Toplumsal ve dini bir gelenek, gasp ediliyor
Forum Haberleri —

YILMAZ BARAN
Milliyetçi-İslam Cumhuriyetinin inşacısı ve yürütücüsü olan AKP-Erdoğan faşizmi Türkiye’yi çıkarı, iktidarı ve hegemon güçlerin istemleri doğrultusunda çıkışı olmayan bir labirente sürüklemiş durumdadır. Şovenist, ırkçı propaganda ve uygulamalarla bir yandan irade sahibi olmuş, özgür ve demokratik Kürtlerin kökünü kazımaya yönelirken, öte yandan Ortadoğu’nun yeraltı zenginliklerine göz dikerek, ülkeden ülkeye sıçrayıp, işgal ve talanlarını sürdürmektedir. Rojava Kürdistan’ından Güney Kürdistan’a, Libya’dan Yemen’e ve Katar’a kadar işgallerini ve kötülüklerini yaymıştır. Yalan ve hilelerle Türkiye halklarını ve dış dünyadan devşirip paramiliter-çete yapılanmalarına dönüştürdüğü insanları, hegemon güçlerin bölge üzerindeki emelleri ve projeleri uğruna kiralık çete ve kapı bekçileri olarak para karşılığı satmaktadır. Bu ülkelerde sıkılan her kurşunun, atılan her bombanın, yapılan talanın, gaspın ve tecavüzün sorumlusu AKP-Erdoğan’la birlikte CHP-Kılıçdaroğlu ve MHP-Bahçeli mesuldür. Ancak son günlerde Bahçeli’nin çelişkili ve çetrefilli açıklamaları boyalı basını süslemektedir. Erdoğan bir yandan hegemonik güçleri diğer taraftan ulusalcıları dengelerken bu çıkarcı terazinin kefesi son zamanlarda hegemonik güçlerden yana ağır basmaya başladı. Görüldüğü kadarıyla Erdoğan-akp faşizmiyle Meral Akşener-İyi Parti yakınlaşması da bu paralellikte gelişmektedir.
Bir süredir III. Dünya vekalet savaşını çeteleriyle birlikte yürütürken, koronavirüs salgınını da “tanrının bir lütfü” olarak görüp, yasakları ve faşizan uygulamaları artırmaktadır. Adeta “yangından mal kaçırırcasına” talanı, gaspı ve tasfiyeleri derinleştirip, kapsam alanını genişleterek sürdürmektedir. Bunlara en son eklediği marifet ise; Ramazan Bayramında dört (4) gün sokağa çıkma yasağını ilan etmesidir. “Koronavirüs bahane, yasaklar Şahane” diyerek, tükenen iktidari gücüne, salgın hastalığını dayanak yapmaktadır. Salgınlara karşı tedbirler olmalıdır. Önlemler alınmalıdır. Bu doğrultuda bilgi ve bilinç paylaşımı yapılmalıdır. Ancak böylesi yasaklar zinciriyle Türkiye toplumunu hapsetmek, insani değildir. Hatta daha ötesine giderek insanları evlerine-hücrelere sıkıştırmak ne ahlaki ne vicdani ne dini ne de sosyal geleneklere uygun düşmektedir.
Üstelik Bayram; barış, kardeşlik ve dayanışma demektir. Fakat Erdoğan-AKP faşizminin en çok ürktüğü bu olgulardır. Barış, kardeşlik ve dayanışma adeta onun ölümüdür. Bu kavramlar onun zihniyetine, ruhuna, diline ve yaptıklarına aykırıdır. Korku ve panik içinde hareket etmesi bundandır. Barış ve kardeşliğin, dayanışma ve yardımlaşmanın, sevgi ve saygının en büyük düşmanıdır. Bu kavramların dillendirilmesi bile Erdoğan-AKP ve ortaklarının ölümcül rüyalar görmeleri için yeterlidir. Bu sözcükler dile getirildiğinde, bu doğrultuda istemler sıralandığında Erdoğan-AKP ve ortakları hezeyanlar içinde kıvranmaktadırlar.
Zaten ülke açık cezaevine dönüşmüş durumdadır. Fakat günahlarının bolluğu iktidarı sallantıyı getirdiğinden caddelerden geçen, işine gidip-gelen, sokaklarda oynayan çocukların varlığı bile tehlikeli görülmektedir. Gençlerin hareketlilik içinde olması hele hele kadınların meydanlara çıkması, Erdoğan-AKP faşizminin çıldırması için yeterlidir. İnsanların biraraya gelişlerini, eylemlerini bir kenara bırakalım, faaliyetsiz ve etkisiz insanlardan dahi, ürker hale gelmişlerdir. Çünkü yaptıkları zulmü, despotluğu, talanı ve tecavüzü çok iyi bilmektedirler. Canını yakmadıkları, acı çektirmedikleri, darbe vurmadıkları insan kalmamış gibidir. Bir zamanların eğitim bakanının; “bu okullar olmasa eğitim bakanlığını fıstık gibi yürütürdüm” sözü hafızalarda canlıdır. Bu “inci”lere benzer sözlerin etrafında dolanan, Erdoğan-AKP faşizminin; “insanlar olmasaydı bu ülkeyi şahane yönetirdim” demesine, ramak kalmıştır.
Bayramlar toplumsal geleneğe ve dini kültüre dayanmaktadır. Onbinlerce yıllık geçmişi ve birikimi vardır. Bu gibi günlerde insanlar, gönül hoşluğu içinde buluşurlar. Her türlü küskünlükler sonlanır. İnsanlar arasında saygı ve sevgi seli akar. Dayanışma ve yardımlaşma içinde hareket ederler. Çünkü bayramların ruhu ve cevheri Barıştır. Barış toplumsal bir kültürdür. İnsani bir erdemdir. Bunlardan nasibini alamamış olan faşistlerin en çok cinnet getirdikleri olgulardır. Fakat “Korkunun ecele faydası yok” derler. Erdoğan-AKP faşizmi ortaklarıyla birlikte tepetakla gidişleri oldukça yakındır.
Haydi, hep beraber bu yasağı yıkalım. Kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla ve çocuklarımızla birlikte bayramımızı kutlayalım. Erdoğan-AKP faşizminin polisleri, paramiliter güçleri nasıl sokakları, caddeleri ve meydanları dolduruyorsa, bizlerde Bayramımızı geleneksel, dinsel vecibelerimiz ve toplumsal kültürümüz ölçüsünde gönül rahatlığıyla tedbirlerimizi alarak, yasağı da işlevsiz kılarak kutlayalım. Saygı ve sevgi seli içinde, barış temennileri ekseninde, kardeşlik formatında, dayanışma ve yardımlaşma ruhu ve düşüncesiyle buluşalım. Paylaşamayacağımız hiçbir şeyimiz yoktur. Faşizme karşı mücadelede bu bir fırsattır. Fikir, umut, gönül ve güç birliği içinde harekete geçelim. Birbirimizin kapısını çalarak, önceki yıllar gibi güler yüzle ve saygıyla bayramlaşalım. Yasaklar barikatını hep birlikte aşalım. Faşizme, yeter artık diyelim. Onu işlevsiz ve etkisiz kılalım. Şimdi tam da zamanıdır. Gücümüz ve öfkemiz buna yeterlidir. Faşizmin üstesinden gelebiliriz. Yeter ki kapı dışına çıkalım. Sokaklara adım atalım…
Her kesin bayramını geleneksel içerikte ve ölçülerde canı gönülden kutlar, yasaksız ve özgür bayramlar dilerim…







