Efrîn Toplumsal Birliği Eşbaşkanı İbrahim Haftaro ile Efrîn’deki geri dönüş sürecini, mülkiyet sorunlarını ve halkın beklentilerini konuştuk...
- Baslê, Cilbirê, Şêxurze, Çiyê ve Dêrvîş köylerine Türk askeri yerleşmiş durumda. Bu köyler askeri alan ilan edildiği için sivillerin girişine izin verilmiyor. Bunun dışında Efrîn merkezi ile özellikle Cindirês’te ciddi sorunlar yaşanıyor. Suriye’nin farklı bölgelerinden gelen bazı aileler, Kürtlerin evlerinden çıkmıyor.
- Bugün birçok Efrînlinin karşılaştığı en ağır sorunlardan biri, geri dönüp kendi evine girememesidir. Bazı aileler, evlerinin yakınında yaşamak zorunda kalıyor. Bazı kişiler ise evleri boşaltmak için para talep ediyor. Evleri işgal edenler, belirli miktarda dolar verilmesi halinde evden çıkabileceklerini söylüyorlar.
ERKAN GÜLBAHÇE
Efrîn’de, Türk devleti ve çetelerinin 2018’deki işgalinin ardından göç etmek zorunda kalan yüz binlerce Kürt, yıllarca Şehba’da, Halep’te, Kuzey ve Doğu Suriye’nin farklı bölgelerinde ve kamplarda yaşadı. HTŞ’nin Şehba’yı ele geçirmesinin ardından yeni bir göç dalgası yaşanırken, son aylarda Efrîn’e geri dönüşler hız kazandı. Sorularımızı yanıtlayan Efrîn Toplumsal Birliği (Kombenda Efrîn a Civakî) Eşbaşkanı İbrahim Haftaro, dönüşler gerçekleşse de; evlerin, zeytinliklerin, tarlaların ve dükkânların iadesinin hâlâ çözüm bekleyen en temel sorunlar arasında olduğunu kaydetti.
2018’den sonra Efrîn’den ayrılmak zorunda kalan kaç aile ve kaç kişi bugüne kadar kendi topraklarına geri döndü?
HTŞ’nin Şehba’yı işgal etmesinin ardından yaklaşık 150 bin kişi Kuzey ve Doğu Suriye’ye göç etmek zorunda kaldı. Bu süreçten sonra bazı aileler yeniden Efrîn’e döndü, bazıları Halep’e geçti, bazıları ise Kuzey ve Doğu Suriye’nin farklı bölgelerinde yaşamını sürdürdü.
Son verilere göre Cizîr bölgesinde yaklaşık 9 bin Efrînli aile kalmıştı. Bu ailelerin büyük bölümü Efrîn’e geri döndü. Son olarak yaklaşık bin 700 aileden oluşan sekizinci kafilenin de Efrîn’e ulaşmasıyla birlikte şimdiye kadar toplam 8 bin 720 aile topraklarına döndü.
Biz artık bulunduğu yerde yaşamayı tercih edenleri göçmen olarak değerlendirmiyoruz. Göçmen olarak, evine dönmek isteyenleri esas alıyoruz. Bu nedenle bugün geri dönmek isteyenlerin büyük bölümü Efrîn’e ulaşmış durumda. Geriye kalan ailelerin de koşullar oluştuğunda Efrîn’e dönmesi bekleniyor.
Geri dönüşler en yoğun olarak hangi ilçe, belde ve köylerde gerçekleşiyor? Buna karşılık geri dönüşlerin hâlâ sınırlı kaldığı veya beklenen düzeye ulaşmadığı bölgeler hangileri?
