
İnsanların üzerine ateş açtılar
Mûş'un Gimgim (Varto) ilçesinde 1992 yılında yaşanan "serhildanın" ardından 2 ağabeyi tutuklanan, bir ağabeyi PKK'ye katılan ve gördükleri baskıdan dolayı çocuk yaşta tek başına İstanbul'a göç etmek zorunda kalan Garip Çelik, yaşadıklarını belgeselleştirdi. Köylerinde yaşayanların, devletin politikalarını kabul etmediği için yoğun biçimde baskıya maruz kaldığını söyleyen Çelik, ardından Gimgim ilçesine gittiklerini belirtti. Çelik, serhildan sırasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Toplu olarak ilçeye gittik, bir anda etrafımızı özel timler sardı. İnsanların üzerine ateşler açıldı. Korkunç bir şeydi. Yüzbaşı indi erkekleri, kadınları ve gençleri ayırdı. Gençleri soydular, yaşlıları da yüz üstü güneşe döndürdüler. Ağabeyimin sırtında sigara söndürdüler. Annem bunu görünce kendinden geçti. Abim, 'korkma bir şey yok' dedi. Bu görüntüleri hiçbir zaman unutamadım."
'Kendi toprağında olmalı'
O günlerin hemen ardından ağabeyinin PKK'ye katıldığını dile getiren Çelik, polisin aileleri üzerindeki baskıyı arttırdığına, sürekli ev baskınları yaparak gözaltı ve tutuklamalar yaptığını söyledi. Henüz 14 yaşında olmasına rağmen polislerin kendisine işbirlikçiliği dayattığını aktaran Çelik, bunu kabul etmemesi üzerine sık sık gözaltına alındığını ifade etti. Ardından İstanbul'a giden Çelik, uzun yıllar ailesinden uzak yaşamak zorunda kaldı. Ağabeyinin 1993 yılında Elezîz'in Dep ilçesi kırsalında çıkan çatışmada 2 arkadaşı ile birlikte yaşamını yitirdiğini anlatan Çelik, haberi alan babasının cenazeyi almak için gittiği alay komutanlığında işkenceye uğradığını söyledi. "O dönem çocuğuna sahip çıkmak bile çok korkunçtu" diyen Çelik, "Babam bir ay kimse ile konuşmadı. Abim halen orada yatıyor. Onu alıp köyüne götürmek istiyorum. Kendi toprağında olmalı. Rahat değildir şu an" dedi. Ağabeyi Yıldırım Çelik'in (Cudî) tüm fotoğraflarının evlerine yapılan baskınlarda alındığını, ellerinde ağabeyine ait bir vesikalık fotoğrafın kaldığını kaydetti.
‘9 kardeştik şimdi hiçbiri yok’
"O dönemi unutamıyorum" diyen Çelik, belgeseli çekme fikrinin nasıl oluştuğunu şu sözlerle anlattı: "Her zaman kafamdaydı. Ağabeyim ve toplu mezarların hikayesini yapma fikri oluştu. 'Hoşçakal Kardeşim' diye bir belgesel çektim. Belki bu sayede onu mezardan çıkarabilirim. Bu proje bu anlamda önemlidir. 9 kardeştik, şu an hiçbiri yok. Kimi şehit düştü, kimi Avrupa'ya gitti, kimi cezaevine girdi. Annemin bir sözü var: 'Ben eskiden yemek yerken sofrada yer bulamazdım, şimdi tek başıma sofrada oturuyorum. Kurtlar geldi hepsini dağıttı.' Gerçekten de öyle oldu. Şu an bir tek annem ve babam kaldı evde."
Bir süredir gündemde olan "çözüm süreci" konusunun toplu mezarlara gömülen insanların buralardan çıkarılarak ailelerine teslim edilmesi ile anlam kazanacağını dile getiren Çelik, yetkililerin bu hassas konuda adım atması gerektiğini belirtti. Çoğunlukla kendi anlatımları üzerinden giden belgeselin büyük oranda tamamlandığını ifade eden Çelik, belgeseli festivallere göndereceğini ifade etti.
FERHAT ÇELİK / DİHA/İSTANBUL