen kurulmadığını belirterek, "Kararlı bir siyasi iradeye, işleyen mekanizmalara ve somut adımlara ihtiyaç duyulmaktadır" diye konuştu.
DEM Parti Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, bütçenin yapısal sorunlara yönelik olmadığını belirterek bölgesel eşitsizlik, sanayi koridorları, savunma harcamaları ve fon vurgunu konularında eleştirilerde bulundu. 86 milyonun günlük hizmetlerinin önemli bir bölümünü karşılayan bin 403 belediyeye 2 trilyon 384 milyar, faize ise 3 trilyon 970 milyar ayrılmasını eleştiren DEM Parti Milletvekili Rüştü Tiryaki de ayrılan tutarın üçte ikisinden az olduğuna dikkat çekti. DEM Parti Amed Milletvekili Ceylan Akça Cupolo ise 'çerçeve yasa'nın çıkarılmasıyla Mekke Anlaşması’nın hemen hemen aynı tarihe denk geldiğini anımsatarak, "75 günde geçmiş, Meclis'te onaylanmadığı halde uygulamaya girmişken Meclis İzleme Kurulu hâlâ ortada yok. İzleme Kurulu için MGK’nın kararını beklemeye gerek olmadığını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da dile getiriyor” dedi.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi görüşmeleri sürüyor. DEM Parti Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, bütçenin yapısal sorunlara çözüm üretip üretmediğini belirterek, “Gelir dağılımını, vergi adaletsizliğini, servet eşitsizliğini, işsizliği ve yoksulluğu azaltan bir bütçe olmadığı gibi bölgesel eşitsizliği azaltan bir bütçe de değil" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın geçen yıl dile getirdiği Samsun-Mersin, Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak sanayi koridoru planlarına işaret eden Oluç, Samsun-Mersin hattında 13 ilde 16 yeni yatırım alanının belirlendiğini, diğer koridorların ilk planlama etabında ele alınmadığını ve ne zaman gündeme geleceği belirsizliğini eleştirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2025 yılı sosyoekonomik gelişmişlik sıralaması araştırmasına (SEGE) atıfta bulunan Oluç, 6. kademede yani en kötü durumda olan illeri sıraladı. Oluç, “Bu aslında bölgesel eşitsizliğin tarihsel olarak da karşımıza çıktığı bir tablo. Bakanlık da tespit ediyorsa o zaman bu eşitsizliği giderecek bir planlama olması gerekir ama o planlamayı bu bütçede de görmüyoruz” diye konuştu.
Kürt coğrafyası yer almıyor
Amed Büyükşehir Belediyesi, Sûr Belediyesi, Amed Ticaret ve Sanayi Odası ile Cizîr Ticaret ve Sanayi Odası’nın ortak hazırladığı 2027 bütçesi raporuna değinen Oluç, bölgedeki eşitsizliklerin giderilmesine yönelik taleplerin sıralandığını belirtti. Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıllarda sanayi haritasını yeniden şekillendireceği iddia edilen projelerde Kürt coğrafyasının yer almamasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Oluç, “Tarihsel Türk-Kürt ilişkilerinin güncellenmeye, Türk-Kürt ittifakının yeniden ihya edilmeye çalışıldığı, bölgesel anlamda demokratik entegrasyon tartışmalarının yapıldığı bir dönemde bu konunun gündeme alınmamasını yadırgıyoruz. Bu eşitsizlikleri ortadan kaldıracak bir projenin gündeme gelmemesini çok büyük eksiklik olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Savaş harcamalarına eleştiri
Oluç, dönüşüm ve refah bütçesi iddialarının dar gelirliler açısından karşılık bulmadığını, bütçenin KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerdeki artışların emekçiyi vergilendirip kaynakları faize ve güvenlikçi harcamalara aktardığını belirtti. Eğitim harcamalarındaki yüzde 23 civarı artışa karşılık savunma harcamalarının yüzde 60 civarında artmasını eleştiren Oluç, şunları söyledi: “Türkiye’nin bu dönemde kazanmasının yolu savaşlara veya vekalet savaşlarına dahil olması değildir; barışın, bölgesel istikrarın ve demokrasinin ilerlemesi doğrultusunda politikalar geliştirmektir. Savunma harcamalarının yüzde 60 arttırılmasını yadırgıyoruz ve yanlış buluyoruz. Bütçe, yoksullukla mücadele değil, yoksulluğu yönetme bütçesi haline gelmiş durumda."
