TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi Haziran'da 77.1 ile veri tarihinin en düşük seviyesinde yer aldı. TL'nin reel olarak değer kaybetmesi, Türk mallarının yabancı mallar cinsinden fiyatının düştüğünü gösteriyor.

Türkiye'nin fiyat düzeyinin ticaret yaptığı ülkelerin fiyat düzeylerine göre değişimini gösteren TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi (REK) TL'deki değer kaybına paralel Haziran ayında da düşüşünü sürdürerek 77.1 ile veri tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Enflasyon sonrası yönünü yukarı çeviren dolar/TL, dün sabah 4.67 seviyesinden açıldıktan sonra 4.72'ye kadar yükseldi. 10 yıllık tahvillerin faizi de dün sabah 22 baz puanlık bir sıçramayla yüzde 17.61'e çıktı ve rekor kırdı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 77.85 olarak açıkladığı Mayıs değerini, 78.23'e revize etti. TCMB tarafından yayınlanan endeks yayımlanmaya başladığı Ocak 2003'te 89.55 seviyesini almıştı.

TL toparlanamıyor

Dolar/TL 23 Mayıs'ta 4.9290 ile tarihi zirvesini görmesi ardından Haziran ayında 4.45-4.78 bandında dalgalanmayı sürdürdü.TL'de arada değer kazanma çabası gözlense de anlamlı bir toparlanma sağlanamıyor.

Arada yükselişler kaydetse de geçen yıl ağırlıklı aşağı yönlü bir seyir izleyen endeks, 2017 yılını 85.1 değerinden kapadı. Endeks Ocak ayında 85.85'e yükseldikten sonra Şubat'ta 85.19, Mart'ta 83.86, Nisan'da 81.98 değerine geriledi.

Reel efektif döviz kuru endeksleri Türkiye'nin fiyat düzeyinin dış ticaret yaptığı ülkelerin fiyat düzeylerine oranının ağırlıklı geometrik ortalaması alınarak hesaplanıyor.

Denklemde reel efektif kurun azalışı, TL'nin reel olarak değer kaybettiğini, diğer bir anlatımla Türk mallarının yabancı mallar cinsinden fiyatının düştüğünü gösteriyor.

Dolar 4.72'ye çıktı

Enflasyonun Haziran ayında beklentilerin oldukça üzerinde artmasıyla yönünü yukarı çeviren dolar/TL, düne önceki günkü kapanış seviyelerine yakın 4.67 seviyesinden başladı. ABD piyasalarının kapalı olması nedeniyle nispeten sakin bir seyir izlemesi beklenen kurda sabah saatlerinde 4.7230 seviyesi görüldü. Kur öğleden sonra 4.70-4.71 seviyesinde yatay bir seyir izliyor.

Enflasyon gerçekleşmeleri önceki gün TL'nin gelişmekte olan ülke para birimlerinden negatif ayrılarak dolar karşısında yüzde 1'in üzerinde değer kaybetmesine neden oldu.

Tüketici fiyatları haziranda yıllık olarak yüzde 15.39 ile 2003 bazlı serinin en yükseğine gelerek son 14 yılın zirvesine ulaşırken, çekirdek endeksler ve üretici fiyatlarındaki sert artışların da ardından TCMB'nin Temmuz toplantısında faiz artırımı yapması yönünde beklentiler artıyor. Ancak büyümenin yılın ikinci yarısında yavaşlayacağı beklentilerinin olduğu bir ortamda TCMB'nin 24 Temmuz'daki toplantıda nasıl bir adım atacağı oldukça kritik. Enflasyonun önümüzdeki aylarda yüzde 16 civarına gelmesi beklenirken, yıl sonu enflasyon beklentileri de yukarı revize ediliyor.

Dolar/TL saat 13.50'de 4,7102 seviyesinden işlem gördü.Aynı dakikalarda euro/TL ise 5.4843 seviyesinde yer aldı.

Tahvil faizlerinde rekor

Bu arada enflasyonun Haziran ayında beklentilerin oldukça üzerinde artmasıyla tahvil piyasasında sert yükselişler yaşanıyor. Önceki akşam son işlemde yüzde 17.39 seviyesinde olan 10 yıllık tahvillerin faizi, dün sabah 22 baz puanlık bir sıçramayla yüzde 17.61'e çıktı ve rekor kırdı. Önceki gün kapanışta yüzde 19.52 seviyesinde olan iki yıllık gösterge tahvil faizi ise yüzde 19.82 seviyesinden güne başladı.

