
TJKE yaptığı yazılı açıklamada, 1 Eylül’de ’Rojava Devrimi Kadın Devrimidir, Devrime Sahip Çık!’’ kampanyası ile ‘Rojava kadınları yalnız değildir’ mesajını güçlü bir şekilde vermek istediklerini belirterek, Avrupa’da yaşayan Kürt kadınlarını ve Kürt halkının ve kadınlarının haklı davasında yanında yer alan ve gönül veren tüm kadınları bu kampanyaya dahil olmaya çağırdı.
Vahşete dikkat çekilecek
Başlatılacak TJKE kampanyası çerçevesinde Almanya, Hollanda, Fransa, İngiltere, İsviçre, Avusturya ve Belçika başta olmak üzere Kızılhaç, Sınır Tanımayan Doktorlar, Birleşmiş Milletler’in yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı (LAHEY), BM Çocuklara Yardım Fonu ( UNICEF), BM Mülteciler Yüksel Komiserliği ( UNHCR) gibi kuruluşlara dosyalar sunulacak. Bu dosyalar ile özellikle Rojava’da yaşanan vahşete dikkat çekilecek ve yardımların ulaştırılmadığı Rojava için destek istenecek.
Avrupa’da yaşayan kadınlara seferberlik çağrısı
Kampanya için Avrupa’da yaşayan bütün Kürt kadınların seferber olması istenen açıklamada, “Çalışan Kürt kadınların en az bir maaşının yarısını Rojava çocuklarına ve kadınlarına insani amaçlı sunmalıdır. ‘Kızkardeşim açsa bana rahat yaşam haramdır’’ demelidir. Kürt kadınları Rojava çocukları için başta mama ve çocuk bezleri olmak üzere tıbbi yardım için seferber olmalıdır” denildi.
‘Rojava Devrimi bir kadın devrimidir’ denilen açıklamada, Rojava’da kadın rengiyle askeri, siyasi, örgütsel, kurumsal anlamda elde edilen kazanımlara dikkat çekilerek, kazanımları korumak ve savunmak için halkın 7’den 70’e direniş içinde olduğu belirtildi.
Hazmedemeyenler saldırıyor
Rojava’da gerçekleşen devrimi hazmedemeyen güçlerin saldırılarına dikkat çekilen açıklamada, dinci çete gruplarının kadınlara yaptıkları muameleler ifade edildi. Açıklamada şöyle denildi: “İşte devrime en fazla ve gönülden katılan kadınların bu mücadelesini hazmetmeyen güçler, ‘Kürtlerin malları ve kadınları helaldir’ diyor. Bunun için sokaklarda mahkemeler kuruyor ve kadınları yargılayarak en aşağılık yöntemleri onlara reva görüyor. Şehirlerde ve köylerde kadınlarımıza taciz ve tecavüz ediliyor. Silahlı çeteler, karşılaştıkları bir kadını kendilerine ‘helal’ ediyorlar.
Üç kere ‘Allah-u Ekber’ diyorlar ve artık o kadın onun olmuş oluyor. Allah’ın kelamına sığınılarak tecavüz meşrulaştırılıyor. Diğer yandan bir kadının tecavüze uğraması için başının açık olması ya da farklı bir inançtan olması yeterli bir sebep olabiliyor. Diğer yandan halkın yerini yurdunu terk etmesi için su kuyularından tutalım tahıl ambarlarına kadar yaşamın her alanına saldırıyorlar. Sivil insanların olduğu yerlerde intihar bombacıları kendilerini patlatıyor. Ve böylece Rojava insansızlaştırılmayla karşı karşıya bırakılıyor.
Kürtlerin hakikat aşkı yoluna girdiklerini unutuyorlar
Kürt halkı, tüm ezilen topluluklar, inançlar ve kadınlar kadar mazlum bir halktır. Kürtleri dört parçaya ayırarak üzerlerinde yaşadıkları toprakları kan gölüne çeviren egemen devletler istiyorlar ki; Kürtler hep matemle, kanla, gözyaşıyla ve yasla yaşasınlar. Kürtlerin özgürlük talepleri, kimlik talepleri, onur ve şerefleri için verdikleri mücadele hep yarım kalsın, hep hüsranla sonuçlansın. Köleliği kabullenmiş, kendisi olmayı bırakmış ve kendisi olmaktan umudunu kesmiş biçare bir topluluk isteniyor. Egemen devletler ve onların işbirlikçileri ne yazık ki şunu unutuyorlar: Kürtler bir kez özgürlüğün tadına varmış, esareti yerle bir etmiş, özgürlük ve hakikat aşkına düşmüş bir yolun yolculuğuna giren bir halktır. Bu özgürlük ve hakikat aşkı onları bir daha köleleştiremeyecek, baskı ve zulüm altına alamayacak denli büyük sınavlardan geçerek rüştünü ispatlamıştır”.
HABER MERKEZİ