Amed Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak çalışmalarını yürüten Amed Şehir Tiyatroları 1990 yılından bu yana oyunlarını yetişkinler için, 2010 yılından itibarense çocuklar için her yıl yeni oyun sahneleyerek sürdürüyor.   

Amed Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Rüknettin Gün, yetişkinlerin yanı sıra çocuk oyunları da sahnelediklerini söyleyerek, Kürdistan’da çocukların sadece evde anadili ile konuştuklarını, kamusal alanda çocuğa kendi anadili ile konuşma imkanı  tanınmadığı için, Kürtçe çocuk tiyatrosunun önemli olduğuna vurgu yaptı. Çocuğun izlediği tiyatrodaki dili anlama açısından sorun bulunmadığını söyleyen Gün, çocuğun oyunda empati kurduğu karaktere öneride bulunduğunu, müdahale ettiğini, kendini oyunun bir parçası olarak gördüğünü belirtiyor. 

Gün “Çocuk empati kurduğu, diyalog kurduğu karakterin konumuna dair bir risk olma söz konusu olduğunda onu uyarıyor. Çocuk birden etki altında kaldığı, sahnede empati kurduğu o karaktere, “git”, “dur” ya da “gitme” diyor. Rüknettin Gün ile Amed Şehir Tiyatrosunun kuruluşunu, çalışmalarını, çocuk oyunlarını, anadili öğreniminde tiyatronun rolünü konuştuk.


Çalışmalarınız nasıl başladı? Tiyatronuzun bugün geldiği aşama nedir?

Amed Şehir Tiyatrosu, Amed Büyükşehir Belediyesi’ne bağlıdır. 

2007-2008 yılından itibaren Amed Şehir Tiyatrosu’nda çalışmaktayım. Ben dahil, ekibimizde yer alan tüm arkadaşlarımız belediye çalışanlarıdır. Teknik kadromuz ile birlikte, tiyatro alanında hizmet sunan toplam 25 çalışanız. 

Amed, Şehir Tiyatrosu, 1990 yılında kurulan bir yapıdır. Fakat 2003’e kadar Türkçe repertuvar oluşturuyordu. Fakat 2003’ten itibaren iki dilli bir repertuvar anlayışını başarılı şekilde sürdürmekteyiz. Bu repertuvar, hem yetişkinler için hem çocuklar içindir. 2010’dan sonra, hem yetişkin repertuvarında hem çocuk repertuvarında bir bütün olarak Kürtçe, bazen hem Kirmanckî hem de Kurmancî oyunları sahneliyoruz. 

Şehir Tiyatrosu, 2010 yılından itibaren her yıl mutlaka yeni bir çocuk oyunu, 3 adet yetişin oyunu çıkarmakta ve sahnelemektedir. Son 2 yıldır, çocuk oyun sayılarını ikiye çıkardık. Yani yılda 2 çocuk oyunu sahneliyoruz. 

Şehir Tiyatrosu, Ekim ayının başından Mayıs ayının sonuna kadar her Cuma ve Cumartesi akşamı saat 20:00’de yetişkinler için, her Pazar günü saat 12:00’de çocuk oyunları için perdesini açıyor. Çocuk seyircilerimiz, velileriyle geliyorlar ve ailece oyunları izliyorlar. Şehir Tiyatrosu olarak kimi zaman bölge turları düzenliyoruz. Kimi zaman, davet edildiğimiz festivallere katılıyoruz. Son 3 yıldır hem Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali’ne, 2 yıldan beri ise İzmir Uluslararası Tiyatro Festivali’ne katılıyoruz. Son olarak da İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali’nde yer alıyoruz. Bütün bunlardan farklı olarak son bir kaç yıldır da Güney Kürdistan’a turneler düzenliyoruz. Duhok, Hewlêr, Sülemaniye gibi kentlerde oyunlarımızı sahneliyoruz. Ayrıca 2 yıldan beri Moskova’da sahne alıyoruz ve sahnelediğimiz oyunlar beğeni ile izleniyor. Bu bizleri oldukça sevindiriyor. Tiyatro ekibimiz hızla tanınmakta, beğenilmekte ve birçok yere davet  edilmektedir. 

Mayıs’ın başında Duhok’da Amed Tiyatro Günleri düzenlenecek. Biz, 4 oyunumuzla katılacağız. Mayısın ikinci haftasında da İstanbul’da Kürt Kültür Günleri düzenleniyor. Burada da üç oyunumuz ile İstanbul’da seyircilerimizle buluşacağız. 


Son sahnelediğiniz çocuk oyunları hangileridir? 

‘Pîre û Luye- Nene ile Tilki’ isimli Kirmanckî bir çocuk oyunumuz var. Bu oyun, Kürtçe çocuk masalından uyarlanan bir oyundur. İkinci oyun da ‘Segu û Bengê’dir. Yani oyundaki karakterlerin isimleridir. Bu da çocuk masalıdır ve biz bu masalı sahneye uyarladık. Bu yıl ‘Bremen Mızıkacıları’nı sahneledik. Bu bir Alman masalı biz bunu Kürtçeye uyarladık. Oyunlar sahnelenirken salonların dolu olması, çok sayıda seyircinin de ayakta izlemesi, çocuk oyunlarına ilgi açısından sevindirici bir gelişmedir. 


