Doğal toplumun yaşam alanı olan; Newala Çorî, Çemi Hola, Geliyê Godernê, Heskif’ın (Hasankeyf) sular altında bırakılarak tarihsel ve toplumsal hafızanın silinmesine yok edilmesine karşı, kaos, yıldırma politikalarına karşı güçlü bir duruş ile mücadele şarttır.

 

Güner YANLIÇ

 

Toplumsal ekoloji; insanın-insana, insanın doğaya olan her türlü tahakkümünü, hiyerarşisini ve bürokrasisini reddeden, her türlü tekçiliğe karşı, doğa-insan, birlikte-barışık, dayanışmacı bir yaşama inanan, demokratik sosyalizmi savunan bir yaşam bilgisidir. Radikal bir demokrasi mücadelesi olup politik ve anti-kapitalisttir. Buradan hareketle toplumsal ekoloji mücadelesini doğru anlayabilmek için sorunu doğru tespit etmek gerekir. Kime, neye sorusunun cevabı tam da yapacaklarımızın anahtarı ve mücadele alanının kapitalizme karşı olduğu noktalardır.

Kapitalizmi kısaca; anapara, sermaye ya da küresel ölçekte şirket olarak tanımlayabiliriz. Kapitalizm kendini üç temel ayak üzerinde var eder. Ulus devlet, aşırı kar ve endüstriyalizm. Kapitalizmin mihenk taşı olan sanayi devrimi, ulus devletlerin oluşması ve kapitalizmin moderniteye evrilmesinde önemli derece de rol alır. O dönemde yüzlerce hatta binlerce emekçinin çalışabileceği fabrikalara sahip olan sermaye, aşırı kar için emek, birey, kadın ve doğa sömürüsüne başlar.

Kapitalizmin varlık nedenlerine kısaca özetlersek…

Ulus devlet; doğal yaşamda hakim olan çeşitliliğin, çoksesliliğin bitirilmesi ve daha kolay sömürü için teklik anlayışını hakim kılmak üzere çalışır. Şimdilerde daha etkin sömürü için küçük ulus devlet oluşturma anlayışı Ortadoğu’yu kan gölüne çevirme nedenleridir.

Endüstriyalizm; yerel, endemik malzeme, geçimlik ekonomisi, doğayla barışık, ekolojik, endüstriye karşı devasa ölçekte sermayeye hizmet eden üretim biçimidir.

Aşırı kar; büyü ya da öl ilkesini esas alan sömürü-kar doğru orantısıyla; birey, toplum ve doğanın metalaştırılmasını esas alan en önemli ayağıdır.

Kapitalist modernist sistem; tarım, su, kent, ekonomi, orman, turizm, çevre, sağlık, eğitim gibi yaşamsal tüm alanlarda sömürüyü esas alarak tahribatlara yol açar, saldırıları sınırsız-sorumsuz ve bütüncüldür. Savaşlar en önemli argümanıdır. Savaşlar yoluyla yıkma, yok etme, asimilasyon ve göç ettirme esas alınır. Toplumlar tarihine tanıklık etmiş kentleri ve alanları yok ederek kendine biat eden bir toplumsal ve tarihsel hafızadan yoksul nesiller üretmeye çalışır.

Oluşabilecek halk hareketlerini engellemek için emek, doğa, birey, kadın, çocuk ve tarih alanlarında yeşil görünümlü sivil toplum kuruluşlarını kurup finanse ederek kendini sürdürülebilir kılar. Bu kuruluşlar yoluyla kendi dar ve metalaştıran çevrecilik anlayışını yayar.

Yok edilen, yıkılan kentler…

Kapitalist modernist sistemin bu saldırılarına karşı, “Toplumsal Ekoloji”nin kurucusu Murray Bookchin’in temel argümanları olan; yerelden yönetim, sendikalar, birlikler, konfedere yapılar, katılımcı demokrasi, geri çağırma, komün, kooperatifler ve meclislerin etkin olduğu bir yaşamın inşası ile mümkün olduğuna inanmalıdır. Toplumsal ekoloji, tarihi Sümerlerle başlatan kapitalist paradigmanın tüm argümanlarının yanlışlığı üzerine kurulur. Son buzul çağından Sümerlere kadar olan dönemde kadın öncülüğünde demokratik birlikte-barışık ve dayanışmacı bir yaşam süren topluluklara dair öğretilerle mücadele etmek olmalıdır.

