Toplumsal Sözleşme kör düğümlerin çözüm gücüdür

Kadın Haberleri —

Nêrgiz Ismayîl

Nêrgiz Ismayîl

  • Toplumsal Sözleşme, kadın-yaşam temeli üzerinden kendini örgütlüyor. Tüm maddelerinde kadın, aile ve toplum özgürleşmeden, hiçbir değerin anlamının kalmayacağını açıkça ifade ediyor. Ve sadece Kuzey-Doğu Suriye’deki kadınlar için değil, dünya kadınları için demokratik konfederalizmin kurulmasına odaklanıyor.

*NERGIZ ISMAYIL

Suriye krizi 14’üncü yılına girdi ve birçok sorun hala çözülmeyi bekliyor. Onlarca konferans düzenlendi ve girişimde bulunuldu, ancak ne krize müdahil olan uluslararası devletler ne de otoriter rejimin çözüm için gözle görülür anlaşması var. Suriye'yi bölgesel ve uluslararası çatışma sahasına çeviren zihniyet, etkisini artırmak için merkeziyetçi rejimin ömrünü uzatmak ve Türk işgalciliğini normalleştirmek istiyor.

Dahası tüm halkları ve mezhepleri etrafında toplamak, demokratik değişimler yapmak yerine, toplumsal ve ulusal çıkarları gözetmeyen bürokratik yapılar kurdu. Dolayısıyla bu da krizi derinleştirdi. Özellikle Hakların Baharı’nın ilk yıllarında resmi olarak değişim talep eden muhalifler birer silahlı gruplara dönüştü. Bu politika ise göç, talan, demografik değişim (Efrîn- Serêkaniyê- Girê Spî somut örneği) ve çatışmaları beraberinde getirdi. Peki bunu ortadan kaldırmak için ne yaptı? Pratikte bunun cevabını görüyor, alıyoruz.

Umudun projesi

Buna karşın, Rojavalı genç kadın ve erkeklerin fedakarlığı kurulan Demokratik Özerk Yönetim her geçen gün güçlenerek büyüyor. Bu proje, Kuzey-Doğu Suriye’de siyasi, askeri, idari ve hizmet alanında birçok ilerleme kaydedilmesinin yanı sıra halkın barış, özgürlük ve hiçbir müdahalenin olmadığı demokratik siyasi bir sistemi seçmesini sağladı. Projenin bugün bir modele ve Suriye’deki tüm halkların umuduna dönüşmesi büyük mutluluk.

Herkes için demokrasi

Büyük mutluluğun sonucunda artık herkesin hakkını garanti altına alan, Kuzey-Doğu Suriye’de demokratik siyasi bir toplumun oluşmasını sağlayacak bir düzene ihtiyaç duyuldu. Çok renkli, özgürlükçü, kadınların ve çocukların haklarını koruyan, her türlü şiddeti reddeden, adaleti sağlayan, dil, din, ırk, inanç ve cinsiyet eşitsizliğini reddeden ‘Özgür Demokratik Aile’ oldukça önemliydi.

İşgal ve krizin çözümün tek çözümü

Çünkü halk, Suriye’de art arda iktidara gelen rejimlerden, çıkarı için egemen olan kapitalist moderniteden ve merkezi sistemin dayatmalarından çok acı çekti. Bu bağlamda Toplumsal Sözleşme, bölge halklarının mücadelesinin birleşmesi, krizin çözülmesi için gerçekleşen devrimin meyvesi, birliğin yeniden sağlanması ve toplumsal huzur sonucu ortaya çıktı. Ekolojik toplum ve eş başkanlık sistemine bağlı olan Demokratik Özerk Yönetim, Suriye’deki mevcut krizin çözümü, işgalin ve şiddetin sona ermesi için bu sözleşmeyi uygulayacak.