Efrîn; merkez, Cindirês, Raco, Şêrewa, Mabeta, Şiyê ve Bilbilê olmak üzere yedi ana bölgeden oluşuyor. Bu bölgelerin tamamına dönüşler başladı. Bazı yerlerde dönüşler büyük ölçüde tamamlanmış durumda. Ancak Efrîn’e bağlı beş köyün sakinleri hâlâ evlerine dönemiyor. Baslê, Cilbirê, Şêxurze, Çiyê ve Dêrvîş köylerine Türk askeri yerleşmiş durumda. Bu köyler askeri alan ilan edildiği için sivillerin girişine izin verilmiyor. Bunun dışında Efrîn merkezi ile özellikle Cindirês’te ciddi sorunlar yaşanıyor. Dêrazor, Reqa ve Suriye’nin farklı bölgelerinden gelen bazı aileler, yerleştikleri Kürt evlerinden çıkmak istemiyor.
29 Ocak Anlaşması’na göre Efrîn’e dönmek isteyen herkesin evine dönebilmesi ve işgal edilen evlerin boşaltılması gerekiyor. Ancak uygulamada ciddi engeller bulunuyor. Dokuz yıl boyunca evinden uzak kaldıktan sonra geri dönüp, kendi evine yerleşememek, bugün birçok Efrînlinin karşılaştığı en ağır sorunlardan biridir. Bazı aileler, evlerinin yakınında yaşamak zorunda kalıyor. Bazı kişiler ise evleri boşaltmak için para talep ediyor. Evleri işgal edenler, belirli miktarda dolar verilmesi halinde evden çıkabileceklerini söylüyorlar.
Şu ana kadar tam olarak kaç ev ya da mal mülk işgal altında? Bu sorunun giderilmesine ilişkin neler yapılıyor? Gerek Geçici Şam Hükümeti gerekse yerel yönetim nezdinde girişimler var mı?
Bugün kaç evin, kaç tarlanın, kaç zeytinliğin ya da kaç dükkanın işgal altında olduğuna dair kesin bir rakam vermek mümkün değil. Çünkü birçok insan şikayette bulunmaya çekiniyor. 29 Ocak Anlaşması’nın ilk maddesi, her Suriyelinin kendi evine dönebilmesini esas alıyor. Sorun yaşayan Efrînliler önce Efrîn yönetimine, ardından mahkemelere başvuruyor. Sonuç alınamadığında ise Efrîn Toplumsal Birliği olarak biz devreye giriyoruz. Toplanan dosyaları, Geçici Şam Hükümeti ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi arasında oluşturulan ortak sorun çözme komitesine gönderiyoruz. Evleri boşaltmak için para isteyen kişilere ilişkin belgeleri de aynı komiteye ulaştırıyoruz. Ancak burada başka bir sorun daha var. Bugün Efrîn’de görev yapan kolluk kuvvetlerinin yaklaşık yüzde 95’i Arap ve bölgenin yerel halkından değil. Bu nedenle birçok kişi, evi veya mülkü işgal altında olmasına rağmen şikayette bulunmaktan çekiniyor. İnsanlar, “Şikayet edersem bana düşmanlık beslerler, kolluk kuvvetleri de onların yanında durur” düşüncesiyle başvuru yapmaktan korkuyor. Bu yüzden gerçek tabloyu bütünüyle ortaya koymak kolay değil. Buna rağmen bize ulaşan her başvuruyu kayıt altına alıyor, belgelendiriyor ve ortak komiteye iletiyoruz.
Bugün Efrîn ve çevresinde halkın güvenliği kim tarafından sağlanıyor? Bölgede hâlâ silahlı gruplar ya da resmi kurumlar dışında hareket eden güçler bulunuyor mu?