Bu temelde toplumsal ekoloji mücadelesi; kır yaşamını bitirerek nüfusu beş yüz binden fazla kanserli kentler oluşturan siteme karşı kır-kent yaşamının inşasına, endüstriyel kentleşmeye, kentsel dönüşüm, kamu yararı, zorla kamulaştırma politikalarına karşı,

Yerel, endemik ve kültürel dokuya uygun yapıların yapılması ve yatay olan kentleşme politikalarının yaşam bulmasına,

Yok edilen, yıkılan kentlerin tek tipçi bir zihniyetle inşasına karşı; Sur, Cizre, Nusaybin, İdil ve Gever de savaşlarla yıkılan kentlerin TOKİ eliyle sermayeye devrine karşı,

Suyun şişelenip metalaştırılmasına karşı tüm canlıların yaşam hakkı olduğuna, devasa ölçekte barajlara ve bu barajlarla yapılan her türlü; göçertme, şantaj ve sermayeye hizmet eden politikalarına karşı,

Doğal toplumun yaşam alanı olan; Newala Çorî, Çemi Hola, Geliyê Godernê, Heskif’ın (Hasankeyf) sular altında bırakılarak tarihsel ve toplumsal hafızanın silinmesine yok edilmesine karşı,

Endüstriyel tarım politikalarına karşı geçimlik ekonomisi temelinde küçük ölçekli üretim modellerinin desteklenmesine, Gdo’lu ve hibrit tohumlara karşı analık(yerel) tohumun yaygınlaştırılmasına, tohumun tekelleşmesine karşı,

Tüketim odaklı sermaye politikalarına, ihtiyaçmış gibi dayatılan tüketime karşı,

Yeşil enerji adı altında endüstriyel üretim yapan küçük üreticiyi bitiren sermaye odaklı enerji politikalarına, Endüstriyel olan her türlü HES, RES, NES, JES, GES’e karşı,

   

Sermayenin büro personeli gibi her yasa, yönetmeliği çıkaran meslek etiğinden yoksun imzacılara karşı,

Ayrıştıran, yarıştıran, çatıştıran sistemin yerine eşitliği, çeşitliliği toplumsal ahlak ve vicdanın yaşam bulmasına ve birlikte, barışık, dayanışmacı bir yaşamın inşasına doğru hareket etmelidir.

Hasankeyf, Sur, Hewsel…

Güvenlik yasağı ve OHAL’den önce tahribatların yapıldığı alanlara komisyonlarca tespit çalışmaları yapılması,

On yıllardır düzenli olarak yakılan ormanlarla ilgili tüm ülkeye çağrılar yapılması, bu çağrıya cevap verenlerle oluşturulan komisyonlarla tespitler yapılması,

Hasankeyf’teki, Sur’daki ve Hewsel bahçelerindeki yıkımlar gibi yaşam alanlarının yok edilmesine karşı suç duyurularında bulunulması, hukuki süreçlerin yürütülmesine çalışmalı,

TV, radyo programları ve basına dair tahribatlarla ilgili çalışmalar yapılması bu konularda amatör ve akademik belgesellere destek olunması,

Yerelde ve geneldeki ekoloji örgütleri ile ekoloji birliğini kurulması, dayanışma ağlarının örülmesi, toplumsal ekoloji hassasiyeti olan kurum kuruluşlar ile ortaklaşmalar yapılması, Sur ve Hasankeyf ile dayanışma günü gibi dayanışma ve mücadele günlerinin ilan edilmesine,

Bireye, kadına, topluma, suya, havaya ve toprağa sahip çıkan bir anlayışın egemen olmasına, Birey, toplum ve doğa üzerinde oluşan tahribatların giderilmesine,

Oluşan korku, kaos, yıldırma politikalarına karşı güçlü bir duruş ile mücadele etmelidir.

Toplumsal ekoloji; öğretilerinin yayılması için, ekoloji enstitüsünün mekana bağlı kalmadan çalışmalarını yürütebilmelidir. Ve tüm bu kapitalist politikalara karşı kendi politikalarını oluşturmalıdır.

Bu politikalarını; saha çalışmalarını yürütmeli, emek verenler ile tartışmalar yürütmeli ve bunun sonucunda oluşturmalıdır. Bunun için panel, sempozyum, çalıştay ve konferansalar düzenlenmelidir.

Toplumsal ekoloji normlarında toplumsal vicdan ve ahlakın hakim olduğu özgür bireylerle mümkündür. Toplumsal ekoloji mücadelesinin uzun yıllar süreceği bilinmeli ve keyfiyetçi ya da hobi gibi bakılmasının yıkıcı sonuçlarının olacağı bilinmelidir. Murray Bookchin’in dediği gibi; imkansızı istemezsek olanaksız ile karşı karşıya kalırız. Ve bizler gerçekçi olup imkânsızı istemeliyiz.