Oyuncu kadronuz hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Çocuk tiyatrosu derken, yetişkinlerin çocuklar için yaptıkları tiyatrodan bahsediyoruz. Yani seyircisi çocuk olan tiyatrodan bahsediyoruz. Bizim şu an 15 oyuncu arkadaşımız var. Bunların yüzde 8’i kadın, 7’si erkek oyuncudur. Yaş ortalamasının 30 olduğunu söyleyebiliriz.  Bu arkadaşlarımız hem yetişkin oyununda hem de çocuk oyunlarında oynuyor. 1990 yılında Şehir Tiyatrosu kurulurken başlamış ve halen aramızda olan arkadaşlarımız da var. Bizim oyuncu profilimiz biraz renklidir. Çok genç arkadaşlarımız vardır. İlerlemiş yaşta bulunan arkadaşlarımız da vardır. 


Oyunlarınız yoğun ilgi ile izleniyor. Bu ilgiyi nasıl yorumluyorsunuz? Kürtçe çocuk oyunu izlemenin çocuklar üzerindeki etkilerini anlatabilir misiniz?

Emin olun ki, çocuklar için oyunlarımıza ilgi yetişkinlere yönelik oyunlarımızdan çok daha fazla olmaya başladı. Bizler de bu yüzden repertuvardaki çocuk oyunu sayısını arttırdık. İlgi çoğaldıkça bizler buna göre bir yerine iki çocuk oyunu sergilemeye karar verdik. Benim kişisel düşüncem, yetişkin oyunlardan ziyade çocuk oyunları daha çok önemlidir. Nedeni ise anadili ile veriliyor olması. Siz de biliyorsunuz, Kürdistan’da uzun yıllar gerek dil, gerek kültür anlamında bir asimilasyon politikası izleniyordu. Gerçekten bugün kreşlere başlayan çocuklarımızın Kürtçe’yi sadece evde kullandığını, dışarıya çıktığında kamusal hayatta bir bütün olarak Türkçe’yi konuşmaya yöneldiğini görebiliyoruz. Bu anlamda, Kürtçe çocuk oyununu izletmenin çocuklar üzerinde çok güzel sonuçlara dönüştüğünü görüyoruz. 

Örneğin kimi aileler, “Çocuklarımızı Kurmancî/Kirmanckî oyun izletmeye getirdikten sonra çocuğun evde ve dışarda oyun ile ilgili bir takım diyaloglar kurduğunu sevinçle izliyoruz” diyor. 

Kamusal alandan uzak, oyun esnasında bir çocuğun kendisinin de izleyebileceği bir oyunu izlemesi, doğal olarak olumlu etkiler. Duyduğu o dilin kendi anadili olması çocuğu olumlu etkiliyor. Kendi anadili ev ile sınırlandırılmış olmuyor, çocuk bunun bilincine varıyor. Kamusal hayatta çocuk dışarıya çıkınca, okulda, hastanede, sokakta sadece Türkçe dili ile karşılaşıyor. Fakat tiyatroda, yani estetik bir formu Kürtçe dilinde işitmesi ve izlemesi, çocuklar üzerinde olumlu bir etki yaratıyor. 


Kürtçe oyuna gelen çocukların Kürtçe bilmemeleri, yada Kürtçe’ye hakim olmamaları tiyatro izlenimini nasıl etkiliyor? 

Biz seyirciyi yani çocuğu gözönünde bulundurarak bir takım metinler oluşturuyoruz. Yani oyunun önemli bir kısmının müzikal olmasına önem veriyoruz. Bir takım dans figürlerin olmasını tercih ediyoruz. Yani beden anlatısına daha çok özen gösteriyoruz. Çocukların anlayabileceği çok basit, çok gündelik diyaloglar seçmiş oluyoruz. Geçen sezondaki Kirmanckî oyunumuza, Kirmanckî bilmeyen ama Kurmancî’yi bilen ya da Türkçe bilen çok sayıda çocuk katıldı ve izledi. Çünkü orada beden ile anlatıyorsunuz, stranlar ile anlatıyorsunuz, fotoğraf var, kareografi var onun üzerinden anlatıyorsunuz. Çocuğun izliyor olması yetiyor aslında. Bunun üzerinden tek tük diyaloglar öğrenmiş oluyor. Ya da çocuklar çoğu zaman o okunan stranlara eşlik ediyorlar. Bu da aslında tümden yetiyor. O eşlik ettikler terimleri de daha sonra, evde dışarıda sormaları, sorgulamaları, araştırmaları bizler için bir başarıdır. Bazen çocuklar kimi diyaloglara eşlik ediyorlar. Ben, çocuk oyunlarımızda ister Kurmancî ve isterse Kirmanckî olsun, ayrım yapmaksızın ilgi ile izlendiğine şahit oldum. Biz programımıza Kirmanckî oyun aldığımızda, Kirmanckî konuşan ilçelerimizde, mahallelerimizde sahneleriz düşüncesi ile almıştık. Fakat o dili bilmeyen çocukların rahat ve sevgiyle izlediklerini fark edince (pür dikkat ve o dili anlamayan çocukların izlemeleri), bize şunu gösterdi, dil ile ilgili çocuklar bir sıkıntı yaşamıyorlar. Bunun üzerine her sezonda hem Kurmancî, hem Kirmanckî oyunları sahnelemeyi kararlaştırdık. Öyle de oluyor. 


NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU/AMED