Son yüzyılda Adıyaman, Pazarcık ve Elbistan’da uygulanan Şark Islahat Planı’dır. Yapılanların özcesi; Kürtlükten ve Alevilikten koparış, yani fiziki, sosyal ve kültürel soykırımdır. Türkleştirme, kendi olmaktan çıkarma; kültürel ve sosyal olarak Aleviliğin oluşturduğu güçlü birikimleri yok ederek, toplumsal hafıza kaybına uğratmaktadır. Tarihsel geçmişine dair yaşadığı tüm güzelliklerden, ortak yaşamdan, ahlak ve vicdandan düşürmektir. Bu bir devlet politikası olmakla birlikte, bunu en iyi uygulayan kişi de İsmet İnönü ve İnönü’nün CHP’si olmuştur. İnönü Kürdistan’ı karış karış dolaşarak her ilde her ilçede, köyde nasıl soykırım politikası uygulanırın raporlarını Ankara’ya gönderip, bu raporların sonuçlarını da Ankara’da kararnamelere dönüştürerek Kürdistan’da peyderpey uygulamıştır. Daha sonraki yıllarda da bu görev Özel Harp Dairesi tarafından yürütülmüştür.

PKK’nin çıkışı ve mücadelesinde bu bölgeye özellikle ağırlık vermesi bundan dolayıdır. Bu yıllarda Pazarcık ve köylerinde yaşayan insanlarımız bunu çok iyi bilirler. Mücadelemizin girmediği köy, ulaşmadığı ev kalmamıştır. Halkta gelişen bilinç, kadınların gelişen ilgisi, gençliğin mücadeleye katılımı, güçlü bir örgütlülük, mücadelede edinilen bilinç ve Aleviliğin özüyle buluşturularak yeni toplumsallığın gelişimine coşkuyla sarıldı. Bu gelişmenin karşısında büyük korkuyu yaşayan devlet, Alevi-Sünni çelişkisini adeta kendisine kılıf yaparak, Maraş’ta korkunç bir katliam gerçekleştirdi. Bunun hemen arkasından da 12 Eylül askeri faşizmi devreye konuldu. Maraş Katliamı ve 12 Eylül faşizminin amacı; soykırımı uygulamak, direniş iradesini kırmak, geriye kalanları da kendi topraklarından zorla göç ettirmek ve alanı insansızlaştırmaktı. Bundan belli sonuçlar aldığı da tartışma götürmezdir. Hiçbir can güvenliği kalmayan halkımız, mecburen metropollere ve Avrupa’ya akın ettirildi. Fakat burada da yeniden mücadeleyle buluşarak hak ettiği onurlu yerini aldı. Yüzlerce genç kadın ve erkek mücadeleye akın etti.
Başta Bese Anuş, Şixo Dirlik, Mustafa Ömürcan olmak üzere yüzlerce şehit verildi.
40 yıllık mücadele tarihimiz düşmanın Kürtler üzerindeki soykırım politikalarını önemli oranda boşa çıkardı. Metropollere, Avrupa’ya yerleşen halkımızın bunca acı ve mücadeleden sonra kendi topraklarına, köyüne dönmesinin zamanı gelmiştir. Kendi köylerini inşa etme, ortak yaşamı geliştirme, siyasi mücadeleye aktif katılma, kendi kendisini yönetebilme, söz ve karar sahibi olmanın tam zamanıdır. Aleviliğin özünde demokrasi, ahlak, özgürlük, adalet, ortak yaşam kültürü çok güçlüdür. Bunu yeniden canlandırmak, güçlendirmek ve yaşamsal kılmak ise sizlerin elindedir. Pazarcık, Elbistan ve bu bölgenin köylerinde yaşayan halkımız önemli bir bilinç düzeyi kazandı. Kazandığı bu bilinci Demokratik Ulus İnşasında yaşama ve pratiğe yansıtmalıdır. “Ben ne olacağım, ailem ne olacak kaygılarının yerine, “Toplumumuz, Ulusumuz ne olacak, görev ve sorumluluklarımız nelerdir?” sorularına vereceğiniz cevap sizi hakikate ulaştıracaktır.
Yerel seçimlere az bir zaman kaldı. Bu seçimler Kürt Halkının Demokratik iradesini açığa çıkarmada referandum niteliğindedir ve tarihi bir önemi sahiptir. Kürdistan’da AKP, CHP, MHP, Fethullah Gülen Cemaati’nin uyguladığı politikaları bitirmenin seçimi olacaktır. Onun için doğru seçim yapmak tarihi önemdedir.
