Asrın Hukuk Bürosu'nda uzun süre çalışan DTK Eş Başkanı ve Van Milletvekili Avukat Aysel Tuğluk, süreci 1999'a benzettiğini belirterek "O zamanda Öcalan savunmasız bırakılmaya çalışılıyordu. Ama bu ülkede vicdanlı, özgür düşünen, demokrasiyi savunan yürekli avukatlar var. Öcalan'ın savunmasız bırakmayacaklar" dedi.

"KCK" soruşturması ardından başta Asrın Hukuk Bürosu olmak üzere KCK Önderi Abdullah Öcalan'ın 42 avukatının ev ve bürolarına yapılan baskınlarla 42 avukat, 22 Kasım'da gözaltına alındı ve avukatlardan 41'i mahkemeye sevk edildi. Avukatların müdafiliğini üstlenen hukukçular "Burada hukuk yok siyasi karar alınıyor. Figüran olmayacağız" diyerek mahkemeyi boykot etti. Yasalara aykırı bir şekilde avukatsız mahkeme devam ederken hukukçular "Asıl hedef Öcalan'ın savunmasız" bırakmak yorumunu yapıyor. Böylesi bir ihtimalin olmadığını belirten Öcalan'ın eski avukatlarından DTK Eşbaşkanı ve Van Milletvekili Avukat Aysel Tuğluk, "Bu ülkede vicdanlı, özgür düşünen, demokrasiyi savunan yürekli avukatlar var. Öcalan'ın savunmasız bırakmayacaklar" dedi.

'Öcalan'ın avukatlığını üstlenecek yürekli avukatlar vardır'

Abdullah Öcalan'ın hukuken "savunmasız" bırakılmasını 1999 yılına benzeten Tuğluk, "O dönem de kimse avukatlığını üstlenmiyor dediler. İnanıyorum ki bu ülkede vicdanlı, özgür düşünen, demokrasiyi savunan yürekli avukatlar var. Onlar bu süreci üstleneceklerdir. Yani bu haksız, hukuksuz uygulamaya karşı Sayın Öcalan'ın avukatlığını üstlenecek avukatlar çıkacaktır" dedi. Uygulamaları "sonuçsuz politikalar" şeklinde nitelendiren Aysel Tuğluk, milletvekili olduğu için kendisinin müdafilik başvurusu yapamadığını hatırlattı. Tuğluk, "Ben milletvekili olduğum için bunu yapamıyorum. Ama böyle bir imkanım olsaydı en başta bu görevi üstleneceklerden biri olurdum. Ama tabi ki bir şekilde bu kıskacı boşa çıkarmak için çabalarımızı devam ettireceğiz. AKP iktidarına boyun eğmeyeceğiz. Çünkü ortada bir ezme politikası var. Buna karşı da mücadele etmek, direnmek dışında kendi varlığımızı korumak dışında bir seçeneğimiz yok. Bu yapılacaktır" diye konuştu.

'Avukatların üzerinden Öcalan'a karşı savaş'