Bugün Efrîn’de resmiyette Efrîn yönetimi, Geçici Şam Hükümeti’ne bağlı kolluk kuvvetleri ve çeşitli yerel yapılar bulunuyor. Ancak sahadaki tabloya baktığımızda Türkiye’nin etkisinin hâlâ belirleyici olduğunu görüyoruz. Efrîn’den Minbic’e kadar uzanan bölgede siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında Türkiye’nin etkisi hissediliyor. Bölgede Türk Lirası kullanılıyor, kurumların üzerinde Türkçe tabelalar bulunuyor ve birçok merkezde Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafları yer alıyor. Efrîn’in en yüksek noktalarından biri olan ve halk arasında Çiyayê Gur olarak bilinen tepede büyük bir Türk bayrağı bulunuyor. Türk askerlerinin bulunduğu köylerde de çok sayıda Türk bayrağı asılmış durumda. Bu tablo, bölgedeki etkinin boyutunu açık biçimde gösteriyor. Bu nedenle sahada hangi kurum oluşturulursa oluşturulsun, Türkiye’nin etkisi sürdüğü müddetçe alınan kararların bağımsız biçimde uygulanabilmesi kolay görünmüyor.
Ailelerin Efrîn’e gidişi nasıl organize ediliyor? Ulaştıktan sonra nasıl bir tabloyla karşılaşıyorlar?
Şu ana kadar Cizîr bölgesinden altı, Kobanê bölgesinden ise bir kafile Efrîn’e ulaşmıştı. Son olarak yaklaşık bin 700 aileden oluşan sekizinci kafile de Efrîn’e ulaştı. Böylece şimdiye kadar toplam 8 bin 720 aile topraklarına geri döndü. Yol boyunca insanların ihtiyaçlarının karşılanması ve güvenliklerinin sağlanması için Özerk Yönetim ile Geçici Şam Hükümeti arasında oluşturulan ortak komite çalışmalar yürüttü. Efrîn’e ulaştıktan sonra da çeşitli kurumlar geri dönen ailelere yardımcı olmaya çalışıyor. İlk kafile, Efrîn’de Kürt sembolleri ve alkışla, zılgıtlar eşliğinde büyük bir coşkuyla karşılandı.
Ancak daha sonraki kafilelerde çeşitli kısıtlamalar getirildi ve gruplar parçalı biçimde bölgeye ulaştırıldı. Bugün geri dönen ailelerin karşılaştığı en büyük sorun ise evlerine ve mülklerine erişememeleridir. Birçok kişi kendi evine yerleşemediği için yaşamını geçici koşullarda sürdürmek zorunda kalıyor. Bizim için öncelikli olan, insanların güvenli biçimde evlerine ulaşması ve kalıcı olarak yerleşebilmesidir.
Efrîn’in 2018 yılında işgal edilmesinin ardından bölgede ciddi demografik değişimler yaşandı. Dönüşlerle birlikte mevcut durumla ilgili bilgi verir misiniz?
İşgal sonrasında Efrîn’de ciddi demografik değişiklikler yaşandı. Kürt nüfusun önemli bir bölümü göç etmek zorunda bırakıldı ve yerlerine Suriye’nin farklı bölgelerinden getirilen insanlar yerleştirildi. Bir dönem Kürt nüfus oranı yüzde 20-25 seviyelerine kadar düştü. Ancak son dönemde geri dönüşlerin başlamasıyla birlikte tablo yeniden değişmeye başladı. Bugün Kürt nüfus oranının yaklaşık yüzde 90’a yaklaştığını söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde askeri güçlerde görev yapan ailelerin üyeleri, sağlık sorunları nedeniyle henüz dönemeyenler ve farklı kentlere yerleşmiş bazı Efrînlilerin de dönmesiyle bu oranın daha da yükselmesi bekleniyor.
Eğitim alanındaki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle Kürtçe eğitim konusunda bugün Efrîn’de nasıl bir tablo var?
Yaklaşık sekiz yıldır Efrîn’den Cerablus’a kadar olan bölgede Arapçanın yanında Türkçe eğitim veriliyor. Son dönemde Arapça biraz daha öne çıkmış olsa da Kürtçe eğitim hâlâ resmi olarak uygulanmıyor. Bazı kurumlar Kürtçe kursları açarak ana dili öğretmeye çalışıyor. Ancak Kürtçe eğitim dili olarak kabul edilmiyor. Oysa Efrîn’de Türkmen nüfus bulunmuyor. Buna rağmen eğitim dili olarak Arapça ve Türkçe kullanılıyor. Nüfusun yaklaşık yüzde 15’i Alevi Kürtlerden, yüzde 15’i Êzîdî Kürtlerden ve yaklaşık yüzde 70’i Sünni Kürtlerden oluşuyor. Kürtlerin büyük çoğunluğu oluşturduğu bir bölgede Kürtçenin eğitim dili olmaması halkın en temel taleplerinden biridir.
Yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların geri dönüş sürecine yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
29 Ocak Anlaşması sonrasında ve özellikle Efrînlilerin dönüş sürecinde Efrîn yönetimiyle yaptığımız görüşmelerden olumlu sonuçlar aldık. İlk kafile yola çıkmadan önce insanlara, “Siz başka bir yere gitmiyorsunuz, kendi evinize gidiyorsunuz” demiştik. Ancak bugün geldiğimiz noktada verilen sözlerin tamamının yerine getirildiğini söylemek mümkün değil. Ne Efrîn yönetimi, ne Halep yönetimi ne de Geçici Şam Hükümeti verdikleri sözleri tam anlamıyla uygulayabildi. Bazı yardımlar yapılıyor ancak bunlar yeterli değil. Yetkililer zaman zaman hava koşullarından dolayı zorlukları, çocukların okullara gidişini ya da evleri işgal eden kişilere yeni yer bulunmasını gerekçe gösteriyor. Ancak bu gerekçeler sürecin uzamasına yol açıyor. Sonuçta bazı Efrînliler, kendi evleri olmasına rağmen hâlâ evlerine yerleşemiyor ve belirsizlik içinde yaşamayı sürdürüyor. Efrînliler herhangi bir ayrıcalık istemiyor. Yalnızca verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyor.
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinden ayrılmak zorunda kalan Kürtler geri dönebildi mi?
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıların ardından çok sayıda aile Efrîn’e göç etmek zorunda kaldı. Bu ailelerin bir bölümü geri döndü ancak önemli bir bölümü hâlâ Efrîn’de yaşamını sürdürüyor. Geri dönmeyenlerin önemli bir kısmı güvenlik kaygıları taşıyor. Özellikle geçmişte Asayiş bünyesinde görev yapanlar veya resmi kurumlarda çalışanlar dönüş konusunda tereddüt yaşıyor.
Bir diğer sorun ise ekonomik koşullar. İnsanlar geri döndüklerinde geçimlerini sağlayabilecekleri iş bulmakta zorlanıyor. Resmi kurumlarda istihdam imkanları da oldukça sınırlı. Resmiyette geri dönüşün önünde bir engel bulunmuyor. Ancak güvenlik ve ekonomik kaygılar nedeniyle birçok kişi dönüş konusunda hâlâ çekinceler taşıyor. Bu nedenle yaşamın tamamen normale döndüğünü söylemek henüz mümkün değil.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Geçmişte Rojava, Suriye’nin en önemli tarım, üretim ve ticaret merkezlerinden biriydi. Ancak yıllardır devam eden savaş nedeniyle bu ekonomik yapı büyük ölçüde zarar gördü. Geçici Şam Hükümeti’nin önündeki en önemli görevlerden biri ticaret yollarını yeniden açmak ve ekonomik hayatı canlandırmaktır. Eğer ticaret yeniden işler hale gelirse insanlar ekonomik olarak güçlenir, dış göç azalır ve geri dönüşler daha kalıcı hale gelir. Son olarak şunu söylemek istiyorum; herkes kendi evine dönmelidir. Efrîn çok ağır bedeller ödedi, katliamlar ve zorunlu göçler yaşadı. Bundan sonra Efrîn’de kalanlarla geri dönenler el ele vermeli ve birlikte Efrîn’i yeniden ayağa kaldırmalıdır. Efrînliler çalışkan, üretken ve özgürlüklerine bağlı bir halktır. Birlikte hareket edildiğinde Efrîn’in yeniden eski günlerine kavuşacağına inanıyoruz.