Rusya ve İran ile anlaştıktan sonra ABD Başkanı Donald Trump’ın da onayını alarak 9 Ekim’de Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırısı başlatan ve Serêkaniyê ile Girê Spî’yi işgal eden Türk devletinin, 40 günlük işgal bilançosunun sivil boyutu, hiçbir insani, ahlaki ve hukuki normun dikkate alınmadığını, savaş suçlarını işlemekten tereddüt etmeyen dehşet gösterisi yaptığını ortaya koyuyor.

Türk ordusunun, tüm savaş aygıtları ve bünyesindeki DAİŞ/EL Nusra arttığı çeteleriyle birlikte saldırarak işgal ettiği Serêkaniyê ve Girê Spî bölgesinde 40 günde yaptıkları, istila, katliam ve talanın boyutlarını gözler önüne seriyor. Yerleşim yerlerini bombardıman altına almakta tereddüt etmeyen, asker-sivil ayırımı gereği duymayan; hastane, okul, ibadet yeri, fırın, su istasyonlarını hedef alan Türk devleti, işgal ettiği bölgelerde de mülk gaspı ve mal talanını sürdürüyor.

Özerk Yönetim Sosyal Hizmetler Bürosu Eşbaşkanı Abdulqadir Miwehed, Türk ordusu ve bünyesindeki DAİŞ/El Nusra arttığı çetelerin 9 Ekim’de başlattığı Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal saldırılarının 42 gününe ilişkin raporu paylaştı:

  • Saldırılarda şehit düşen sivillerin sayısı 478.
  • Yaralananların sayısı ise bin 70’e ulaştı.
  • 300 bin sivil saldırı bölgelerinden göç etti.
  • 810 okul saldırılardan dolayı kapandı, 86 bin öğrenci eğitim hakkından mahrum kaldı.

Sağlık hizmeti yüzde 40 düştü

Türk ordusu, hastaneleri ve sağlık çalışanlarını doğrudan hedef aldı. Tıbbi yardımların ulaşmasında sorun yaşandı. Sağlık arşivleri kayboldu. Doğrudan ya da dolaylı saldırılardan dolayı ortaya çıkan yoğun tıbbi ihtiyaç, sağlık alanındaki hizmet çalışmalarını büyük zarara uğrattı. Böylece sağlık ihtiyaçlarını cevap olabilme oranında yüzde 40’lık bir düşüş yaşandı.

Gıda, su ve yaşamsal ihtiyaçlar

Türk işgal ordusunun doğrudan bölgenin başlıca istasyonu olan Eluk Su İstasyonu’nu hedef alması ve M-4 karayolunu ulaşıma kapatması, yurttaşların gıda, su ve yaşamsal ihtiyaçlarını gidermesini engelledi. Hesekê ve çevresinde 500 binden fazla kişi, susuzluk ve buna bağlı kirli su kullanımının ortaya çıkardığı hastalıklarla yüz yüze kaldı.

   

700 binden fazla göçmenin zorluğu

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) raporuna göre Kuzey-Doğu Suriye’de, Suriye’nin farklı yerlerinden gelen 710 bin göçmen barınıyor. Bölgeye yönelik insani yardımlar konusundaki ihmalkarlık ve yardım kuruluşlarının çalışmalarında süregelen zayıflıklar vardı. Türk saldırılardan dolayı artan göçmen sayısıyla beraber bölgenin alt yapısı ve toplum üzerinde büyük bir baskı oluştu. Normal yaşamını sürdüren ancak son saldırılarla birlikte göçmenlere ev sahipliği yapan bölge de mevcut durumda, kısa süre önce DAİŞ işgalinden kurtarılan Dêrazor ve Reqa’dan daha zorlu koşullara maruz bırakıldı.

Uluslararası örgütlerin çekilmesi

İmkanları sınırlı olan bölgedeki örgüt ve kurumlardan gelen yardımlar yetersiz. Yardım gönderen uluslararası örgütler, saldırıların başlamasıyla birlikte çalışanlarını geri çekti ve birçok faaliyetlerini durdurdu. Bu durumun güvenlik sorunlarına ve Türk devletinin baskılarını arttırmasına neden oldu.

BM’nin desteği sınırlandırıldı

Bunlarla birlikte BM ve bağlı kurumların desteği bütün çağrılara rağmen sınırlandırıldı. BM ve bağlı kurumların yardımları hükümetlerin koordinesine bağlıdır. Uluslararası kurumlar ve BM’nin rapor ve tavırları da kendilerine bağlı hükümetlerin yönlendirmesi sonucunda ortaya çıkıyor. Kuzey-Doğu Suriye’nin durumunda Türk devletinin ve Suriye’nin Şam ve Antep’teki büroların önemli rolleri var.

BM’nin sebep olduğu felaket

Sosyal Hizmetler Bürosu, 11 Ekim 2019’da Göç İdaresi’ne ve Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) Mebruka ve Eyn Îsa kamplarının boşaltılıp göçmenlerin güvenli bölgelere gönderilmesi için dilekçe verdi. Dilekçe, Suriye hükümetinin kabul etmediği iddiasıyla reddedildi. Bu nedenle göçmenler Mebruka Kampı’na gitmek zorunda kaldı. Eyn Îsa Kampı’ndaki göçmenlerin nakledilmesine zaman kalmadı ve bir felaket yaşandı.

