Türk Lirası’nın (TL) değer kaybı durdurulamıyor. ABD’ye giden Türk heyetiyle ilgili beklentiden dolayı biraz soluklanan TL, heyetin çözümsüz dönüşüyle birlikte dibe dalmaya devam etti.
TL, dolara karşı yüzde 4’e yakın değer kaybı ile 5.48’e çıkarken, euro ve sterlinde de yeni rekorlar kırıldı.
Rahip Brunson krizinin ardından ABD yönetiminin aldığı yaptırım kararlarını görüşmek üzere ABD’ye giden heyet ilk gün görüşmelerini gerçekleştirdi. Wall Street Journal gazetesi görüşmelerin başarısız geçtiğini ve anlaşma sağlanamadığını yazdı... Döviz piyasası yeniden hareketlendi. Güne yükselişle başlayan dolar 5,50’ye dayandı. Euro ise 6.35 TL’yi gördü.
Henüz ABD’deki görüşmelerle ilgili resmi ve sağlıklı bir haber akışı yok. Buna rağmen ABD ile sorunların çözümü için yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığı iddiası TL varlıklarda sert değer kayıplarını beraberinde getirdi. Döviz piyasaları dalgalı bir seyir izlerken dolar/TL 5.4802 ile rekor tazeledi. Euro 6.3596, sterlin 7.0658, döviz sepeti 5,9214 ile rekor kırdı. İntegral Yatırım Araştırma Uzmanı Seda Yalçınkaya Özer, “ABD ile görüşmeler konusunda net bir açıklama olmamasından kaynaklı kurda yukarı hareket devam ediyor. Piyasa net bir şey duymak istiyor, bir çözüm olmasa bile çözüm sürecine yönelik nasıl bir aksiyon alınacağını duymak ister o yüzden de kurda dalga boyu yüksek hareketler izliyoruz” dedi.
Yüksek enflasyon, cari açık, şirketlerin artan döviz borcu, hükümetin harcama odaklı politika yürütecek olması ve TCMB’nin para politikasına yönelik soru işaretleri gibi makro ekonomik; bunun yanı sıra ABD ile ilişkiler kaynaklı siyasi risklerin baskısıyla TL’nin gördüğü tarihi zirve itibariyle yılbaşından bu yana dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 30’a ulaştı. Bu süreçte TL benzer gelişmekte olan ülke para birimlerinden de negatif ayrıştı.
İSTANBUL
Diyanet, ek bütçe istedi!
Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan 7.7 milyarlık ödenek, altı ay sonunda 8.3 milyar olarak güncellendi.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yılın ilk altı ayındaki gerçekleşmeler ve ikinci dilime ilişkin öngörülerin yer aldığı Mali Durum ve Beklentiler Raporu yayımlandı. BirGün gazetesinden Nurcan Gökdemir’in haberine göre: Geçen yılı da ek ödenek alarak 7.3 milyarlık harcama ile tamamlayan Diyanet’e, bu yıl için yüzde 12’lik artışla 7.7 milyarlık bütçe ödeneği ayrıldı. Ancak altı ayın sonunda 4 milyar lira harcayan kurum, yıl sonu gerçekleşme tahminini 8.3 milyar lira olarak güncellendi.
Ocak-haziran döneminde bütçesinin yüzde 52’sini harcayan Diyanet’in harcama kalemleri arasında geçen yıla göre en yüksek artış, yıl içinde yapılan özel düzenlemelerle en düşük maaşın 3 bin liraya çıktığı personele yapılan harcamalarda yaşandı. 100 bini imam-müezzin, 20 bini kadrolu Kuran kursu öğretmeni, 20 bini geçici Kuran kursu öğreticisi, 3 bini vaiz ve bin 250’si müftü olmak üzere personel sayısı 144 bin 250’ye ulaşan Diyanet, bu kadroya sosyal güvenlik primleri ile birlikte 3.8 milyar TL ödedi.
Risk primi zirvede
Türkiye’nin 5 yıllık CDS’leri 14 baz puan yükselişle 2009’den bu yana en yüksek seviye olan 370 baz puana çıktı.
Türkiye’nin beş yıllık kredi iflas takası (CDS) primi TL, Türk devlet ve banka tahvillerindeki sert satış baskısının etkisiyle 2009’dan bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
IHS Markit verilerine göre Türkiye’nin beş yıl vadeli borcunu iflasa karşı sigortalamanın maliyetini gösteren CDS’ler önceki günkü kapanışa kıyasla 14 baz puan yükselerek 370 baz puana yükseldi.
Yabancı darbe yedi
Türk Lirası’nın değer kaybı yabancı yatırımcıların elindeki TL cinsi tahvillerin değerinin üçte birinin buharlaşmasına neden oldu.
Reuters’ten yapılan analiz habere göre, Türkiye’nin 120 milyar dolar büyüklükteki yerel devlet tahvili piyasasının kağıt üzerindeki performansı yabancı yatırımcılar için afet niteliğinde. TL yıl başından bu yana yüzde 30’a yakın değer kaybederken, tahvillerin değeri yüzde 20’den fazla düştü.
Piyasalar enflasyonun 14 yılın zirvesine çıkmasına rağmen faiz oranlarının düşük tutma politikasına tereddütle yaklaşırken kayıplar son haftalarda arttı.
Son aylardaki faiz artırımları Türk tahvil getirilerini gelişmekte olan piyasalar arasında en yüksek seviyelere çıkardı, ancak reel getiriler yüzde 2 civarında. Türkiye, yerel tahvil piyasası GBI EM endeksinde Arjantin’den sonra en kötü performans gösteren ikinci piyasa oldu.
