
Hakkari'nin Yüksekova (Gever) İlçesi'nde 3 Şubat 2012 tarihinde ilçede bulunan TEDAŞ binasına yapılan bombalı eyleme katıldığı iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklanan Yavuz Evin (21), söz konusu olaydan bir gün önce ayağındaki rahatsızlıktan dolayı ameliyat olduğu Yüksekova Devlet Hastanesi'ne yatırıldığı ve 11 Şubat'a kadar hastanede yatılı olarak tedavi gördüğü hastane raporları ile kanıtlanmasına rağmen, yaklaşık 18 aydır cezaevinde tutuluyor. Van F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Evin'in yargılandığı dosya kapsamında bir diğer dikkat çeken nokta ise, gözaltına alındıktan 2 gün sonra bir anda ortaya çıkan 4 gizli tanığın ifadesi sonucu tutuklanarak, cezaevine gönderilmesi. Gözaltına alındığı 6 Mayıs 2012 tarihinde 2 gün sonra hakkında 4 gizli tanığın ifade verdiği Evin, ameliyat olduğu dizindeki tedavinin düzenli bir şekilde yapılmamasından dolayı sakatlanma riskiyle karşı karşıya.
Gizli tanık ifadeleri sonucu birçok eylemle ilişkilendirilen Evin, Roboskî'de 34 yurttaşın TSK'ye ait uçakların bombardımanı sonucu katledilmesini protesto ettiği ve "örgüt adına gizli faaliyetler yürüttüğü" iddiaları ile de yargılanıyor. Cezaevinde 15 ay tutuklu kaldıktan sonra Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti tarafından dosya kapsamında adı geçen kurumlar ile gerekli yazışmaların yapılması, gizli tanıklara yazılmış müzekkerelerin cevabının beklenmesine karar verilerek, Evin'in tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Herhangi bir somut delil yok
Müvekkili aleyhine tüm dosya kapsamında gizli tanık beyanlarından başka herhangi bir somut delil olmadığını söyleyen Evin'in avukatı Dilber Uzunköprü, müvekkilinin hakimiyet alanı dışında yakalanan bir flash diskte yer alan bir word belgesinin örgüte rapor olarak sunulduğunun iddia edildiğini ifade etti. Tüm dosya kapsamında çok açık bir şekilde hukuka aykırılıkların mevcut olduğunu dile getiren Uzunköprü, şunları söyledi: "Her şeyden önce müvekkilim söz konusu bombalı eylemin gerçekleştirildiği tarih sırasında hastanede yatılı bulunmaktaydı. Buna ilişkin sağlık raporunu da mahkeme heyetine sunduk. Buna rağmen müvekkilim sadece bir gizli tanık beyanına dayalı olarak 18 aydır tutuklu durumdadır. Gizli tanıklara sadece kod isim vererek insanları bu kadar kolay yargılamak hukuk düzeni ile bağdaşmaz. Bunun yanında dosyadaki en önemli ayrıntılardan biri de dosyada gizli tanığın ortaya çıkışıdır. Müvekkilim ilgi alanı dışında bulunan belgeye göre gizli tanık oluşturulmuştur. Tamamen belgedeki bilgiler kes, kopyala, yapıştır mantığıyla gizli tanığın önüne bırakılmıştır. Tabi gerçekten bir gizli tanık varsa…"
İhtiyaca göre gizli tanık imalatı
Müvekkili Evin'in gözaltına alındıktan 2 gün sonra gizli tanıkların ortaya çıkarak ifade verdiğine dikkat çeken Uzunköprü, şöyle devam etti: "İşte bu durum polisin istediğinde delil yoksa nasıl delil oluşturabileceğinin, delilden sanığa ulaşılması gerekirken, sanıktan yola çıkılarak delil oluşturulduğunun en açık kanıtıdır. Yani polis istediğinde gizli tanıklar ortaya çıkararak delil oluşturuyor. Gizli tanık müessesine artık itibar edilmemesi gerektiğinin, bu müessesenin istenirse ne kadar tehlikeli bir hal alacağının en açık örneğidir. Gizli tanıkların dinlenmesi sırasında aslında duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olduğumuz halde gizli tanıkların can güvenliği gerekçe gösterilerek bizim yokluğumuzda gizli tanık beyanları alınıyor. Görmediğimiz, yaşını, akli dengesinin yerinde olup olmadığını bilmediğimiz, tanıklıktan çekinebilecek biri olup olmadığını bilmediğimiz ve en önemlisi de gerçekten bir gizli tanığın var olup olmadığını bilmediğimiz bu beyanlar yüzünden binlerce insan cezaevlerinde tutuluyor. Aslında müvekkilim bu durumda olan sanıklardan değil mağdurlardan sadece biri."