Operasyonların "Avukatlar üzerinden Öcalan'a karşı yürütülen bir savaş" olduğunu ifadesini kullanan Tuğluk, şöyle dedi: "Bizzat Başbakan tarafından yönetilen bir operasyon. KCK operasyonunu başından beri savunuyorum ve savunmaya da devam edeceğim diyor. Polis ve yargı zemininde bir hesaplaşma söz konusu. Ortada bir hukuk yok. Azıcık bir hukuk dahi yok. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit, görüştürmeme yasağı artık azıcık bir hukukun dahi Kürtlere uygulanmadığını gösteriyor. Avukatlar üzerinden aslında Öcalan'a yürütülen bir savaş olduğunu düşünüyorum. Yani avukatların gözaltına alınmış olması, bu kadar terörize edilmeleri aslında İmralı ile yürütülen bir savaşın sonucu. Ve sadece bununla da sınırlı değil. Sayın Öcalan'ın Kürt siyasal hareketini meşru zemine çekme temelindeki bütün kurumsal yapıları, bütün kazanımları hedef alınmış durumda. Bu operasyonu böyle bir hukuk çerçevesinde değerlendirmenin hiçbir manası, anlamı yoktur. Burada sadece göstermelik bir süreç işletildiğini düşünüyorum. Bir savaş, bastırma, şantaj, tehdit politikasıdır. Asıl önemlisi bu politikanın bir çözümsüzlük sürecini derinleştirmesi üzerine durmak gerekiyor. Bunun yaratacağı karşı tepki gerçekten bu ülkeyi bir kaosa götürecektir. Siyasal iktidarın bu politikası son derece tehlikeli bir politikadır. En çok da AKP iktidarı o çok kutsadıkları iktidarları bu uygulama sonunda zarar görecek, iktidarını kaybedecek AKP. Yani sadece Kürtler kaybetmeyecek diye düşünüyorum. Çok sonuçsuz bir politika. Kürtlere bu politikanın karşısında bırakılan tek yol direnmektir, mücadele etmektir ve bu yapılacaktır. İmralı'nın önünü kapatmak demek, barışın önünü kapatmaktır aslında. Çünkü bu ülkede Kürt sorunu çerçevesinde bir barış ve bir çözüm gelişecekse Sayın Öcalan'ın dışında bırakıldığı bir çözümden bahsedilemez. Aslında devlet şunu söylüyor: Hiçbir şekilde Kürtlerle bir diyalog, bir müzakere sürecini kapatıyorum bir bütün olarak. Kürtleri yok etmek tüm kazanımlarını yok etmek üzerine bir politika uyguluyorum diyor. Mesajı böyle okumak lazım."

'Ne oldu da birden bire savaş kararlarının alındığı görüşmeye döndü?'

Avukatlar 11 yıldır Öcalan'la görüştüğünü kaydeden Tuğluk, "Ne oldu da şimdi birden bire terörize edildiler, bu görüşmeler birden bire savaş kararlarının alındığı görüşmelere dönüştü?" diye sordu. Tuğluk şu yorumda bulundu: "Şunu çok net ifade etmek gerekiyor: 12 yıldır Sayın Öcalan Türkiye'de barış siyasetini, barışçıl çözümü, konuşarak diyalogla çözümü, siyasetini üreten tek kişidir. İmralı'dan savaş kararları alınmamıştır, İmralı'da barışa dair sözler söylenmiştir. Asıl siyasal iktidar ve devletin kendisi bu barış politikalarına yanıt verilmediği için bugün bu sorunda bir tıkanıklık yaşıyor. Bu tamamen bir çarpıtmadan ibarettir. Ben de avukatlığını yaptım. Yaklaşık 6 yıl Sayın Öcalan'ın avukatlığını üstlendim. Hep oradan duyduğumuz sözler barışa, kardeşliğe birlikte yaşamaya dair demeçlerdi, açıklamalardı. Dolayısıyla devletin kendisi de görüştü. Şimdi kendileri görüşünce bir şey olmuyor da, avukatlar görüşünce mi problem oluyor? Gerçekten çok çelişkili bir süreç. Yeni stratejileri ile bağlantılı bir durum. Yani yeni bir süreç başlattılar, bu süreçle bağlantılı. Artık herkes bir şekilde bütün direnen, bütün talep eden konuşan Kürtlerin demokratik iradesi hedef alınmış durumda. Ona savaş açılmış durumda. Öyle bakmak gerekiyor. Bu noktada da Sayın Öcalan büyük bir hassasiyet Kürt halkı açısından. O hassasiyet üzerinden bu iradeyi kırmaya çalışıyorlar. Ben bunu başaramayacaklarını düşünüyorum. Başaramayacaklar. Kürtler buna karşı da nasıl 90'lı yıllarda zulme karşı direndilerse bugün de uygulanan Nazi zulmü olarak gördüğümüz bu zulme karşı da direneceklerdir ve başaracaklardır diye düşünüyorum." 


DİHA