
Fransa Roj Tv’nin yayın yaptığı uyduları hiçbir hukuka dayanmadan karartınca, soykırımı inkar yasasının geçeceği ve Türkiye’nin de buna fazla tepki göstermeyeceği anlaşılmıştı. Çünkü Türkiye için Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek her şeyden önemlidir. Özelikle AKP için hiçbir şey Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmekten daha önemli değildir. AKP, Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesine imkan sunacak bir şeyler karşılığında çok şeyden vazgeçebilir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesi için hiçbir iktidar bu kadar gözü kara değildi. Bu konuda her adımı atabilir. Türk devletinin bekası için kardeş katli bile vaciptir. Bu anlayış bugün de geçerlidir. Türk devleti şimdi Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesini ve Kürtler üzerinde egemenliğini sürdürmeyi beka sorunu olarak görmektedir.
AKP’nin çok eleştirildiği bir zamanda İlker Başbuğ’un tutuklanması da Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelik psikolojik savaş gereği gerçekleşmişti. Psikolojik savaş uzmanı olduğunu söyleyen İlker Başbuğ psikolojik savaşın kurbanı olmuştu. AKP, Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı yürütülen kirli savaşa hizmet edecek her adımı atmaya hazırdır. Nasıl ki 1990’lı yıllarda Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek için her yol mubah görülmüşse, bugün de her yol denenmektedir. AKP Hükümeti, eğer PKK’nin tasfiyesine hizmet edecekse, bugüne kadar beraber yürüdüğü birçok kişiyi bile bir anda feda edebilir. Siyasetçilerin de, aydınların da, demokrasi güçlerinin de, Kürt halkının da bu gerçeği bilmesi gerekir.
Eğer Fransa geçmişte yaşanan bir olay için bir yasa çıkarma karşılığında Roj Tv’yi kapatıyorsa, AKP için bu yasanın çıkması o kadar da önemli değildir. Bu kabul edilebilir. Roj Tv’nin kapatılması için Türkiye’nin bu birkaç yıldır her türlü imkanı kullandığı biliniyor. Bu nedenle Fransa uyduları Roj Tv’ye kapatılınca, AKP Fransa’da söz konusu yasanın Senato’dan geçmesini geri plana atmıştır. Ancak ne siyasi alanda ne de basında kimse bu gerçeği dile getirmemiştir.
AKP Hükümeti şu anda her eleştiriyi kendisinin yıpratılması olarak görüyor. Bunun da PKK’ye yaradığını söylüyor. Bu nedenle farklı seslerin çıkacağı bir basın istemiyor. Hatta muhalif partilerin AKP Hükümetini eleştirmesini bile istemiyor. En son Zaman gazetesinin hazırladığı bir toplantıda konuşan Başbakan, basına yönelik baskıların muhalif partiler tarafından eleştirilmesini bile kabul etmemiştir. Tüm otoriter ve diktacı rejimlerin yaptığı gibi bunu Türkiye’yi dışa şikayet etmek olarak değerlendirmiştir. Açıkça “Biz basın üzerindeki baskıyı PKK’ye karşı yürütülen psikolojik savaş için yapıyoruz, bu nedenle eleştirmek vatana ihanettir” diyor.
AKP için basını susturmak o kadar stratejiktir ki, her türlü yalanı söylüyor. Neredeyse tutuklanan tüm gazetecileri polis öldürme olayına katılmış olmakla suçlayacak. Halbuki yüzden fazla gazeteci sadece gazetecilik yaptığı için tutuklanmıştır.
AKP için kendisini eleştiren basını susturmak çok önemlidir. Bu nedenle Fransa Roj Tv yayını engellenince inkar yasasının çıkması ikinci planda kalmıştır.
