Leyla Güven tarafından başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi hemen hemen tüm cezaevlerine yayıldı. En az 156 tutsak süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemlerini sürdürüyor.
Açlık grevinin 62. gününe giren DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in ağırlaşan sağlık sorunları nedeniyle artık avukatlarının görüşüne çıkamıyor. Kızı Sabiha Temizkan, “Annesinin taziyesine katılmak isteyen bir insana açlık grevinin 60. gününde ring aracının dayatılması vicdansızlıktır” dedi. Bu arada Amed Barosu, İHD, ÖHD, Tabip Odası ve TİHV, cezaevlerindeki uygulamaları gözleyecek bir platform kurdu.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini, rehin tutulduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 62. gününde sürdüren DTK Eşbaşkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven’in ardından diğer tutsakların katılımı da giderek büyüyor. Aynı taleple 16 Aralık’ta 35 tutsağın 9 farklı cezaevinde başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi de 24. gününde; 17 Aralık’ta 4 farklı cezaevindeki 13 tutsağın eylemi 23. gününde; 20 Aralık’ta bir cezaevinde 4 tutsağın eylemi 20. gününde; 24 Aralık’ta bir cezaevinde 5 tutsağın başlattığı eylem 16. gününde; 26 Aralık’ta 15 cezaevinde 65 tutsağın eylemi 14. gününde; 28 Aralık’ta bir cezaevinde bir tutsağın eylemi 11. gününde devam ediyor. Son olarak 5 Ocak’ta ise 7 farklı cezaevinde 23 tutsağın başlattığı eylem 3. gününe girdi.
4 gündür görüşe çıkamadı
HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in ağırlaşan sağlık sorunları nedeniyle avukatlarının görüşüne çıkamadığı belirtildi.
Tansiyon düzensizliği, mide bulantısı, halsizlik, baş ağrısı, mide krampı, sese ve ışığa hassasiyetinin çok artması gibi birçok sağlık sorunu yaşayan Güven’in, son 10 gün içinde avukatlarıyla çok kısa olmak kaydıyla 3 kez görüşebildiği kaydedildi. Güven’in, son 4 gündür sağlık sorunları nedeniyle avukatlarının görüşüne çıkamadığı belirtildi.
Düşman hukuku işletiliyor
Leyla Güven’in kızı Sabiha Temizkan, ANF’nin sorularını yanıtladı. Temizkan, sağlığının açlık grevlerinde kritik eşik kabul edilen aşamayı geçtiğini belirterek, “Tansiyon düşmesi, baş ağrıları, baş dönmesi, ışığa, kokuya ve sese karşı hassasiyet, uyku bozukluğu ve mide rahatsızlıkları yaşıyor. Halsizlik ve tansiyon düşmesi nedeniyle zaman zaman yürümekte güçlük çekiyor” dedi. Annesinin, dedesinin ardından nenesinin de cenazesine katılamadığını hatırlatan Temizkan, “Annesinin taziyesine katılmak isteyen bir insana açlık grevinin 60. gününde ring aracının dayatılması insanlık değil, vicdansızlıktır” diye konuştu.
Annem Kürt ve rehine
Annesinin milletvekili seçilmesine rağmen hala rehin tutulmasının, Kürtlere uygulanan farklı bir hukuk, düşman hukukuyla anlaşılabileceğini kaydeden Temizkan, şöyle devam etti: “Henüz kesinleşmiş bir cezası bile yok. Annemin şu anda Meclis’teki diğer milletvekillerinden hiçbir farkı yok, aynı haklara sahip. Buna rağmen tahliye edilmemesi annemin rehine olduğunun ve Kürtler söz konusu olduğunda hukukun farklı işlediğinin kanıtı.
Sessizliğe şaşırmıyorum
Şu anda bir parlamentodan söz etmek çok zor. Meclis Başkanı aynı zamanda AKP-MHP ittifakının belediye başkan adayı, ana muhalefet partisi Kürtler söz konusu olduğunda tıpkı dokunulmazlıkların kaldırılması sürecinde olduğu gibi iktidarın yanında yer alıyor. Ana akım medya zaten iktidarın ‘özel kalemi’ gibi çalışıyor. Bu sessizliğe şaşırdığımı söyleyemem. Zaten Kürtler hep kendi mücadeleleri ile var oldu. Annem şimdi talebinin karşılanması için açlık grevinde ve bu eylem tüm cezaevlerine yayılmış durumda. Kürtler bir kez daha tüm Türkiye halklarının barış içinde yaşaması için direniyor.”