Kriz, fon krizi filan değil
Oluç, fon vurgununa da dikkat çekerek, şunları ekledi: “Kriz, fon krizi filan değil. Basbayağı bir vurgunla karşı karşıyayız ve maalesef bu organize bir iş. Bir şebeke örgütlenmiş. SPK, BDDK, Borsa İstanbul, Takas Bank ve Türkiye Sigorta A.Ş. süreçte rol almış. 2025'teki spekülasyon açıklamalarından sonra 2026 Ağustos’una kadar olan süreçte vurgun adım adım inşa edilmiş. Bürokratik çürüme ile yozlaşma var. Bu eski ya da yeni SPK başkanının gözaltına alınıp tutuklanmasıyla halledilebilecek bir konu değil. Daha kapsamlı ele alınması gerekiyor.”
Belediyelere faizin üçte ikisi kadar
Bütçenin geneline dair konuşan DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulundan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki ise mahalli idarelere ayrılan bütçeye dair değerlendirmelerde bulundu. Tiryaki, “Bin 403 belediye var. Bunun 30’u büyükşehir, 51’i şehir, 519’u büyükşehirlere bağlı ilçe, 403’ü ilçe, 400’ü belde belediyesi. Bin 403 belediyeye genel bütçe vergi gelirlerinden 2 trilyon 384 milyar TL ayırıyorsunuz. Bütçenin yüzde 8,7’si. Faize ayrılan para 3 trilyon 970 milyar. 86 milyon yurttaşın günlük hizmetlerinin önemli bir bölümünü karşılayan belediyelere ayırdığınız bütçe bunun neredeyse üçte ikisinden az” dedi.
Köylere yönelik destek olarak açıklanan bütçe kalemine dair de konuşan Tiryaki, “Köy sayısı 18 bin 215. 18 bin köye 15 milyar TL destek sunacağız, diyorsunuz. Köy başına 800 bin TL yapıyor. En yaygın projelerden biri ‘çoban çantası’. Bir ilde sadece 200 çobana çanta yardımı yapıldığında faaliyet 7 milyon TL’ye mal oluyor. Siz bir köye 800 bin TL’lik yardım yapacağız diyorsunuz. O köydeki çobana çoban çantası bile veremeyecek kadar bir parayı büyük bir yardım gibi yansıtmamalısınız” diye konuştu.
Su ve kanalizasyon altyapısına 7,5 milyar TL ayrılacağını hatırlatan Tiryaki, “Bin 403 belediyeye 7,5 milyar TL, belediye başına 5 milyon TL. 5 milyon TL ile bırakın altyapı sorunlarının çözülmesini, küçücük bir mahallede kullanılacak boruların bile satın alınması mümkün değil” ifadelerini kullandı.
10 yıldır kayyum gaspı var
Mahalli idarelerdeki seçimin anlamsız hale geldiğini belirten Tiryaki, şöyle devam etti: "Bizim belediyelerimiz tam 10 yıldır kayyum eliyle yönetiliyor. Batman 10 yıldır kayyumlarla yönetiliyor. Van, Mardin 10 yıldır kayyumlarla yönetiliyor. Hakkari 10 yıldır kayyumlarla yönetiliyor. Türkiye’de sandığın yerel yönetimlerde anlamsız hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Eğer iktidarı anlamsız hale getirirseniz emin olun seçilmiş hiçbir koltuğun güvencesi kalmaz.”
Mekke'nin hızına dikkat
DEM Parti Amed Milletvekili Ceylan Akça Cupolo ise Mekke Anlaşması'nın komisyondan geçiş hızına dikkat çekerek, "Anlaşma henüz Meclis’te onaylanmadı. Anayasa’nın 90 ve 92. maddeleri belli koşullar sunuyor. Buna rağmen komite kurulmuş, istihbarat şefleri toplanmış ve anlaşmaya dair buluşmalar yapılmış" dedi. 'Çerçeve yasa'nın çıkışı ile Mekke Anlaşması’nın hemen hemen aynı tarihe denk geldiğini anımsatarak, "75 günde geçmiş, Meclis'te onaylanmadığı halde uygulamaya girmişken Meclis İzleme Kurulu hâlâ ortada yok. İzleme Kurulu için MGK’nın kararını beklemeye gerek olmadığını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da dile getiriyor” diye konuştu.
DEM Parti Meclis İdare Amiri ve Çewlig Milletvekili Ömer Faruk Hülakü da Meclis İzleme Komisyonu'nun iki ay geçmesine rağmen kurulmadığını belirterek, "Meclis Başkanı tüm siyasi partilerin katılımını sağlayacak bir girişime öncülük etmelidir. Barış, yalnızca iyi niyet beyanlarıyla ilerleyemez. Kararlı bir siyasi iradeye, işleyen mekanizmalara ve somut adımlara ihtiyaç duyulmaktadır" dedi. ANKARA