Roj Tv belki bir hafta uydudan yayın yapmayabilir, ama biz kısa sürede yayın yapacak bir yol bulacağına inanıyoruz. Çünkü Fransa bu yasayı Türkiye’ye kabul ettirmek için hukuku çiğneyerek uydu yasağı getirmiştir. Ancak her ülkede böyle bir hukuk dışılığa başvurulması zordur. Çünkü Danimarka Mahkemesi kapatma kararı almamıştır. Zaten Danimarka Mahkemesi delil bulsaydı kendisi lisansı iptal ederdi. Böylece Roj Tv için yayın yapma imkanı kalmazdı. Ama Danimarka Mahkemesi böyle bir karar almadığı için Roj Tv’nin yayın yapması önünde hiçbir engel yoktur. Nitekim şimdi internet üzerinden yayın yapmaktadır. Kısa sürede de uydularda yayın yapması beklenmektedir.
Türk devleti soykırımın inkar edilmesini cezalandıran yasaya karşı değildir. Türk devletinin esas olarak karşı olduğu şey Ermenilere soykırım yapıldığının söylenmesidir. Nitekim yıllardır ABD’ye soykırımı kabul etmesin diye her türlü tavizi vermektedir. Ne var ki korkunun ecele faydası yoktur. 1915 olaylarının yüzüncü yıldönümünde dünyada herkes soykırımı kabul edecektir. ABD de, sonuçta Türk devleti de kabul edecektir. Eğer iktidarda kalabilirse, Ermeni soykırımını kabul edecek hükümet herhalde AKP Hükümeti olacaktır.
Türkiye’de özellikle Ermenilerin yaşamış olduğu alanlarda yaşlı ve orta yaşlı kuşak babalarından, annelerinden, dedelerinden Ermenilerin nasıl katledildiğini duymuştur. Bu tür hikayeleri duymayan tek bir insan yoktur. Gerçek buyken hala “Bu sorunu tarihçilere bırakalım” ya da “Böyle bir şey var mı, yok mu araştırılsın” demek, ahlaktan ve vicdandan yoksun olmaktır. Türk’ü ile, Kürt’ü ile yaşlı ve ortak kuşak bir Ermeni soykırımı olduğunu çok iyi biliyor.
Türk devleti Ermeni soykırımını kabul etmekten korkuyor. Çünkü sadece Ermeni soykırımı yapılmamıştır, Süryani soykırımı da vardır. Türkiye’de yaşayan Rumlar bitirilmiştir. İnsanlığın en eski inançlarından olan Êzîdîler (kökleri Zerdüşti’dir) Türk devletinin politikaları nedeniyle topraklarını bırakarak yurtdışına göç etmişlerdir. Türk ulus-devleti tek millet yaratmak için yüz yıldır soykırım politikası izliyor. Kültür mozaiği olan bu coğrafya şu anda kültürler mezarlığı haline getirilmiştir.
Türk devletinin en büyük korkusuysa Kürtler üzerinde izlediği kültürel soykırımın açığa çıkmasıdır. Kürtler üzerinde de tam bir kültürel soykırım politikası uygulanmıştır. Şark Islaha Planı, İsmet İnönü’nün raporu ve birçok belge bu soykırımın nasıl yapılacağını ve yapıldığını ortaya koymaktadır. Ulus-devletin tek millet anlayışı gereği Kürtler de yok edilmek isteniyor. Bu politikalar bugün de terk edilmemiştir. Dün “Kürt yok” denilerek yapılan kültürel soykırım, bugün “Kürt var” örtüsü altında yapılmaktadır. Bu yüzden Ermeni soykırımı kabul edilirse bir çorap söküğü gibi diğer soykırımların da gündeme geleceğinden korkulmaktadır.
Roj Tv gibi televizyon, ajans ve gazetelere düşmanlık da bu nedenledir. Kürtler üzerindeki kültürel soykırım ve tüm baskıları bu medya organları dünyaya duyurduğu için, bu yayınların kapatılması için her türlü yol ve yöntem deneniyor. AKP Türkiye’de muhalif basın bırakmak istemiyor, dışarıda muhalif basın bırakmak istemiyor. AKP kadar siyaset, basın, aydınlar ve gazeteciler üzerinde baskı uygulayan bir hükümet tabii ki bu baskıların topluma ve dünyaya yansıtılmasını istemez.
Bu nedenle AKP belalısı olan Roj Tv’ye uydular kapatılınca milliyetçi hamaset yapmaktan vazgeçmiştir. Çünkü farklı davranırsa Fransa uyduları yine Roj Tv’ye açılabilir.