Türk İslam sentezinin Aleviler üzerindeki etkisi

Forum Haberleri —

.

.

  • Alevilerin atıl kalmasına yol açan, birliklerini zora sokan, dirliklerini bozan tüm anlayış ve düşünceler Türkiye’deki milliyetçi laik politikaların eseridir. Bu Muharrem’de çok daha iyi görülen sonuçlardan biri de bu olmuştur.

CİHAN EREN

Aleviler bir Muharrem orucunu daha tamamlamış oldu. Bu Muharrem artan siyasi baskılar, koronavirüsün neden olduğu sosyal, ekonomik sorunlardan kaynaklı koşulları ağır bir ortamda geçti. Aleviler bu yılki oruç döneminde de cemxanelerde, dergahlarda muhabbet için cem oldu. Kerbela direnişini anlatan konuşmalar yapıldı. Deyişler söylendi. Dualar edildi. Tüm bu hizmetler hak katında makbule geçsin diyoruz.

Muhabbet cemlerinde en çok dikkat çeken husus, farklı süreklerden Pîrlerin İmam Hüseyin, on iki imamlar, Ehlibeyt Alevilik ilişkisi gibi konularda ortak görüşlerle Alevileri bilgilendirmesi oldu denebilir. İnançsal söylemlerdeki aynılık birliğin temelini oluşturur. Kuşkusuz ki kendilerine göre Alevilik tanımı yapmaya çalışan, Aleviliği yeniden biçimlendirmek isteyenler vardır. Devletin Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden Cem Vakfı gibi oluşumlar aracılığı ile yapmaya çalıştıkları, Alevilerin her daim gündemindeki konulardandır. Devlet destekli çevrelerin görüşlerine Aleviliğin farklı yorumu denilemez. Kerbela direnişini kutsamakta da görüldüğü gibi Alevilik egemenlerin, sarayların ve saltanatçıların değil zulme direnenlerin inancıdır. Yine kimi dar guruplar ve tek tek kişilerin tutarsızlıklarla dolu kimi görüşleri de vardır. Ancak bu yılki muhabbetler ana gövdenin ortak inanç duygu ve düşünceye sahip olduğunu çok daha net göstermiş oldu. Bu çok önemli bir gelişmedir. Bu çarpıcı husus, Alevilerde söz söyleyenler arasındaki görüş ayrılıklarının inançsal değil, esasta siyasal olduğunu göstermektedir.

Sıkça belirttiğimiz gibi Alevilerde yaşanan sorunlar, Türk devletinin laiklik adı altında Alevileri manipüle etmesi, aldatması ve ince yol ve yöntemlerle asimilasyonu sürdürmesinden kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi Aleviler tarihte ilk defa Kemalist laiklik adı altında yok sayılmış, ayrı bir inanç topluluğu oldukları inkar edilmiştir. Osmanlı bile Alevileri kabul etmiş, ancak İslam dışı diyerek düşman ilan etmiştir. Kemalist devlet Aleviler konusunda Osmanlı kadar bile olamamıştır. ‘Anadolu İslam’ı, Türk tipi İslam’ gibi nitelemelerle ayrı bir inanç olduğunu da inkar etmiştir. Türk İslam sentezi içinde asimile etmek istemiştir. Yavuz kırk bin, M. Kemal Dersim'de en az yetmiş bin Alevi katletmiştir.

Alevilerin laiklik propagandasıyla nasıl aldatıldıklarını anlamak için AKP’nin İslami söylem ve argümanlarla vicdan sahibi yoksul Anadolu Müslümanlarını nasıl kandırdığına bakarak anlamak mümkündür. MHP’nin Türkmen halkının beleğindeki yurt edinme sevdasını, yerleştikleri mekanlara olan yurtsever bağlılığını nasıl saptırdığına bakarak da sonuçlar çıkarılabilir. Devlet Alevileri de CHP politikalarıyla kandırmıştır. Kandırmak istemektedir.

CHP adı altındaki Kemalist propaganda, Alevileri uzun bir süre Kemalist devlet eşit laiklik saptırmasına inandırmaya çalışmıştır. Çalışmaktadır. Oysaki Kemalist devlet hiçbir zaman laik olmamıştır. Laik olmadığını AKP politikaları net göstermiştir. Bu devlet laik olsaydı seksen yılık pratik on sekiz yılda yerle bir edilmezdi. Aleviler laiklik gereği inkar edilmiş, cemxanelerinin ibadet yeri olup olmadığı kararı Kemalist kurumlardan olan Diyanet İşleri Başkanlığına bırakılmıştır.