Ancak yabancı yatırımcının parası olduğu yerde duruyor. Şu anda cevap arayan büyük soru, krize bir çözüm bulunmaması durumunda kağıt üzerindeki kayıpların bir noktada realize edilip edilmeyeceği. Böyle bir durum finansal sıkışıklığı daha da artırabilir.
Morgan Stanley stratejisti Min Dai, “Yabancıların Türkiye devlet tahvillerinin sattığı algısı... realize olmuyor” dedi.
Haftalık yabancı portföy akımlarını takip eden Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) verileri, Türk devlet tahvillerinden 27 Temmuz’da sona eren iki hafta içinde çıkış olduğunu, buna rağmen yıl başından bu yana 75 milyon dolar giriş olduğunu gösterdi.
Yabancıların elindeki devlet tahvillerinin toplama oranının geçen ay sonu itibariyle yüzde 20’nin biraz altında gerçekleştiğini gösteren TCMB verileri de bu trendi teyit ediyor. Bu oran Şubat sonunda yüzde 22’ye göre önemli bir değişiklik olmadığını gösteriyor.
Min Dai yabancı yatırımcıların bir dizi nedenden ötürü çıkış yapmadıklarını belirtti. Min Dai müşterilere gönderdiği notta likiditenin önemli ölçüde bozulduğunu ve günlük volatilitenin 50-70 baz puan olduğunu belirtti. Portföyünde Türk tahvillerine JPMorgan’ın GBI EM endeksine kıyasla daha az ağırlık veren “reel para” yatırımcılar, endeksten daha yüksek getiri sağlayabiliyor. Fakat Türk tahvillerinin yüzde 18-20 getirisi göz önüne alındığında portföydeki ağırlığı çok daha yüksek oranlarda azaltmakta zorlanıyorlar.
Min Dai ayrıca endekste her ay düzenli yapılan değişiklikler sayesinde yatırımcıların satış yapmadan portföylerindeki ağırlıkları azaltmalarına yardımcı olduğunu belirtti.
Varlık yöneticisi GAM’da yatırım direktörü Paul McNamara son dönemde tahvil fiyatlarındaki sert düşüşün de bir çıpa olduğuna dikkat çekerek, “Bir tür batık maliyet algısı oluyor - para zaten kayboldu” dedi.
Bazı fonlar, piyasada son dönemdeki karışıklığı alım yapmak için de kullandı. Aberdeen Standard Investments, Haziran ayı başında TCMB’nin beklenenden daha fazla faiz artırımına gitmesinin ardından Türk tahvilleri alımını artırdığını belirtti. Ama bu durum kalıcı olmayabilir. Yabancı yatırımcıların elinde yaklaşık 20 milyar dolar devlet tahviline ek olarak yaklaşık 33 milyar dolar değerinde Türk hisse senedi var. Yabancı yatırımcının bu varlıkları Türkiye’nin cari açığını finanse etmesine yardımcı oluyor.
BlueBay Asset Management stratejisti Tim Ash, “Portföy yatırımcılarının para-maliye politikası karışımı açısından hikayeye inanması gerekiyor. Reel faiz oranlarının döviz riskini telafi edecek düzeyde yüksek kalması gerekiyor” dedi. Ash, “50 milyar dolardan fazla büyüklüğü olan bu portföy fonlarının çıkış yapmaya başlaması halinde bunun tehlikeli bir karışım olduğu görülür - dış finansman açığı bir anda çok daha büyür” diyerek, böylesi bir çıkışın Türkiye’deki dolarizasyonu hızlandırabileceğini sözlerine ekledi.
Societe Generale stratejisi Phoenix Kalen de merkez bankasının faiz oranları konusunda harekete geçmemesiyle birlikte yükselen enflasyonun yatırımcılar önüne zor bir seçenek getirdiğini söyledi. Kalen “Reel getiriler sıfıra doğru gerilerse, Türkiye için yatırım tezi artık bir anlam ifade etmez” dedi.
Düğünlere kiralık altın
Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası (DİKO) Başkanı Mustafa Akkul, altın fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle düğün yapamaz hale gelen insanların altın satın alma yerine kiralama yolunu gittiğini belirtti.
Dolar ve euro kurlarındaki artış ile birlikte altın fiyatlarındaki yükseliş de sürüyor. Hareketli haftalar geçiren altın piyasasındaki son duruma göre, Gram altın 212.88 liradan alınıyor. Çeyrek altın 348.31 liradan, yarım altın 696 liradan, Cumhuriyet altını ise bin 4013 liradan alınıyor.
Aynı zamanda Güneydoğu ve Doğu Anadolu Kuyumcular ve Mücevherler Federasyonu (GÜNDOKFED) Başkanı olan Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası (DİKO) Başkanı Mustafa Akkul, altın fiyatlarının yükselmesinden kaynaklı yurttaşlar gibi kuyumcuların da zor günler geçirdiğini söyledi. Dolar ile birliktse altın fiyatlarının yükseldiğini belirten Akkul, piyasanın durumunu “Altın almak isteyen alış yapmıyor, bozmak isteyense belki biraz daha yükselir diye altını bozmuyor” sözleriyle dile getirdi. Akkul, altın fiyatlarının yükselmesi nedeniyle yurttaşların düğün yapamaz hale gelip, erteleme yoluna gittiğini de ifade etti. Çare olarak ise insanların altın alma yerine kiralama yoluna gittiğini belirten Akkul, ancak bunun da kuyumculuk sektöründe karşılık bulmaması nedeniyle esnafların zor durumda olduğunu kaydetti.