Eylemlerine geniş bakılmalı
Annem başta olmak üzere diğer cezaevlerinde açlık grevinde olan tutsakların talepleri karşılanmadan eylemlerine son vermemekte kararlı olduklarını açıkladıklarına dikkat çeken Temizkan, “Amaçları daha geniş bir çerçeveden bakıldığında Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ile yeniden toplumsal barışın önünün açılması. Böyle bakıldığında bu talebin karşılanmamasının çok acı sonuçlara yol açmasından endişe duyuyorum. Kimse bu süreçte kalıcı hasar görmeden taleplerinin karşılanmasını umuyorum. Uzun vadede ise bu talebin karşılanmaması barışa dair umutları baltalayacaktır” şeklinde konuştu.
Eylemlerinde kararlılar
Bu arada hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nden 2 Ocak’ta tahliye edilen Salih Özberk, açlık grevine başlayan tutsaklara vitamin haplarının verilmediğini söyledi. Özberk, tutsakların açlık grevini bırakması için tehdit edildiğini söyledi. Özberk, “Baskıya rağmen tutuklular açlık grevinden taviz vermedi. Açlık grevinin başladığı ilk günde koğuşlara baskın düzenlendi. Korku salarak açlık grevini engellemeye çalıştılar. Baş gardiyan ve müdür koğuşları dolaşarak açlık grevini engelleyici söylemler kullandılar. Ancak tutsaklar, açlık grevi noktasında çok kararlılar. Öcalan’a uygulanan tecrit kırılana kadar açlık grevine devam edecekler. Bu yoldan tek geri dönüş noktası olarak Öcalan’ın çağrısını esas alıyorlar” dedi.
AMED
En az 147 tutsak eylemde
Gün gün cezaevlerinde açlık grevi başlatanların isimleri ve cezaevleri şu şekilde:
8 KASIM
- Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi: Leyla Güven.
16 ARALIK
- Gebze Kadın Kapalı Cezaevi: Hacer Halil Yusuf, Ruhşan Bozan, Özlem Özdemir, Ayten Gülsüm ve Özlem Söyler.
- Kandıra F Tipi 1 Nolu Kapalı Cezaevi: İbrahim Kaya, Umut Çamlıbel, Yusuf Başaran, Güven Süvarioğlu, Rıdvan Güven ve Necla Atak.
- Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi: Mehmet Bozdağ, Atilla Coşkun Özer, Ömer Kabul ve Abdullah Kızılkaya.
- Elazığ 1 Nolu Kapalı Cezaevi: Metin Serhat, Harun Alkan ve Musa Candemir.
- Elazığ 2 Nolu Kapalı Cezaevi: Cengaver Aykul (Patnos Cezaevi’nde açlık grevine girdikten sonra Elazığ‘a sürgün edildi)
- Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi: Sercan Gümüş, Rıdvan Kaya, Nimetullah Cinkılıç, Hayati Üzmen ve Cüneyt Aslan.
- Van F Tipi Kapalı Cezaevi: Cihan Tamur, Barış Kahraman, Şahin Öncü, Azim Sökemen ve Bahtiyar Kemal Hasan.
- Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi: Evin Kaya, Kibriye Evren ve Hilal Ölmez.
- Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevi: Ali Bektaş, Dilgeş Yaşar ve Abdullah Aydın.
17 ARALIK
- Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi: Esma Başkale, Belgin Kanat, Zozan Kutum ve Reyhan Coşmuşlu.
- Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi: Ahmet Osman, Seyhan Kurt ve Yakup Kaymaz.
- Kandıra F Tipi 2 Nolu Kapalı Cezaevi: Sadettin Yaşar, Turan Günana ve Mesut Atış.
- Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi: Ramazan Çeper, Zerdeşt Oduncu ve Adem Arslan.
20 ARALIK
- Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi: Figen Şahin, Emine Kılıç, Gülistan Tekin ve Çiğdem Şakar.
24 ARALIK
- Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevi: Mahsum Yüksekbağ, Enes Aydoğan, Kerem Karagöz, Necat Çalışkan ve Tacettin Turan.
26 ARALIK
- Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi: Uğur Çiçek, Abdurrahman Yılmaz, Mehmet Kaplan ve Serhat Güzel.
- Silivri 9 Nolu Cezaevi: Seyhan Çiçekli.
- Silivri 5 Nolu Cezaevi: Zafer Sağlam, Abdulselam Akdoğan, Yusuf Bayram, Halil Ay, Şiyar Yıldırım ve Hamza Doğrul.
- Tekirdağ F Tipi 2 Nolu Cezaevi: Serdar Şahin, Ahmet Sürme, Ümit Akgümüş, Ahmet Arif Yöyler ve Roger Tirej Özalp.
- Tekirdağ F Tipi 1 Nolu Cezaevi: Sinan Çelik, Rıdvan Turan, Burhan Barut, Erhan Aydın ve Ali İlhan Bayer.
