
Almanya’nın Hamburg kentinde 90’lı yılların başından bu yana Tiyatro çalışması yürüten Ferman Karayiğit, 'Tiyatro Asmin'le birçok oyuna imza attı. Karayiğit’in oyunları Kürtçe, Türkçe ve Almanca dillerinde sahneleniyor. 1966 yılında Adıyaman'a bağlı Olbis köyünde doğan, ilkokulu Siverek Temel Eğitim Yatılı Okulu'nda, orta ve lise öğrenimimi ise Adana ve Antakya'da tamamlayan Karayiğit, 1989 yılında Almanya'nın Hamburg kentine yerleşti. Küçük Sahne adlı tiyatro grubu ile tiyatroyla tanışan Karayiğit, ilk başlarda sahnenin arkasında dekor ve teknik konularda yardımcı olurken, bir anda kendini tiyatro sahnesinde bulur. Sonrasında ise, İsmail Altınocağ yönetmenliğinde yeni bir grup olan Mavi Sahne tiyatro grubunu kurarlar. 5 yıl sahne alır, ardından yönetmenlik yapar. Ölüm oruçlarında annelerin çığlığını irdeleyen "Anaların Öfkesi"ve "Töre"oyunlarını o dönemde kaleme alır. Ardından bugünlere kadar gelen Tiyatro Asmin günleri başlar. Tiyatronun ekmek ve su gibi ihtiyaç olduğunu belirten Ferman Karayiğit tiyatro serüvenini anlattı.
'Tiyatro Asmin'i kurduk'
"2006 yılında "Töre" oyununu yazdıktan sonra Tiyatro Asmin'i resmen kurduk. Hacı Feridun Yorulmaz, Sultan Üçgül ve genç oyuncularla kurduğumuz oyunun yönetmenliğini de ben üstlendim. “Töre” oyununu ben yazdığım için reji çalışması umduğumdan kolay oldu. Bu oyunla toplumsal bir yaraya parmak basmak istiyorduk. Oyun beklenilenden fazla bir ilgiye mazhar olunca, Avrupa'nın bir çok kentinde bunu sahneledik. Grubumuzda zaman zaman oyuncu değişikliği olsada emektar oyuncularımız hiç değişmedi. Nurcan Keskin, Sevgi Polat, Haydar Bakay'ın yanı sıra Sibel Kara, Canan Yılmaz, Seher Yıldız ve Nuhmettin Karagöl adlı arkadaşlarla hala ilk günün tutkusuyla çalışmalarımız devam ediyor."
'Yüreğimiz her zaman ülkede'
"Ülkemizden uzak olsak da, bedenen belki buradayız, ama yüreğimiz her zaman için orası için atıyor. Ekmeğimiz, işimiz aşımız burada olsa da, çocukluğumuza ait her şey orada. Sevdiklerimiz, atalarımızın mezarı ve mazimiz orada olduğu için kopmak mümkün değil tabi ki. Oynadığımız her oyunda mutlaka bu özlemin ve hasretliğin izlerini görebilirsiniz. Hamburg'da 80 binin üstünde Türkiyeli insan var. Var olan çoğu grup Almanca ile kendilerini ifade ediyorlar. Bizlerde Türkçe ve Kürtçe dilleriyle tiyatro yaparak herkese ulaşmak istiyoruz. Bunun yanı sıra kendimize ait bir tiyatro salonumuz yok. Yıllar sonra provalar için bir yer bulabildik. Ama oyunlarımızı sahnelemek için hala salon sorunları yaşanıyor maalesef."
'Muhalifiz, eleştiri temel ilkemiz'
"Daha çok kadınlar ve çocukların tiyatroya rağbet gösterdiklerini söyleyebiliriz. Her kesimden insanların sorunlarını dile getirebildiğimiz için seyirci profilimiz oldukça değişken. Oyundan sonra mutlaka bizi izleyen insanların oyun hakkında görüşlerini alırız. Bizi övenlerin yanı sıra eleştirenlerde oluyor. Bizlerde bu eleştirileri dikkate alarak daha nasıl güzel oyunlar yapabiliriz diye kafa yoruyoruz. Farklı kültürlerin kardeşçe bir arada yaşamasını savunuyoruz. Tiyatro Asmin'in bileşenlerine baktığınızda her ulustan insanları görebilirsiniz. Muhalif bir grup olduğumuz içinde herkesi eleştirmek temel ilkelerimiz içinde yer alıyor."
'Hem güldürdük, aynı zamanda düşündürdük'
"2006 yılında "Töre" adlı oyunumuzla sahnelere merhaba dedik. Daha sonra Almanca ve Türkçe sahnelediğimiz, ”Alamancı Muhtar" ile Buradaki ırkçılığa gönderme yaptık. "Yumuşak Koca" adlı oyunumuzla ‘maçoluğu’ ti’ye aldık. "Sosyal İnek" oyunumuzla Atatürk büstünü kıran ve bundan dolayı sürgüne gönderilen Gülsüm İneğin hayat hikayesini seyircilerimize sunduk mesela. Bunun yanı sıra "Kazmatik Kazım”, ”Entel Cabbar”, ”Haydırık Huydurk Haydar" oyunlarımızla bizi izlemeye gelen sanatseverleri hem güldürdük, aynı zamanda da düşündürdük."
'Liderlerin tımarhanelik hallerini sahneleyeceğiz'
"Tarafımızdan yazılmış ve sahnelenmeyi bekleyen üç oyunumuz daha var sırada. Provalarını yaptığımız bu üç oyunun dili, Almanca, Kürtçe ve Türkçe olacak. Türkçe ağırlıklı Kürtçe ve Almancanın da olacağı, "Ah Ben Sağa Ochsenzolla"oyunu ile Türkiye'deki siyasi liderlerin tımarhanelik hallerini sahneleyeceğiz. Bu oyunlarda daha çok politik güldürü ve hiciv olacak. Bu oyunlarla kendi aynamızdan Kürt sorunu, bir annenin toprağa gömülen çocuğunu arama hikayesi var. Bu oyunlarla gereken yerlere, mesajlarımızı vereceğimize inanıyorum."