TMK mağduru
2010 yılında da TMK mağduru olarak 6.5 ay cezaevinde tutulan Evin hakkında Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, "Ülke bütünlüğünü bozma" ve "Örgüt üyesi olmak" iddialarından ceza verilmek isteniyor. Davanın ikinci duruşması 14 Kasım'da Van 5. Ağır Mahkemesi'nde görülecek.
HASAN YOLDAŞ/DİHA/VAN
İnadına yaşamak!
Yüzde 90 engelli raporuyla İHD'nin ağır hasta tutsaklar listesinde de olduğu halde tahliye edilmeyen İsa Yağbasan'ın durumu giderek ağırlaşıyor. Yağbasan yazdığı ''İnadına yaşamak'' başlıklı mektubunda sağlık koşullarına dikkat çekti.
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleriyle birlikte, hasta tutsakların durumu da her geçen gün ağırlaşıyor. Antep H Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan ve İHD'nin ağır hasta tutsak listesinde yer alan İsa Yağbasan "İnadına yaşamak" başlığı ile DİHA'ya yazdığı mektupta sağlık sorunları karşısındaki duyarsızlığa rağmen direnişten taviz vermeyeceklerini belirtti.
Yağbasan, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA), Gazi Hastanesi ve Hacettepe Hastanesi'nden sağlık durumuna ilişkin aldığı raporlarını da paylaştığı mektubunda, yüzde 90 ağır engelli olduğunu hatırlattı. Söz konusu hastanelerden alınan raporlarda Yağbasan'ın sağlık durumu konusunda şu tespitlere yer veriliyor: "Bağırsak (kolon), Sgvamöz hücreli CA (kanser), Matastik riskli 1-2 nüks için 600 Gry Radyoterafi gördü." Raporlarda engel durumuna ilişkin ise, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının yüzde 68 olduğu vurgulanıyor.
Mardin Devlet Hastanesi'nin verdiği raporda da ''Tüm vücut fonksiyon kaybı oranı yüzde 90 ağır özürlü hasta statüsündedir" tespiti yer alıyor.
Dicle Üniversitesi Hastanesi'nin verdiği rapora mektubunda dikkat çeken Yağbasan, "Kemik mineral yoğunluk kaybının oldu, genç, erişkin yaş grubu standart değerlendirmesine göre yüzde 20 kemik erimesi oluştu ve bundan kaynaklı iki defa sol bacağım bileklerden kırıldı" diye aktardı.
İki defa ameliyat geçirdiğini belirten Yağbasan, geçirdiği ameliyattan sonra yetersiz tedaviden kaynaklı sol bacağının kesilme noktasına geldiğini kaydetti. Cezaevinin kısıtlı koşulları ve ilaçsızlıktan kaynaklı ameliyat bölgesinin ciddi oranda enfeksiyon kaptığını dile getiren Yağbasan, yarasının halen açık olduğunu söyleyerek, ''Sol bacağımdaki kemikte dayanılmaz acılar var. Mevcut durumumla bu ayağımla en fazla 20 dakika volta atabiliyorum. Sol ayağımın bilekten kesilme riski hala devam ediyor. Ayrıca ciddi anlamda nefes alıp vermemde de sıkıntılar var" dedi.
Yağbasan mektubunda, ileri derecede astım ve bronşit teşhisi konulduğunu, aynı zamanda gırtlağındaki henüz tanı konulamayan irin akıntısı nedeniyle ciddi rahatsızlık yaşadığını ifade etti. Yağbasan, bu hastalıkların yanı sıra idrar yolları hastalığının da ciddi boyutta olduğunu kaydetti.
Soğuk kış günlerinin kendisi açısından tam bir işkenceye dönüştüğünü belirten Yağbasan, cezaevinde durumu kendisinden de kötü olan arkadaşlarının bulunduğunu paylaştı.
Ciddi sağlık sorunlarına rağmen direnişi sürdüreceğini söyleyen İsa Yağbasan, mektubunda şu çağrıda bulundu: "AKP iktidarına karşı inadına yaşayacağımıza dair yazacak sözlerimiz olsun. Ama hepsi firari olacak… Nerede ne zaman olursa olsun bir gün vicdanları sızlayacak, kendi yüzlerine dahi bakamayacak duruma gelecek ve kendilerinden utanacaklardır. Biz ise onurlu yaşamanın verdiği büyük bir huzur içinde yaşayacağız. Bunun için her koşul altında yaşamak, inadına yaşamak diyorum."
DİHA/ANKARA