Girê Spî ve Serêkaniyê kamplarının kurulması ile Mehmudiyê kampının genişletilmesine müdahale edilerek BM’nin temsiliyeti reddedildi. Hesekê Valiliğinin 31 Ekim tarihli ve 529 sayılı  genelgesine göre göçmenlerin kampta karşılanmaması ve yeni kampların açılmasına yardımcı olunmaması gerektiği belirtildi. Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mark Lowcock, BMGK’ye gönderdiği raporda, Türk devletinin ihlallerinin önemsemediğini gösterdi. Raporda birçok sorunlu madde yer aldı:

İşte utanç raporundaki sorunlar

  • BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı 2165 numaralı karar doğrultusunda belirlenen bölgelere 30 bin araçlık yardımın ulaşması gerekirken Ekim’de 900 araçlık yardım ulaştı. Yerûbiyê Sınır Kapısı, yardım araçlarının geçmesi için belirlenen sınır kapılarından biri olmasına rağmen Ekim’de hiçbir araç bu kapıdan geçiş yapmadı.
  • Lowcock, raporunda Türk devletine Elûk İstasyonunu onardığı için teşekkür ediyor, ancak aynı istasyonun 10 Ekim 2019’da Türk devleti tarafından saldırıya uğradığı görmezden geliniyor. BM’den istasyonun geç onarılma nedenlerini açıklamadığı gibi temizlik maddeleri ve istasyon filtreleri halen Şam’dan gelmedi.
  • Raporda, göçmen sayısı 200 bin olarak veriliyor, üstelik 130 bin kişinin bölgesine dönüş yaptığı iddia ediliyor. UNİCEF raporunda, 5 Kasım itibarıyla göçmen sayısının 215 bin olduğu, 107 bininin evlerine döndüğü ileri sürülüyor. Lowcock’un başkanlığını yaptığı Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) yayınladığı veriler, gerçeği yansıtmıyor. Türk devleti ve çetelerinin işgali altındaki bölgelere göçmenlerin geri döndüğüne dair bir kayıt yok. İşgal altında ve terör estirilen bu bölgelere sivillerin geri döndüğünü belirtmek gerçek dışıdır.

Tüm kuruluşlara çağrı

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sosyal Hizmetler Bürosu, ortaya çıkan tablonun, Türkiye’nin işgal ettiği bölgelerde demografi değişimi yapacağının gösterdiğini belirterek, Suriye’deki insani durum konusunda aktif müdahil olan çevrelere, insani çalışmaların gerektirdiği ilkeleri esas alma, bağımsız ve objektif bir çalışma yürütme, siyasi çıkarları bir kenara koymaya ve hükümetlerin rapor ve insani çalışmalar üzerinde oluşturmaya çalıştığı hegemonyayı reddetme çağrısında bulundu. Büro, Kuzey-Doğu Suriye’deki insani kriz konusunda duyarlı davranan ülkelerin halkları ve hükümetlerinden, bölgedeki gerçekleri ortaya çıkarmalarını talep etti. Uluslararası yardım örgütlerinin faaliyetlerine geri dönmesinin, söz konusu insani krize karşı en büyük cevap olacağını vurgulayan Büro, saldırılar öncesi tüm uyarılarına rağmen halen uygun bir cevap alınmadığını da ekledi.

 

QAMIŞLO

 
 

İşgalcinin talan hasılatı

 

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Tarım ve Ekonomi Komitesi, Türk devleti ve çetelerinin Serêkaniyê ile Girê Spî’deki talanına ilişkin rapor yayımladı.

Qamişlo’daki BM temsilciliği önünde konuyla ilgili yapılan açıklamaya, onlarca kurum temsilcisi katıldı. Özerk Yönetim’in tarım, sanayi ve ticaretin gelişmesi için kısıtlı imkanlarına rağmen büyük adımlar atabildiğinin belirtildiği açıklamada, işgalci Türk devletinin bölge halkının ekmeğini ve iş alanlarını talan ettiği kaydedildi. Kooperatifler Eşbaşkanı Nebîla Mihemed, Türk devletinin işgal saldırılarından yarattığı zararın raporunu okudu. Raporda, Türk devleti ve çetelerinin Girê Spî ve Serêkaniyê’de milyonlarca dönüm tarım arazisini işgal ettiği belirtildi.

Türk devleti ve çetelerinin Girê Spî ve Serêkaniyê’deki buğday ve arpa silolarını talan ettiğinin hatırlatıldığı açıklamada, şu bilgiler verildi:

  • Dihlîz deposu: 700 ton buğday ve 21 bin ton arpa
  • Sexîrat deposu: 11 bin 700 ton buğday
  • Girê Spî’: 800 ton ilaçlı tohum
  • Aliya deposu: 15 bin ton buğday
  • El-Sefih deposu: 9 bin ton buğday
  •  Mebrûka deposu: Bin 500 ton buğday
  • Mebrûka ve El-Sefih depoları: 12 bin ton arpa
  • Toplamda 42 bin 700 ton buğday ve 2 bin 300 ton tohum talan edildi.
  • Toplam 33 bin ton arpa talan edildi.
  • El-Sefih deposunda 2 bin 600 ton pamuk talan edildi.
  • Girê Spî ve Serêkaniyê’deki 3 bin 200 ton gübre talan edildi.

Hayvanları da çaldılar

  • Girê Spî ve Serêkaniyê’de 278 bin 370 baş koyun çalındı.

29 fırın istila edildi

  • Serêkaniyê’de 12 ve Girê Spî’de 17 fırın talan edildi. Bu fırınlar günlük 400 ton undan ekmek yapmaktaydı.