- İzmir (Aliağa-Şakran) T Tipi 2 Nolu Kapalı Cezaevi: Mehmet Durak, Tanju Yıldırım, Nihat Ekmez, Yakup Güneş ve Ramazan Atalay.
- Şakran (İzmir) Kadın Kapalı Cezaevi: Rahşan Aydın, Ebru Güden ve Gülten Akgün.
- Sincan Kadın Kapalı Cezaevi: Süheyla Taş, Zeliha Ustabaş ve Saliha Taşkesen.
- Kırıkkale F Tipi Kapalı Cezaevi: Sedat Alçiçek, İsa İpekli, Davud Önder, Emrah Ubiç, Kerem İmrak ve İsmet Akın.
- Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi: Süleyman Benzer ve Mehmet Erbey.
- Kırıklar 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi: Erdal Polat, Abdullah Oral ve Sami Öztürk.
- Kırıklar 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi: Ozan Alpkaya ve Halis Dağhan.
- Bafra F Tipi Kapalı Cezaevi: Abdullatif Teymur.
- Elazığ 2 Nolu Kapalı Cezaevi: Ahmet Tekin, Serkan Eren ve Yasin Güngör.
- Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi: Serhat Sezgin, Mithat Tunç, Salih Koyun, Metin Çakır, Hamdullah Acar, Ünal Özdağ, Mehmet Şirin Baycu, Ercan Gökçe, Sinan Gökçe, Süleyman Saydam, Mehmet Kılıç, Mehmet Yalçınkaya, Ersin Arıkan, Nurullah Yılmaz ve İsmail Çetin.
28 ARALIK
- Manisa T Tipi Cezaevi: Şemsettin Erdem.
5 OCAK
- Bandırma 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi: Siraç Keskin, Agit Yılmaz, Engin Okutucu, Şeyhmus Can ve Zinar Doğan.
- Bandırma 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi: Serdar Taşkın, Ekrem Gün, Mikail Mungan, İnan Söylemez ve Sipan Karabulut.
- Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi: Mesut Canbey, Ramazan Sayan, Nevin Gökçe ve Zelal Başboğa.
- Urfa 1 Nolu T Tipi Cezaevi: Sinan Çelik, Ali Erdem, Rıza Yüksekbağ, Muhammed İlgün ve Enver Kanmaz.
- Urfa 2 Nolu T Tipi Cezaevi: Uğur Toğyıldız, Selman Büyüktop, Ömer Kaya, Mahmut Öngör, Kemal Yiğit, Semra Akhan ve Sabiha Önder.
- Balıkesir Kepsut Cezaevi: Mazlum Cesur, Muhtesim Ertuğrul, Tarık Aliçi ve Mehmet Aşkara.
- Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi: İnan Akın, Harun Kaya, Yusuf Budak.”
- 5 Ocak itibari ile süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayan Tarsus, Tokat, Kayseri ve bir çok cezaevinden tutukluların isimleri ve kaç kişi olduklarının tam netleştirilemediği, söz konusu cezaevlerinde eyleme başlayanların isimlerinin de önümüzdeki günlerde netleşeceği bildirildi.
Hükümet karşılık vermeli
Leyla Güven’in Eşbaşkanı olduğu DTK’yi ziyaret eden kurum eşbaşkanları, Güven’in sağlığında ciddi risklerin oluştuğunu uyarasında bulunarak, hükümetin bir an önce karşılık vermesi gerektiğini söyledi.
Kendilerine yapılan ziyarette konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, “Tüm tutuklu arkadaşlarımız Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı eylemdeler. Bu tecritle birlikte Kürt halkına karşı savaş yürütüyorlar. Türkiye halkları üzerinde de bunu uygulamak istiyorlar. Tecrit sadece İmralı üzerinde değil, Kürt halkı üzerinde ve Türkiye halkları üzerinde uygulanıyor. Türkiye halkları, vicdan sahibi herkes bu eyleme sahip çıkmalıdır” dedi. Eşbaşkanlar da Güven’in durumuna dikkat çekerek, hükümete seslendiler.
HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit: Devletin kendi hukukuna sahip çıkması çağrısıdır. Bu durumun kendisi utanç vericidir. Tecrit, hukukun askıda olduğunun açık halidir. Anayasayı ihlal ediyorlar. Kürt halkı olarak açlık grevini sahiplenmek, öz kimliğimizi sahiplenmek anlamına geliyor. O ses sadece Leyla Güven’in değil bizim de mücadelemizin sesidir.
HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan: Böylesi bir hukuksuzluk karşısında AKP hükümetinin tavrını kabul etmiyoruz. Sayın Öcalan 5 Nisan’dan (2015) sonra hiç kimseyle görüştürülmedi. Tecridin başladığı günden itibaren Türkiye’de her şey ayaklar altına alındı. Kürt sorunu askıya alındı. Bir an önce Leyla Güven’in sesine kulak verilmesi, talebinin dikkate alınması, Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerekir.
DBP Eşbaşkanı Mehmet Aslan: Tecridin bir an önce kaldırılması ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin önü açılmalıdır. Tecrit sadece Kürtlerin bir sorunu değildir, Türkiye’nin geleceği karartılıyor. Bir an önce bu eylemin gerekleri yerine getirilmelidir. Aksi takdirde cezaevlerinde yaşanacak olumsuz bir durum, Türkiye’de problemli olan siyaset alanını da ortadan kaldıracaktır.
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli: Devlet suç işliyorsa hukuk devletinden söz edemezsiniz. Bugün gerçekten Türkiye eğer geleceğini inşa edecekse bir an önce bu zihniyetten kurtulmak zorundadır. Leyla Güven bu suça işaret ediyor. Hak mücadelesi veriyor. Tecridin sonlandırılması hak mücadelesidir. Bu gerçekleşmezse tüm haklarımız tecritte olduğu gibi gasp edilecektir. Özellikle Sayın Öcalan konusunda hukukun önünü tıkayan AİHM’e çağrı yapmak istiyoruz; inisiyatif alın!
ESP Genel Başkan Vekili Şahin Tümüklü: Aslında Leyla Güven yoldaşın açlık grevi son noktadır. İnsanlar bedenlerini açlığa yatırdığında artık çözüm kalmamıştır. Leyla Güven’in açlık grevi bütün ülkeyi tecrit altına alan rejim karşısında bir duruş, bir haykırıştır. Bu ülkede özgürlük isteyenlerin, eşitlik isteyenlerin sesidir. Bizler ve bütün halkımız bu sese ortak olmalı. Leyla Güven’in eylemi onurumuzdur. Halkımızı bunu sahiplenmeye çağırıyoruz.
Amed’de platform kuruldu
Öte yandan Amed Barosu Cezaevi Komisyonu, İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Cezaevi Komisyonu, Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Diyarbakır Tabip Odası (DTO) İnsan Hakları Komisyonu ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilciliği, açlık grevindeki tutsakların durumu ve cezaevlerindeki uygulamaları gözlemlemek amacıyla platform kurdu.
Konuya ilişkin Diyarbakır Barosu Eğitim Merkezi binasında düzenlenen açıklamaya, kurumların bünyesindeki komisyonların temsilcileri katıldı. ÖHD Yönetim Kurulu Üyesi Berdan Acun, Türkiye’deki cezaevlerinde yıllardır devam eden hak ihlallerinin, bazı kriz dönemlerinde büyük artışlar gösterdiğine dikkat çekti. Son yıllarda bir çok yeni hapishane inşa edildiğini hatırlatan Acun, hukuk sisteminde yaşanan dejenerasyon nedeniyle bütün hapishanelerin, kapasitelerinin üzerinde tutuklularla dolu olduğunu ifade etti. Hukuksal mekanizmaların etkin işlememesi ve sonuç alıcı olmaması nedeniyle cezaevlerindeki tutukluları farklı eylem yöntemlerine sevk ettiğini belirten Av. Acun, bu yöntemlerin en ağır olanı ise hiç kuşkusuz açlık grevi eylemleri olduğunu söyledi.
İnsan yaşamın her türlü kavram ve kaygının ötesinde olduğuna dikkat çeken Acun, ulusal ve uluslararası bildirgeler ışığında cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin onurlarına saygı gösterilmesini, hiçbir tutuklu ve hükümlünün tecrit ve izolasyon koşullarında tutulmaması ve cezaevlerinin sivil izlemeye açık hale getirilmesi gereğini vurguladı.
Geçmiş dönemlerde cezaevlerindeki eylemlerde ortaya çıkan ölümlerin tekrar yaşanmaması için başta hükümet ve ilgili bakanlıklar olmak üzere herkesi duyarlılığa davet eden Acun, “Bizler, hapishanelerdeki uygulamaları gözlemlemek maksadıyla bir platform kurulmasını kararlaştırdık. Bu platform; son dönemde yaygınlaşan açlık grevlerine ilişkin cezaevlerindeki uygulamaları izleyecek, raporlayacak ve belli periyotlarla kamuoyu ile paylaşacaktır. Ayrıca ilgili mercilere başvurular da yapılacaktır. Açlık grevlerinin telafisi imkansız sonuçlar doğurmadan, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere, tüm ilgili kurumları ve kamuoyunu duyarlı olmaya, çözüm için çaba harcamaya davet ediyoruz” dedi.