12 Aralık’ta Erdoğan yaptığı bir konuşmada "birkaç gün içinde kuzey Suriye’ye saldıracağını" basın önünde açıkladı. Bu ilk açıklaması değil tabi. BM’de, Almanya’da ve Merkel’le Macron’un olduğu Türkiye’deki toplantıda da söyledi. Söz konusu Kürtler oldu mu, hiçbir insani ve uluslararası hukuk kuralı tanınmıyor. Üstelik sözü edilen devletlerin çoğu DAİŞ’e karşı oluşturulan koalisyon içinde. Yoğun bir mücadele sonucu Kuzey Suriye DAİŞ’ten temizlenmiş, binlerce savaşçı yaşamını yitirmiştir. Bu operasyonların çoğuna koalisyon güçleri de katılmışlardır.

Türk devleti saldırı cesaretini ABD ve Avrupa devletlerinin seyirci kalmasından alıyor. Erdoğan Rusya ile anlaşıp Efrîn’i işgal etti. NATO, ABD ve diğer batılı güçler İdlib’e sahip çıktıklarının onda biri kadar bile Efrîn’e sahip çıkmamışlardır. İki ay boyunca Türk ordusu ve yanına aldığı çeteler dünyanın gözü önünde Efrîn’i bombalamış, binlerce ölü ve yaralıyı arkalarında bırakmış. Yüzbinlerce insan göç ettirilmiştir. ABD ve Avrupa İdlib’e saldırmayın diye Rusya ve ortaklarına baskı yaptı. Türkiye o çetelerin sözcüsü olarak Rusya ile pazarlığa oturdu. İnsani bir facia olur diye demagoji yaptılar. Türkiye ateşkes kalıcı olsun vb. dedi.

Suriye’de yeni göç dalgası olmasın, savaş bitsin, siyasi yollardan çözüm aransın diyenler sanki başka bir gezegendeymişler gibi şimdi sessizler. Üstelik Kuzey Suriye gibi halkların kaynaştığı, demokratik bir sistemin kurulduğu ve barışın hakim olduğu bir bölgeye Türkler saldırmak için zaman kolluyor. Öyle herhangi bir öneride, talep veya çözüm girişiminde de bulunmuyorlar. Gireceğim ve Kürtleri dağıtacağım, diyor. Kimse niye bu kadar Kürt düşmanısın, neden etnik temizliği Efrîn’den tüm Kuzey Suriye’ye yayıyorsun, demiyor. Türkiye bu saldırganlığını tabi ki, Suriye ve bölgedeki güçlerin yaklaşımlarından alıyor. NATO ve ABD dese ki, bunu yapamazsın. NATO bir saldırı paktı değil, savunma paktıdır. Ayrıca saldıracağın bölgeler DAİŞ’ten temizlenmiş, barışın ve demokrasinin olduğu bölgelerdir. Ayrıca koalisyon güçleri olarak biz de o bölgedeyiz. Suriye için çözüm aranırken neden yeni bir savaş ve krizi ateşliyorsun? Neden yüzbinlerce insanı yerinden ediyorsun, demiyorlar.

Suriye hükümeti Rusya dışında hareket edemiyor. Rusya ise İran’la birlikte Türkiye’yi destekliyor ve işgal için teşvik ediyor. Türkler Kürtleri katletsin, sürsün, ABD de bölgede zayıflasın, Türklerle ABD’nin çelişkileri artsın hesabı yapıyorlar. Rusya İdlib’deki çetelerle savaşma yerine onları Türklere havale edip Kuzey Suriye’yle savaştırmayı daha karlı görüyor. Ortada herhangi bir ahlak, hukuk ve adalet kaygısı, kırıntısı kalmamış. Tam bir kirli pazarlıklar oyunu ve kurtlar kapanı kurulmuş durumda.

ABD’nin Suriye temsilcisi J. Jeffrey Türkiye’ye gidip görüşmeler yaptıktan sonra Erdoğan’ın yakında işgale başlıyoruz demesi daha dikkate değer bir konu. Dediğimiz gibi ABD ve NATO açık tutum alırsa Türkiye bunları yapamaz. Eğer yaparım diyorsa bu devletlerin ciddi bir tutumlarının olmadığını anlamasıyla ilgilidir. Özellikle Kürtler şimdi Suriye’de hedeflenmiş durumda. Suriye, İran ve Rusya DAİŞ’le mücadele yerine şimdi Kürtleri hedefe koymuş. ABD ve NATO da DAİŞ’e karşı en büyük fedakarlığı yapan Kürtler ve birlikte olduğu Araplar, Süryaniler değilmiş gibi duruyor. Ortaklık yaptığı Kuzey Suriye’deki güçleri bu saldırı cephesi karşısında sahiplenmiyor. Halbuki Kuzey Suriye’ye karşı kurulan bu cephenin asıl hedeflerinden birisi ABD’dir. ABD Suriye’de kalacağını açıkladıktan sonra hepsi Kuzey Suriye’ye yöneldiler.

Türkiye saldıracağını söyleyip kamuyu oluşturuyor. Çünkü söz konusu devletlerin Kürtlerin ezilmesine seyirci kalacağını anladı. Efrîn’de bunu denedi. Başarılı oldu. Bir süredir nabız yokluyor, ciddi bir karşı çıkış olmadığını görüyor. Bundan aldığı güçle saldıracağını ilan ediyor. Kürt halkı ve Suriye’deki yurtsever, demokratik güçler ağır bir yıkımla karşı karşıya kalacağı bilinciyle hızla harekete geçmeli. Kimin elinden ne geliyorsa yarına ertelememeli. Kürtler de dört parçada ve Avrupa’da hızla ayağa kalkmalı. Dostlarıyla, demokrasi güçleriyle seferberlik ruhuyla jenosit hedefli saldırılar karşında ne yapabiliyorsa yapmalıdır.