- ÖHD Eşbaşkanı Ayşe Acinikli, TMK kaldırılmadığı ya da "terör" tanımı değişmedikçe yapılacak düzenlemelerin çözüm olmayacağını söyledi.
ÖHD Eşbaşkanı Ayşe Acinikli, iktidarın siyasi tutsakları vatandaş olarak görmediğini, esaret altında kabul edip düşman hukukuyla yaklaştığını, düzenlemenin de bunu eseri olduğunu belirtti. ED TUHAD-FED Eşbaşkanı Mehmet Temizyüz de bu utanç tasarısında vazgeçilmesini istedi. Konuyla ilgili Meclis’te asın toplantısı düzenleyen HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise hükümetin rehine politikasıyla katliam dayattığını söyledi.
AKP ve MHP gruplarının ortak hazırlayıp Meclis’e getirdiği 70 maddeden oluşan ve 11 kanunda değişiklik öngören "Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", Genel Kurul’da görüşülüyor. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eşbaşkanı Av. Ayşe Acinikli, söz konusu infaz tasarısının kısmi bir af niteliği taşıdığını söyledi.
Düzenleme ile infaz koşullarının değiştiğini, hükmün farklı şekilde infazına olanak tanındığını belirten Acinikli, bu haliyle de beklentileri karşılamadığını ifade etti. Acinikli, “Çünkü ortada bir salgın varken ve özellikle infaz tasarısının propagandası koronavirüs üzerinden yapılmışken, asıl risk grubunda ve yıllardır cezaevinde olan siyasi tutsakları kapsamaması ciddi eksiklik” dedi. Devlete karşı, sisteme karşı olan suçlarda herhangi bir indirim olmazken, mağduru olan suçlar kapsamında oldukça geniş bir infaz kolaylığı sağlandığını kaydeden Acinikli, bunun “düşman ceza hukuku” ile izah edilebileceğini vurguladı.
Vatandaş olarak yaklaşmıyor
MA’dan Ferhat Çelik’e konuşan Acinikli, şöyle devam etti: “Çünkü düzenlemede hasta olan kişilerde bile eğer siyasi nedenlerden hüküm giymişlerse herhangi bir indirimin olmadığını görüyoruz. Burada insancıl hukukun devre dışı bırakılması söz konusudur. Bunu aslında siyasi tutuklulara vatandaş gibi yaklaşılmadığı bir durum olarak değerlendirmek gerekiyor.”
Zihniyet değişmeli
Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmadığı müddetçe ya da "terör" tanımı değişmediği müddetçe çıkarılan herhangi bir yasanın beklentileri karşılamayacağını söyleyen Acinikli, "terör" tanımı için çizilen çerçevenin çok sıkıntılı olduğunu ifade etti. Mevcut iktidarın, tutukluluğu sadece özgürlüğün elinden alınması değil de savaş suçlarına bile aykırı olan esaret gibi gördüğünü belirten Acinikli, “Çünkü yapılan düzenlemede disiplin soruşturmalarının kapsamı acayip bir şekilde genişletilmiş. Kameranın üstünün örtülmesi bile bir disiplin cezası olarak gösteriliyor. Yine istenen gazetelerin Basın İlan Kurumu’nun ilan verdiği gazetelerden olması gerektiğine ilişkin bir düzenleme söz konusu. Yani burada tutuklu olan kişinin her şeyine hükmedip ceza içinde ceza uygulanacağı gibi bir düşünce hakim. Bu bakış açısı değişmediği müddetçe hiçbir yasanın beklentileri karşılama durumunun olabileceğini düşünmüyorum” şeklinde konuştu.
Utanç tasarısı geri çekilsin
Bu arada Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu’nun (MED TUHAD-FED), “İnfazda eşitlik istiyoruz, herkes için adalet” adıyla başlattığı imza kampanyası bir haftayı geride bıraktı. MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Mehmet Temizyüz, sivil toplum örgütü, meslek kuruluşları, sendikalar ve siyasi partilerin içinde bulunduğu 64 kurum ve kuruluş ile başlattığı kampanya kapsamında 13 bin imza toplandığını belirtti.
Tedbir diye tecrit
Temizyüz, tutsakların tedbir adı altına tecride alınmasını eleştirerek, “Diyarbakır Cezaevi’nde ihlaller baş gösterdi. Gümüşhane, Trabzon Beylikdüzü, Aksaray, Afyon cezaevlerinde birçok tutuklu aylarca tek hücrede kalıyor. Şakran Cezaevi’nde dezenfekte, temizlik, maske ve karantina malzemeleri yeterince yok. Bütün cezaevlerinde bu durumlar yaşanıyor. AKP ve MHP’nin yapmak istediği düzenleme, koronavirüs bahane edilerek geçiriliyor” dedi.
45 bin tutuklu çalıştırılıyor
Açık cezaevlerinde adli 45 bin tutuklunun kamuda çalıştırıldığını, salgından dolayı kamuda çalışmaların durdurulduğunu belirten Temizyüz, “Bu insanlar hükümete yük olmuş ve kurtulmak için düzenlemeler yapılıyor. Dünyada düşüncelerinden dolayı cezaevinde olanlar için düzenleme yapılırken Türkiye bunun tersini yaptı. Bir düşmanlık söz konudur. Bu utanç tasarısının geri çekilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
Hayat cezaevine sığmaz
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise infaz yasa tasarısına ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasına katılan partinin milletvekilleri, tutuklu siyasetçilerin ve hasta tutsakların fotoğraflarını taşıdı. İnfaz düzenlemesinin salgından önce normal zamanlarda Meclis gündemine gelmemesini eleştiren Beştaş, “Korona günlerinde, yaşam hakkının herkes için büyük bir risk altında olduğu günlerde, bu yasa cezaevleri tarihinin en fazla doluluk olduğu dönemde Meclis gündemine geliyor” dedi.
Beştaş, “Evde kal” çağrılarını desteklediklerini ancak “cezaevinde kal” sloganını asla kabul etmeyeceklerini ifade ederek, “Hayat cezaevine sığmaz diyoruz. Çünkü cezaevlerinde 50-60 kişi bir arada ve hiçbir tedbir olmadan yaşamak zorunda bırakılıyor. Hayat cezaevine sığmaz ve hukukun üstünlüğü herkes için uygulanmalıdır. Düşman hukuk değil, insancıl hukuk istiyoruz. İnsancıl hukuk herkes için eşit olmasını emreder” şeklinde konuştu.
Katliam politikasında ısrar
Bafra Cezaevi’nde 70 yaşındaki Mehmet Yeter’in koronavirüsünden hayatını kaybetmesini “cinayet” olarak nitelendiren Beştaş, şöyle devam etti: “Karşımızdaki güç AKP ve ortağı, ‘siyasi tutuklu yok’ diyor. Bu bir rehine politikasıdır ve bugün dünya büyük bir felaketle karşı karşıyayken afet, salgın mücbir sebep varken, bu rehine politikasına devam etmek katliam politikasında ısrar etmektir. 360 oyun altında kimseye özel affı hiçbir iktidar ya da küçük ortaklarıyla getiremez. Bu özel aftır ve bu özel afla kendi yandaşlarını, kendilerine muhalif olmayanları cezaevinden çıkarmaya çalışıyorlar. Bu hazırlık yıllardır yapılıyor. Uzun süredir AKP’nin istediği, MHP’nin kabul ettiği bir taslağın, fırsattan faydalanarak önümüze getirilmesidir.” HABER MERKEZİ