Ancak sömürgeci Türk devletinin başbakanının dünkü açıklamaları Kürt sorununu çözmedeki samimiyetsizliğini ve çok açıktan yaptığı Kürt düşmanlığını gözler önüne sermiştir. T. Erdoğan “Türkiye’deki teröristler sınırdan ikinci bir ülkeye gittiği anda bu süreç fiilen başlamış demektir” şeklinde açıklama yaptı. Bu Kürdistan’ı bir ülke, Kürtleri de bir ulus olarak görmeme köklü inkarcı zihniyetine dayanmaktadır. İnkar, yalan ve küfrün en açık bir biçimidir. Kürdistan bir ülke, Kürtler bir ulus olarak tanınmadıkça bu sorun nasıl çözülecektir?
“Türkiye’deki teröristler sınırdan ikinci bir ülkeye gittiği anda bu süreç fiilen başlamış demektir” suretiyle Kürtleri savunmasız bırakarak ezmenin hazırlığını yaptığı çok açık. Zaten aralıksız bir biçimde Kuzey Kürdistan ve Medya savunma alanlarına dönük imha operasyonlarının anlamı budur. Bir Kürdün böyle düşünmemesi saflık olur.
T. Erdoğan, “Kuzey Suriye’de, Kuzey Irak benzeri bir oluşuma asla izin vermeyeceğiz. Bunu müdahale gerekçesi sayarız” dedi. Bunu ne zaman söylüyor? Dikkat edilirse kendisi bizzat “çözümden” bahsettikten sonra söylüyor. Madem Kürtlerle sorun çözeceksin o zaman Rojava’daki Kürtlerin statü kazanmasından neden bu kadar rahatsız olacaksın? Ve müdahale etme hakkının olduğunu belirteceksin. Sen bu hakkı nereden alıyorsun, kim bu hakkı sana verdi? Bir halkın siyasi iradesini ve varlığını böyle açıktan tehdit etme cesaretini nereden buluyorsun.
Şimdi T. Erdoğan’ın, Kürdistan Özgürlük gerillasının ve halkının savunma gücünün sınır dışına çekilmesini neden ısrarla savunduğu ve dayattığı daha iyi anlaşılıyor. Bu durum her şeyi hiçbir kuşkuya ve tereddütte mahal vermeyecek şekilde ortaya koyuyor. Yani Kürtleri savunmasız bırakarak her türlü dayatmaya açık hale getirmek istemektedir.
Zaten Kürdistan topraklarının öz evlatlarına “ülkemizi terk etmelerini gerekir” demesi de ayrıca açıklık getirilmesi, gereken sorunlu bir ifadedir. Öncelikle Kürdistan’ı işgal eden, büyük katliamlar yapan, soykırım uygulayan Türk ordusu, polisi ve idari sistemidir. Kürdistan Halkı her zaman sokaklarda doğal olarak “kahrolsun sömürgecilik”, “Kürdistan’dan defolun” ve “ Bu dağlar bizimdir” diye haykırmaktadır. Durum böyleyken sen hangi hakla Kürdistan’ın ulusal savunma güçlerinin Kürdistan’dan dışarıya çıkmasını dayatırsın? Öncelikle sen ne halka Kürdistan’da bulunuyorsun? Bunu açıklaman gerekir. Yine ve tekrar soruyoruz, “bu hakkı sana kim verdi?”
Demek ki senin “barış” dediğin, “Pax Roma” ve “Pax Amerikana” türü “Türk barışıdır.” Herkes bilir ki Roma İmparatorluğu ve Amerika, halkların özgürlük iradesini kırıp bastırdıktan sonra ve halkları kendini savunamaz duruma getirdikten sonra sağlanan duruma Roma ve Amerika barışı deniyor.
“Türk barışı” da Kürdistan Özgürlük Hareketini tasfiye ettikten, Kürt halkını örgütsüz kılıp kendini savunamaz duruma getirdikten sonra sağlanacak olan duruma “Türk usulü çözüm ve Türk barışı” denmektesiniz Zaten iki sözün birinde “PKK barış ortamını bozdu” demekle barıştan ne kastettiğiniz de yeterince açıktır. Demek ki PKK öncesi dönem gibi Kürt halkının varlığını ve özgürlüğünü sağlamayacağı bilince ve duruma getirilmesi kadar ezilmesi ve sindirilmesine “barış” diyorsunuz. İşte “Türk barışı” budur.
Kürdistan Özgürlük Hareketi başından beri komşu halklarla eşitlik ve özgürlük temelinde birlikte yaşamayı savunmuştur. Bugün de çözüm formülünün özü budur. Bu halk kendi siyasi iradesi, savunma gücü, eğitim sistemi, ekonomik sistemi ve hukuk sistemi ile özgürce dalgalanan bayrağı altında yaşamak istemektedir. Bu Kürt halkının ulus olmaktan kaynaklanan haklarıdır. Bu haklar doğuştan gelen haklardır, evrensel haklardır. Bunun Türklere, Farslara ve Araplara da herhangi bir zararı yoktur, olmazda. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz sömürgeci efendiler. Acaba bir efendinin kölesini elinden kaçırmasının verdiği rahatsızlık mı baş gösterdi. Lütfen samimi olun.
Türk barışı mı, eşit özgür birliktelik mi?