Devletin değil, toplumun anayasası

134 maddeden oluşan ve ahlaki değerlere bağlı olan Toplumsal Sözleşme, toplumun en iyi şekilde yönetilmesi, kaostan uzak güvenli ve adil bir yaşam, merkezi olmayan demokratik bir düzen için en gelişmiş model olarak görülüyor. Öte yandan otoriter devlet sistemleriyle olduğu kadar, resmi demokrasi iddiasıyla, gerçek birliğin güçlü temeli ve "Demokratik Suriye Cumhuriyeti"nin kuruluşunun temeli ya da demokratik ulus ruhu ve felsefesiyle, bir devlet anayasası değil, toplumsal bir anayasadır.

Devrimin direği kadınlar

Kadınlar ise devrimin başlangıcından bu yana özgürlüğünü kazanmak ve haklarını güvence altına almak için mücadele etti, aydın ve toplumsal bir rönesansın önünü açtı, demokratik sistemin temel direği haline geldi ve kendilerine dayatılan rolleri değiştirmeyi başardı.

Birer meta olarak görüldü

Kadınlar dünya devrimleri sürecinde, tüm kadınların özgürlüğü için toplumsal ittifaklar kurarken, erkeklerin ise erkeklik ve diken haline gelen iktidar zihniyetiyle sözleşmenin hayata geçmesine izin verdiğini unutmamız gerekir. Çağın imparatoru olarak kendini gösteren kapitalist sistem de kadını yüceltmek istese de aslında en büyük ve değerli madde haline getirmiş, kökten sömürmüş.  Diğer yandan kişisel statü yasaları, kadının statüsünü yükseltmiyor, haklarını güvenceye almıyor ve katılımını arttırmıyor. Bu da kadının gelişimi önünde büyük engel oluşturuyor.

Ortadoğu’daki ülkelerin çoğunluğu kadınları ortadan kaldırmak için uluslararası her türlü anlaşmayı ihlal etti. Kadının parçalamayı esas alan bu ülkelerin anlaşmaları ise aslında politiktir. Ve genellikle kendi sistemlerine uyan kadınları kabul edip, bunu da uluslararası anlaşma adı altında normalleştiriyorlar.

Yeni özgürlüklere koşuş

Bu sahte çözümler kadını kararlı özgürlük yolları aramaya yönlendirdi. Dolayısıyla özellikle Kuzey-Doğu Suriye’deki öncü kadın hareketleri, gözle görülür biçimde bir kendini geliştirdi ve ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminin ortaya çıkmasını sağladı. Kadının kendi tarihini tanıdığı bu aydınlık süreci, ideolojik, örgütlülük ve idari gelişme hem erkek egemen iktidarına karşı savaşıyor hem de kimliği ve ulusal sorununun çözümü için mücadele ediyor.

Yüzde 50 temsiliyet

Kadınlar, çok kıymetli emeklerle devrim eylemlerine katıldı ve devrimin kuruluş sürecinde de aktif biçimde rol aldı. Bunun yanı sıra tüm insanlık ve tarih için kendini savundu ve ‘Kadın özgürleşmeden toplum da özgürleşmez’ sözünü ispatladı. Sadece bununla da sınırlı kalmadı; siyasi, kurumsal ve mevcut yönetimde söz sahibi oldu, Toplumsal Sözleşme’deki haklarını yüzde 50 temsiliyetle güvenceye aldı. 

Toplumsal Sözleşme, kadın-yaşam temeli üzerinden kendini örgütlüyor, ki bu da başarısının sırrı. Tüm maddelerinde kadın, aile ve toplum özgürleşmeden bütün değerlerin anlamının kalmayacağını açıkça ifade ediyor. Aynı zamanda kadının emeğiyle kazılacak, ekilecek ve meyve verecek. Sadece Kuzey-Doğu Suriye’deki kadınlar için değil, tüm kadınların demokratik konfederalizminin kurulmasına odaklanıyor.

Toplumsal Sözleşme, tüm kör düğümlerin çözüm gücü sunacak bir süreçtir. Hem Suriye krizini çözecek hem de tıkanmış sistemi sona erdirecek modeldir.

*Nêrgiz Ismayîl, Rojavalı gazeteci ve yazar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.