
DAİŞ’in Kobanê ve Girê Spî’de bozguna uğramasıyla birlikte Türk devletinin kötülüğün dozajını arttırdığını belirten Xelîl, Reqa Hamlesi’ne katılmak için Şehba, Bab ve Minbic bölgelerini işgal ederek Uluslararası Koalisyon’a baskı yapmak istediğini, ancak planlarının suya düştüğünü hatırlattı. Özellikle Halep’i ve kendi çetelerini Suriye rejimi ile Rus güçlerine teslim ettikten sonra eski kötülüğü yeni yöntemlerle sürdürmek isteyen Türk devletini bildiklerini vurgulayan Xelîl, şunları söyledi: "Bölgedeki varlığıyla DAİŞ’i korumak; Kuzey Suriye Federasyonu’nun gelişimine izin vermemek; Demokratik Özerk Yönetim deneyimini sabote etmek istiyor. Türk devleti, Suriye içinde esas aldığı güçleri, çevreleri ve kaynakları kaybetti. Bundan dolayı yenilgisini saklamak için Şehba’yı işgale yöneldi.
Türk ordusu işgalcidir
Türk ordusunun Suriye toprakları üzerindeki varlığını işgal olarak görüyoruz. Ayrıca Rojava ve Kuzey Suriye’nin bir bölümünü işgal etti. Türk ordusunun varlığı, demokrasi ve barış deneyimi üzerinde tehdittir.
Türk devleti bölgede olumsuz bir rol oynuyor. Çekilmelidir ve Suriye’deki tüm ulusal ve demokratik güçler Türk devletinin Suriye ve Rojava topraklarından çıkmasını istemelidir. Türk devletinin Bab, Cerablus ve Şehba alanlarındaki varlığının devam etmesi savaşın ve Suriye krizinin devam etmesinin başlıca sebebidir. Türk ordusu bölgeden çıkmalıdır.
Kürtler devrim yapıyor
Kürtlerin demokratik sistemin kurulmasında, toplumsal örgütlülüğün geliştirilmesinde, bölgelerin yönetilmesinde ve federasyon projesinin önerilmesinde öncü olduklarını kaydeden Aldar Xelîl, dolayısıyla sadece ‘Kürtler teröre karşı savaşta temel güçtür’ demenin yetmediğini söyledi.
"Kürtler bir devrimi yönetiyor" diyen Xelîl, şöyle devam etti: "Devrimin yönetilmesi saydığımız maddelerle olur ve teröre karşı savaş da bunlardan biridir. Üstelik Kürtler meşru haklarına kavuşma konusunda demokratik proje sahibidir.
Şu an QSD güçleri Kürt, Arap, Asuri, Süryani ve Türkmenlerden oluşuyor fakat DAIŞ’i yenme karar ve iradesini gösteren demokratik ve siyasi güç YPG’dir. O nedenle, ‘Kürtler iktidardır ve Suriye’yi parçalayacaklar’ şeklinde bir bakış açısı gelişti. Bu, Rojava ve Kuzey Suriye’deki gelişmelerle birlikte değişti ve Kürtlerin hak davasında bulunduğu, diğer tarafları reddetmediği; tam tersine demokratik proje sahibi oldukları anlaşıldı.
Bu çerçevede herkese, proje sahibi olduğumuzu ve bunun yeryüzünde gerçekleştiğini kabul ettirebildik. Ayrıca tüm Suriye halkları demokratik projemizde beklentilerini, taleplerini gördü. İnanıyoruz ki; projemiz başarılı olacak ve önce tüm Suriye’ye, daha sonra tüm Ortadoğu’ya yayılacaktır.