Kuşkusuz yürütülen çalışmalar, adayların belirlenmesi, belediyelerde eşbaşkanlık sistemiyle eşit temsilin sağlanması, eşbaşkan adaylarının demokratik belediyeciliğe ilişkin geliştirmek istedikleri projeleri dile getirmeleri heyecan vericidir. BDP’nin ve HDP’nin yaptığı mitinglerde halkın katılımı ve coşkusu (komplolar yapılmazsa) tüm belediyelerin alınacağını göstermektedir. Kuşkusuz bazı bölgelere daha da ağırlık vermek gerecek. Elbistan, Pazarcık, Narlı ve Adıyaman halkımızın tüm gücüyle bu seçimlere yüklenmesi gerekir. Yakın tarihe kadar Maraş’ın merkezinde MHP ve AKP’ye oy verilirdi. Adıyaman, Pazarcık, Narlı ve Elbistan ise ağırlıklı olarak CHP’ye oy veriyordu.
Alevi Kürtler, uygulanan asimilasyon politikasını henüz doğru tanımlayamadığı ve CHP’yi Demokrat ve Alevilere yakın bir parti olarak gördükleri için oy veriyorlardı. CHP günümüzde gerçek yüzünü daha açık bir şekilde ortaya koymuştur. Yukarıda da belirttiğim gibi soykırım politikalarıyla, devlet sistemine, Alevi Kürtleri en iyi entegre etmeye çalışan parti CHP olmuştur. Kürtleri Türkleştirmede Türkeş’i, Bahçeli’yi ve hatta Erdoğan’ı da geçerek, gelmiş geçmiş tüm partilere taş çıkaracak nitelikte politika yürütmüştür. Aslında bu yaklaşımları, seçimlerde bir kez daha açığa çıktı. CHP MHP’li olan Mansur Yavaş’ı Ankara Belediye Başkanı adayı olarak gösterdi.
Mansur Yavaş’ı tanımayanlar için bir hatırlatma yapayım. Yavaş; Yılmaz Güney’i, Deniz Gezmiş‘e, Musa Anter’e, Yaşar Kemal’e vb birçok devrimci ve yurtsevere hakaret etmiş, “terörist ve ihanetçiler” olarak tanımlamış bir şahsiyettir. CHP bu kadar omurgasız ve ilkesiz bir partidir. Artık Alevi Kürt Halkının değil oy vermesi tarihteki soykırımcı politikalarına karşı ve şimdiki gerçeğine karşı büyük bir mücadele içinde olması gerekir.
BDP ve HDP’nin seçimlerden güçlü ve başarıyla çıkması için; hem ülkede, hem de Avrupa’da yaşayan halkımıza çok önemli görev ve sorumluluklar düşüyor. Bu seçimleri bir varlık yokluk meselesi olarak ele almak gerekir. Ülkeye gelip oy kullanmaktan tutalım ülkede bulunanlarla diyalog içinde olmaları ve doğru seçim yapmaları temel bir görevdir. Bu seçimlerde başarılı olmak Demokratik Ulus inşasının önemli bir ayağını oluşturacaktır.
Alevi kadınların özünde özgürlük, adalet, toprağına bağlılık çok güçlüdür. Sosyal ve kültürel yapısı değişim dönüşüme daha açıktır. Ondan dolayı bulunduğu her alanda doğru seçimle toplumu demokratikleştirme çalışmalarına öncülük etmelidir. Kadının demokratik siyasete katılımıyla yaşanacak gelişmeler Alevi toplumunun üzerinde pozitif anlamda büyük etki yaratacaktır. Özgür Yaşam inşasının yoğun bir yapılanmaya girdiği bu dönemde, köklerinin var olduğu kendi topraklarına dönüşte kadın öncülük rolü oynamalı, kendi köyünde ortak yaşam projeleri geliştirmede teşvik edici olmalıdır. Örneğin tarımı canlandırma, hayvancılığı geliştirme, kendi köyünün ihtiyaçlarını gidermede kooperatifleşmelere gidilmeli, devletten beklemeden, devletin dışında kendi yaşam alanlarını oluşturarak, örgütlü toplumu geliştirme, kadının en onurlu ve coşkuyla yapacağı ilk işler olmalıdır. Mevcut durumda da 4 parça Kürdistan’da kadın buna öncülük ediyor. Bu bir hakikattir. Barışın ve siyasi çözümün önündeki engeli, devletin Kürtlere dayattığı örtülü kültürel soykırım projesini, politikalarını ve uygulamalarını toplumsal örgütlenmeyle, güçlü bir inşayla, eylemlilikle aşarak etkisiz ve hükümsüz kılabiliriz. Kürt kadını buna en güçlü talip ve öncülük iddiasında olandır. Mücadele tarihimizde açığa çıkan gerçek de budur.


ELİF RONAHİ /
KCK Yürütme Konseyi Üyesi