“Daha zengin ve yalnız bir insanlık mı düşlerdiniz yoksa daha çok paylaşan ve daha mutlu bir insanlık mı?”, “Teknolojinin geliştiği günümüzde mi, yoksa ilkçağlardaki insanlar mı daha özgürdü acaba?” soruları bugünlerde her vitrinin üzerinde yazan “SOLDES” yazısıyla insanın beyninde sürekli kendisini tekrarlıyor. Alış-veriş, tüketimin çılgınlık düzeyinde kendisini yaşattığı ve 25 Haziran’da başlayan bir ay boyunca sürecek olan “İNDİRİM-SOLDES” ayı… Sokaklardan çok alışveriş merkezleri, butikler hıncahınç dolu… Ama alış-veriş poşetleri geçmiş yıllara göre daha boş…
Fransa’da tüketimin göklere çıkarıldığı reklamla beslenen bir aylık indirim dönemi boyunca fiyatlar ilk 10 gün için yüzde 30, daha sonra yüzde 50 ve ay sonuna doğru ise yüzde 70 oranına çıkabiliyor. Maliyetinin neredeyse 15-20 katı satılan ürünlerin indirime tabi tutulması kar oranlarının düştüğü anlamını taşımıyor elbet… Özellikle giyim alanında rekor satışların olduğu bu ay boyunca topluma; önce çalış, sonra da hiç durmadan ye, iç ve çılgınca tüket düşüncesini işleyenler, her yıl ceplerine milyonları indirmeyi başarıyor.
Kapitalizm de devasa üretim, tüketimi ön koşulluyor. Tüketim olacak ki üretim sürekli ve yeniden üretim olmalı… Ama tüketimi gerçekleştirecek olan emekçi kitlenin alım gücünü düşüren, dolayısıyla tüketimi engelleyen yine kapitalizmin kendisi! Çelişki gibi gözüken bu döngü kapitalizmin tamda kendisi! Bunun çüzümü ise tüketimi organize etmek, bir tüketim kültürü oluşturmak da yine kapitalizmin görevidir. Bu nedenle “indirim” ayı başlar başlamaz, Giyim Ulusal Federasyonu Başkanı Morvan Bernad, ekranlar karşısına çıkarak “tüketici” kitlelere seslendi…; “Bu yıl indirim ayı boyunca satışların iyi gitmemesi halinde çok büyük bir kriz yaşanacaktır. Kış boyunca krizde olan sektör, indirimlerle gerekli ilgiyi toplayamadığı durumda sezon sonuna kadar sektörde 80 bin kişi işinden olabilir.” Siz tüketmediğiniz durumda sınıf kardeşin işinden olacak’ mesajı ancak bu kadar net verilebilirdi! Durumdan çıkarılacak vazife ise hazır: İşsizlik olmasın diyorsanız… tüketin, çılgınca tüketin… tüketin…kendiniz tükenene değin…
Sektörün bir diğer üst kurumu Fransız Moda Enstitüsü, giyim sektörünün Mayıs 2012’den bu yana yüzde 27 oranında kayba uğradığını belirtiyor. İndirim ayında iyi bir analizinin yapılması amacıyla IPSOS adlı araştırma şirketi 900 elemanıyla Fransa çapında satış merkezlerini izlemeye alacak… IPSOS çalışma öncesi açıkladığı verilere göre Fransızların yüzde 69’unun bir önceki yıllara göre harcama yaparken daha dikkatli davrandığını belirtiyor. Ortalama bütçe artışının ise 208 Euronun üzerine çıkmadığını belirten IPSOS yetkilileri, bir ay boyunca Fransa’nın bütün bölgelerinde araştırmalarını sürdüreceklerini belirtiyor.
Sosyalist Parti AP üyesi Annick Loch, yılda iki kez uygulanan indirim dönemlerinin ticaret dünyası için bir çözüm olmak yerine istikrarsızlığı körüklediğini belirtiyor… Tüketenlerin ceplerinde para olup olmadığı konusu ise gündemde değil… Çünkü onların rolü hazır tüketmek… Hükümet üyeleri, üreticilerini korumakla sorumlu olduğu için onlar için nasıl yeni yasalar çıkarabileceklerini Annick Loch öncülüğünde tartışmaya devam edecekler…
Basit bir matematik…. Bir tişört üretim maliyeti işçiyle birlikte 2 Euro 30 sent… Konfeksiyon alanında Fransa’da çalışan işçi sabah saat 8:00’de işe başlıyor. Bu döngü yarım saatlik öğlen arasından sonra akşam 19:00’da son buluyor. Ayda kazandığı ücret ise asgari ücret 1200 Euro sınırında… Bir ortalama kalitede tişörtün mağaza indirimli satış fiyatı 50 ile 100 Euro arasında değişiyor. Şimdi “tüketiciye” tüketmediğiniz koşulda karın tokluğununa çalışan konfeksiyon işçisi işsiz kalacak diyorlar… sırayla… Mağaza satış elemanı… Bu tablo vahşi kapitalizmin ta kendisidir işte…
Tüketin diyorlar!
Fransa Gündemi