Türkiye Barış Meclisi Mersin Barış Girişimi tarafından Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda 'Barış süreci ve nefret söylemi' adıyla düzenlene panele konuşmacı olarak Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, Strasbourg Üniversitesi Öğretim Üyesi Asst. Prof. Dr. Maya Arakon, Başkent Kadın Platformu Sözcüsü Fatma Bostan Ünsal, Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç, Avukat ve Yazar Eşber Yağmurdereli katıldı.

Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, İmralı görüşmesine ait tutanakların sızdırılmasını eleştirdi. Barış süreçleri ve Kürt sorununun sosyal boyutları konusunda çalışmaları olan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Toker Kılınç da sunumunda, Türkiye'de gelişen nefret söylemine dikkat çekti. Kılınç, Sinop ve Samsun'da yapılan saldırıları örnek verdi. Sözlerini, “Barış 2 şekilde yapılabilir” diyerek sürdüren Kılınç, “Savaşın diliyle de barışı yaparız. Ya da bir barış dili oluşturarak barış yaparız. Ben şimdi çok emin değilim, bunu göreceğiz. Yani savaşın diliyle barış, yani ateşkesten bahsediyorum, savaşmazlık paktı anlamında bir barış yapabiliriz. Ama bir de barışın dilini kuracak, yeniden bir aradılığı tesis etmek anlamında barış yapabiliriz. Bir nefret söylemi ile barışa gidecek olan yol, ikinci söylediğimdir. Savaşın diliyle yapılacak bir barış, nefretleri olduğu yere çakar. Yeni bir savaşa kadar” diye konuştu.

Arakon: Emirle sağlayamazsınız
Maya Arakon ise sunumunda, 'çatışmalı süreçlerde barış nasıl sağlanabilir, altyapı nasıl oluşturulabilir?’ gibi konuları masaya yatırdı. İRA, FARC ve ETA örneklerini veren Arakon, barış süreçlerinin uzun soluklu olduğunun altını çizdi. “Barış sürecinin en zor olan kısmı, siyasal barış değildir. Zor olan, toplumsal barıştır” diyen Arakon, “Toplumsal barışı, yukarıda bir tek emirle, ‘haydi barışın’ diyerek sağlayamazsınız. O yüzden işte burada bir barış dili, nefret ve şiddet dili konuya dahil oluyor" dedi.
Medyanın önemini de vurgulayan Arakon, Türkiye’de medyanın, Kürt sorununu yıllarca ‘terör ve eşkıya’ sorunu olarak yansıttığına dikkati çekti. Arakon, yaptığı çalışmalar ve alan araştırmaları sonucunda, hiçbir ülkede, Türkiye’deki kadar insanları kışkırtan, galeyana getiren, milliyetçi duyguları sürekli tırmandıran ‘medya ifadeleri’ olmadığını da sözlerine ekledi.
İki oturum halinde düzenlenen panel, dinleyicilerin sorularına verilen yanıtlarla devam etti.

MERSİN