HDP Batman Milletvekili ve önceki dönem YSK temsilcisi olan Mehmet Rüştü Tiryaki, İstanbul seçimlerinin iptali konusunda YSK’nın elinde yeterli argüman olmadığını, seçimlerin iptal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Tiryaki, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
31 Mart 2019 Yerel seçimlerinde yaşanan usülsüzlükler şimdiden sürece damgasını vurmuş durumda. 31 Mart öncesinde ne tür usulsüzlükler yaşandı?
Sorunuzda da belirttiğiniz gibi seçim bir süreç işi. Seçim günü yapılan iş ve işlemler var, seçim takvimi içerisinde yapılan iş ve işlemler var, bir de seçimler tamamlandıktan sonra itiraz ve benzeri işlemler var. AKP, seçim öncesinde, seçim sonuçlarına doğrudan etki edecek pek çok girişimde bulundu. Bunların en önemlisi kuşkusuz, özellikle Kürt kentlerine seçmen taşınması şeklinde gerçekleşti. Birkaç bin seçmenin yaşadığı kentlere yüzlerce güvenlik görevlisi ve ailelerini taşıyarak doğrudan seçim sonuçlarına etki etmek istedi. Bazı il ve ilçelerde başarılı da oldu. Biz buna ilişkin raporlarımızı geçmiş dönemde kamuoyuyla paylaşmıştık. Bu seçmen taşımalarına önemli oranda itirazlarımızı gerçekleştirmiştik, bazı yerlerde sonuç aldığımızı söyleyebiliriz. Örneği Iğdır’da yaklaşık 700 güvenlik görevlisinin kaydı itirazımız üzerine silindi. Yine Siirt’te birkaç bin seçmenin kaydı silinmişti. Biz yurttaşlar aracılığıyla bunlara itiraz ettik ve seçmen kayıtlarının düzelmesini sağladık. Eğer her iki kentte sonuç almamış olsaydık belki bu kentler de bir manipülasyonla AKP’nin eline geçmiş olacaktı. Bunun dışında YSK’nın verdiği bazı kararlar ile seçmenlerin oy kullanma ve seçme hakkı engellendi. Örneğin cezaevlerinde tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlü olanların ikamet adreslerindeki cezaevinde değil iseler oy kullanamayacaklarına karar verdi. Bu karar nedeniyle 60.000’i aşkın tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlü olan yurttaş oy kullanamadı. Ayrıca 90.000’e yakın seçmen hakkında sandık birleştirme sandık taşıma kararı verildi, bu da binlerce seçmenin oy kullanmaya gidememesine yol açtı.
Ayrıca eşitsiz bir seçim yarışı yaşandı, biliyorsunuz önceki dönem eş başkanlarımız, 10 milletvekilimiz cezaevinde, çok sayıda milletvekilimiz sürgünde, kalanlar da her gün mahkemelerle cebelleşiyorlar. 36 belediye başkanımız cezaevinde binlerce partilimiz, PM üyemiz, MYK üyemiz, il ve ilçe yöneticimiz partimizin aktif çalışanı cezaevinde. Dolayısıyla seçim çalışmasını yürütecek kadro konusunda da bir dizi sıkıntı yaşadık. Ayrıca neredeyse kapımızın önünde bile açıklama yapmamıza izin verilmedi, yapmak istediğimiz her açıklama kuşatma altına alındı, engellenmek istendi. Yine medya bir bütün olarak tamamıyla bizi yok saydı. Bizimle ilgili hiçbir habere yer verilmedi. Bu koşullar altında bir seçime girdik.
AKP’nin Kürdistan’da az bir farkla kazandığı belediyelere HDP’nin yaptığı tüm itirazlar reddediliyor. Özellikle de Muş’ta yapılan itirazların hiçbiri kabul edilmedi. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yukarıda açıklamaya çalıştığım haksız ve hukuksuz uygulamaları seçim sonrasında da yaşadık. AKP’nin yaptığı bütün itirazlar neredeyse kabul edildi. İstanbul’un bütün ilçelerinde geçersiz oylar sayıldı. Bazı ilçelerde oyların tamamı sayıldı. Bizim kazandığımız belediyelere AKP’nin yaptığı itirazların neredeyse tamamı kabul edildi. Bütün oylar hemen sayıldı ancak bizim yaptığımız hiçbir itiraz ilçe seçim kurulları tarafından kabul edilmedi. Biz AKP’nin yaptığı gibi her yere itiraz da etmedik esasen. İddialı olduğumuz 300 seçim çevresinden 67’sini kazandık kazanamadığımız belediyelerden yalnızca 11’i için itirazda bulunduk. Bunlarla ilgili hiçbir itirazımız ilçe seçim kurulları tarafından kabul edilmedi. Oysa AKP aklına gelen her yer için itiraz etmişti. Biz itirazlarımızın reddi üzerine il seçim kurullarına başvurduk. İl seçim kurulları da itirazımızı reddetti. Son olarak yüksek seçim kuruluna başvurduk, bu eşitsizliği bu haksızlığı gidermesini istedik. AKP’nin yaptığı başvuruların hemen hemen her yerde kabul edildiğini oysa bizim bütün itirazlarımızın red edildiğini söyledik. İtirazımızın gerekçelerini ayrıntılı ve belgeleri ile yapmıştık ancak yüksek seçim kurulu da bu eşitsizliği bu haksızlığı giderecek bir karar vermedi. Kendisine yapılan bütün itirazları reddetti.
Seçim gecesi YSK’ya veri girişi neden kesildi? Önceki seçimlerde benzer durumlar yaşandı mı?
Seçim gecesi yaşanan veri girişinin bir teknik nedenden kaynaklandığını düşünüyoruz. Elimizdeki ıslak imzalı sandık sonuç tutanakları ile Yüksek Seçim Kurulunun sisteme girdiği verileri daha sonra karşılaştırdık, büyük bir uyumsuzluk görmedik. Eğer sorunuz Anadolu Ajansı’nın televizyonlarla veri paylaşmadığı ise bu açıkça AKP’nin kaybettiğini kamuoyuyla paylaşmamak, kamuoyunu manipüle etmekti, durum başka biçimde açıklanamaz.
YSK İstanbul’daki seçimlerin iptal edilip, edilmemesi konusunda nasıl bir tutum içinde? Kurul üzerinde bir baskı var mıdır? Son toplantıda neler konuşuldu?
Yüksek Seçim kurulu AKP’nin İstanbul’un 31 ilçesi için yaptığı itirazı 8 Nisan 2019 günü görüştü. 13 saat süren toplantının büyük bir bölümü İstanbul dosyalarının görüşülmesi ile geçti. Yüksek Seçim Kurulu AKP’nin itirazlarını genel olarak reddetti ancak 51 sandığın sayım döküm cetveli sistemde olmadığı için yalnızca bu sandıkların açılarak sayılmasına karar verdi. Bu sandıkların açılması da seçimin sonucu üzerinde herhangi bir etki yaratacak düzeyde değil. Ayrıca AKP 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 130 uncu maddesi uyarınca İstanbul seçimlerinin iptali için olağanüstü itirazda bulunacak. Yaptıkları açıklamalar itirazın bugün veya yarın yapılacağı yönünde. Ben kişisel olarak eldeki verilere baktığımda Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul seçimlerinin iptali yönünde bir karar vermeyeceğini daha doğrusu vermemesi gerektiğini düşünüyorum.