
Başkanlık sistemi ile birlikte tek renkli bir otoriter sistemin kurulacağını belirten TJA, "Diktatörlüğe Hayır" kampanyasını başlattıklarını açıklayıp, "Önderliğe, Toprağıma ve Özgürlüğüme Sahip Çıkıyorum" kampanyasının ikinci aşamasını "Önderlikle mutlaka kazanacağız" ismi ile devam ettireceklerini duyurdu.
Tevgera Jinên Azad (TJA) ‘Önderlikle mutlaka kazanacağız’ sloganıyla hazırladığı deklarasyonu Amed’de kamuoyu ile paylaştı.
Deklarasyonu TJA aktivisti Ayşe Gökkan okudu.
Türkiye kanlı bir komedya oyununun içine sürükleniyor
Türkiye’de faşizmin korkudan çok, aldanan ve aldatan bir politik anlayış ile yükseldiğini belirten Gökkan, şöyle konuştu: “Başkanlık sistemi ile otoriter devlet sistemini yeniden restore etmek isteyen faşizm iki büyük yalana dayanmaktadır. Birincisi, Türkiye’nin ikincis bir istiklal savaşı ile karşı karşıya olduğu yalanıdır. İkincisi, merkezileşmiş ve sınırsız yetkiler kazandırılmış bir rejim kurulmadığı takdirde, ülkenin bölüneceği yalanıdır. Eğer yalanınıza siz daha çok inanıyorsanız durumunuz tragedya değil, komedyadır. Türkiye son derece kanlı ve acımasız bir komedya oyunu içine sürüklenmiş bulunmaktadır. Türklüğün istiklalini yok edilmiş Kürtlükle sağlayacağını düşünecek kadar zalim ve cahil bir kıyım siyasetidir bu.”
Paradoks değil, mücadele ile aşılacak bir çelişkidir
Öcalan’a dönük İmralı tecrit sisteminin devreye sokulması, Kürt kentlerinin yıkılması ve katliamlar ile başlatılan bu süreç ile siyasi, ekonomik, sosyal krizler, kan ve gözyaşı, öl ve öldür kültürünün yozlaşmaları ve toplumun büyük bir umutsuzluğa sürüklendiğini kaydeden TJA üyesi, bunun bir paradoks değil, aksine mücadele ile aşılacak temel bir çelişki olduğunu vurguladı.
Ayşe Gökkan, faşizmin tükenen iktidar ömrünü ‘bölüneceğiz’ yalanı ile uzatmaya çalıştığını belirterek, 15 Temmuz süreci ile başlayan darbeler sürecini OHAL ile yönettiğine, asıl darbenin referandum ile tamamlanmak istendiğine dikkat çekti.
Faşizm erkek iktidarının çılgınlık halinde delirmesidir
Faşist iktidarın süreç içinde gerçekleştirdiği kent yıkımlarına, göçertmelere, kadın katliamlarına, yoğun tutuklamalara, kurum kapatmalara ve organizeli biçimde kadınların yaşam tarzlarına yönelik saldırılara işaret ederek, şöyle devam etti: ”Faşizm, aile ve sosyal yaşamın her alanında saldırgan ataerkil kültürü egemen kılmadan, egemen erkekliği cinsellikte yüceltmeden ve tahrik etmeden savaşın ideolojisi olan milliyetçiliği geliştiremez. Toplumun her alanında militarize edilmiş erkeklik ile işgal, talan ve gasp mümkündür. Bu anlamda faşizm kadın katliamı demektir. Faşizm erkek iktidarının çılgınlık halinde delirmesidir.
Öcalan’ın çözüm anlayışına en çok kadınlar ihtiyaç duyuyor
Paradigmasını kadın özgürlük ilkesine dayandırmış, özgür eş yaşam felsefesi ile toplumsal sistemi kadın özgürlüğü ile yapılandırmış ve demokratik çözüm sürecinde kadın iradesini temel muhatap güçlerinden biri olarak temsiliyet şartına bağlamış Sayın Abdullah Öcalan’a ve geliştirdiği çözüm anlayışına en çok biz kadınlar ihtiyaç duymaktayız. Bu biz kadınlar için bir mücadele ve özgürlük savunması demektir. Nasıl yaşamak ve nasıl var olmak istediğimizle ilgili aldığımız yanıtlar olmaktadır. Nasıl bir dünyayı seçtiğimize ilişkin aldığımız kararları ifade etmektedir. Demokratik ulus birliğine dayanan demokratik cumhuriyet de yaşamak istiyoruz. Bunun gerçekleşmesinin tek yolu ise Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve Kürt halkının temel haklarının tanınması olmaktadır. Bu anlamda tüm kadınları bu onurlu mücadeleye davet ediyoruz.”
Diktatörlük ’Hayır’ ile engellenebilir
AKP iktidarının gündeme getirdiği başkanlık sisteminin tek gerekçesinin Kürt halkına karşı yeni bir savaş konsepti olduğunu söyleyen Gökkan, ”Bu nedenle, diktatörlük rejimini engellemenin ve demokratik cumhuriyet değerlerinde yaşamın güvenceye alınmasının temel yolu Kürt sorununu doğru temellerde çözüme kavuşmasıdır. Yeni bir yaşamın, yeni bir insanlığın ve yeni bir barışın inşası için Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne, fikirlerine ve ahlakına duyulan ihtiyacı gündeme almak gerekmektedir. Halkaların varlığını ve özgürlüğünü görmezden gelen her rejimin bize cehennemden başka bir vaadi olamaz. Kadınlara ve halklara katliama ‘HAYIR’ cephesi ile bu diktatörlük engellenebilir” dedi ve TJA’nın yürüttüğü ‘Önderliğe, Toprağıma ve Özgürlüğüme Sahip Çıkıyorum’ kampanyasının 2. aşamasını ‘Önderlikle Mutlaka Kazanacağız’ ismi ile devam ettireceklerini söyledi.
‘Özgürlük mutlaka kazanacak’
Gökkan, referandum için başlattıkları kampanyaya dair ise ”Biz TJA’lı kadınlar ‘Diktatörlüğe Hayır’ kampanyasını başlatıyor ve özgürlük mutlaka kazanacak diyoruz. Bunun için tek renge karşı çok renkliliğin dilini, tek sese karşı çok sesliliği, tek düşünceye karşı çoklu fikirleri, tek tipliliğe karşı farklılığın birliğini haykıracağız. Çünkü yaşam mutlaka kendi gerçekliğini başarıyla gerçekleştirir diyor ve haykırıyoruz; Sevgili kadınlar, bu çağ bizim, bu özgürlük bizim, onurlu yaşam bizim, adalet biz, biz direnişiz. Hepinizin bu onurlu mücadelesini bir daha kutluyor ve mücadelenizde başarılar diliyoruz” diyerek açıkladı.
AMED