Kemalist ideoloji, Türkmen kimliğini tarihsellikten kopartıp hukukileştirmiş, Türk dediği kimliğin temeline koyup, Türk İslam sentezine dayandırdığı milliyetçilikle, halkları ve inançları inkar edip tekçi bir toplum yaratmayı hedeflemektedir. Kemalizm pragmatizmdir. Aleviliği inkar, İslam'ı diyanet yoluyla kullanma bu pragmatizmin ürünüdür. Bu eleştirilere kimi Kemalistlerin ‘M. Kemal’in ölümünden sonra ABD-Almanya-İngiltere müdahale etti, din istismarcısı sağcıları destekledi, laik halkçı cumhuriyeti yolundan saptırdı vb…’ dediklerini biliyorum. Kemalizm’i böyle ele alanlar da Alevi, Kürt ve diğer halkların kimliğini kabul etmiyorlar. Bunların laikliği, inancı toplumun kendisine bırakmaktan çok halk arasında dinsizlik gibi anlaşıldığı da bilinmektedir. Yani temel konularda bunlarda diğerleri gibi, hatta akıl hocasıdırlar.

Türk devletinin uzun bir süre laiklik adı altında Alevileri Türk milliyetçiliğine ve Beyaz Türk Faşist kliğine bağlama propagandası yaptığını, bu propagandadan etkilenenlerin bugün siyasi görüşleri ile Alevileri parçalamaya, demokrasi mücadelesinden uzaklaştırmaya çalıştıkları daha net ortaya çıkmıştır.

Alevilerin atıl kalmasına yol açan, birliklerini zora sokan, dirliklerini bozan tüm anlayış ve düşünceler milliyetçi laik politikaların eseridir. Bu Muharrem’de çok daha iyi görülen sonuçlardan biri de bu olmuştur. Dolayısıyla Alevilerin Kemalist laik milliyetçilikle hesaplaşmaları artık kaçınılmazdır. Hesaplaşılmazsa gelişme yaratamaz, asimile olmaktan kurtulamaz, artan Türk İslam sentezi baskılarından milliyetçiliğin kendisi olan Türk laik sentezine sığınmaktan başka çareleri kalmaz. Bu da yok olmanın kendisi olur ki böyle bir tutum her şeyden önce İmam Hüseyin’in direniş çizgisine aykırıdır.

Türk milliyetçiliği çok ince ve örtülü biçimlerde Alevilere bulaştırılmıştır. Çoğu Alevi bu gerçekliğin halen de farkına varmış değildir. Alevilerin kendilerine bakışı açılarında görülen kimi eksikliklerin ve yanlışların bundan kaynaklandığını rahatlıkla belirtebiliriz. Örneğin Türkmen Aleviliğini sadece Pir Hacı Bektaş üzerinden okumak, Baba İshak gibi direnişçi Aleviliği çoğu zaman görmezden gelmek, Türk İslam sentezinin bakış açısından kaynaklanmaktadır. Kemalizm’le devlet olan egemenler, seleflerine bağlılık gereği, onlara isyan edenleri unutturmak istemiştir. Yine Rêya Heq Kürt Alevi süreğini görmezden gelen yaklaşım da Türk İslam sentezinin eseridir. Aleviliğin Kürt tarihi ve kültürüyle olan bağını inkar etmek için, orta Asyalara, Şamanlara kadar giden, Pir Hacı Bektaş’ın Kürdistan'da piştiğini inkar etmek için Ahmet Yesevi çizgisine talip edenler, Türk İslam sentezinin Alevilik içindeki söylemlerinden bir kaçıdır. 20. yy’ın Kerbela’sı Dersim katliamını görmezden gelmek, Kürt Alevi katliamlarındaki inançsal ve ulusal nedenleri görmemek de Türk milliyetçiliğinin Aleviler içindeki etkisinden kaynaklanmaktadır. Her sürekten Alevilerin Dersim kutsallarına saldırılara karşı gereken duyarlılığı göstermemesi de bu anlayışın Aleviler içindeki etkilerinin güncel sonuçlarındandır.

Aleviler, mayası Türk İslam sentezi olan Türk milliyetçiliğinin, Aleviliğe göre ayarlanmış bir dil ve tarih tezine, mitolojik ve teolojik söyleme sahip olduğunu fark edebilmelidir. Bu milliyetçiliğin içlerinde Aleviliğe tanımlar getirerek konuşturulduğunu görüp, karşısında Aleviliği seslendirebilmelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.