Perşembe günü yüzde 16.20'ye kadar gerileyen 10 yıllık tahvil, önceki gün enflasyon verisi öncesinde yüzde 16.98 seviyesindeydi. Yüzde 19.25 seviyesinden kapanan iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi ise önceki gün veri sonrası 19.71'e kadar yükselmişti.

Altın da yükseldi

Altının gram fiyatı, ons altın ve döviz kurlarından bulduğu destekle son bir haftanın en yüksek seviyesi olan 189,8 liraya çıktı. Kapalıçarşı'da çeyrek altın 311 lira ve Cumhuriyet altını 1.268 liradan satılıyor.

   

HABER MERKEZİ

 
 

Kara paraya AKlama

 

Ekonomik krizde olan AKP iktidarının, bir kez daha kara parayı aklıyor. Yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının getirilmesi ile yurt dışından elde edilen 'bazı kazançlar’ın gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmesine ilişkin esaslar belirlendi.

Reuters’ın aktardığı tebliğe göre, bildirime konu edilecek varlıklar, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi koşuluyla, bu varlıklara yurt dışında hangi tarih itibarıyla sahip olunduğunun anılan fıkra hükmünden yararlanılması açısından herhangi bir önemi bulunmuyor.

Gerçek ve tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan söz konusu varlıklar, 18 Mayıs’tan 30 Kasım’a kadar, bankalara veya aracı kurumlara bildirilebilecek. Bu varlıklara ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir beyanda bulunulması gerekmiyor.

Yurt dışında bulunan ancak kapsama girmeyen varlıklar da (örneğin taşınmazlar) 30 Kasım’a kadar kapsamdaki varlıklara dönüştürülmek suretiyle Türkiye’ye getirilebilecek.

Tebliğe göre, yurt dışından elde edilen bazı kazançlar, gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilebilecek. Düzenlemeye göre, 31 Ekim tarihine kadar elde edilenler de dahil olmak üzere; kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin yurt dışında satışından doğan kazançlar, iştirak kazançları ve yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazançlar istisna kapsamına giriyor.

Uygulamadan yararlanabilmek için; yurt dışı iştirak kazancı, yurt dışı iştirak hissesi satış kazancı, yurt dışı şube kazancı ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazancın 31 Aralık’a kadar, Türkiye’ye transfer edilmiş olması gerekiyor.

 
 

Enflasyon liginde 11'inci sırada

   

Enflasyonun yüzde 15,39'a yükselmesi, dünyada yüksek enflasyon yaşanan ülkeler arasında Türkiye'nin hangi sırada olduğu sorusunu gündeme getirdi. Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümünden Prof. Kamil Yılmaz, "tradingeconomics.com" sitesindeki verileri paylaşarak, "Türkiye'nin küresel enflasyon ligindeki yeri sandığımdan daha da yukarılardaymış. Mart 2017'de olduğu gibi ilk 25 arasında sadece bir ülke parlamenter rejim ile yönetiliyor" yorumunu yaptı. Söz konusu verilere göre Türkiye dünyada en yüksek enflasyon yaşayan ülkeler arasında 11'inci sırada görülüyor.

 
 

Milyonerler epey biriktirdi

 

Türkiye'deki milyonerler, hesaplarına Mayıs ayında 2017'nin aynı ayına göre 119 milyar liralık döviz, 58 milyar liralık Türk Lirası cinsinden para, 1 milyar liralık da altın ekledi. Son bir yılda milyonerlerin toplam döviz birikimi TL birikimlerini solladı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden derlenen bilgilere göre, Mayıs 2018 itibarıyla Türkiye'de hesabında 1 milyon lira ve üzeri bakiye olan 141 bin 753 kişi bulunuyor. Bu mudilerin bankalardaki toplam mevduatı ise Türk Lirası bazında 939 milyar 759 milyon lira düzeyinde hesaplanıyor.

Milyoner mudilerin bankalardaki mevduatının dağılımına bakıldığında, bunun 441 milyar 624 milyon lirasını yerel para cinsinden mevduat, 493 milyar 958 milyon lirasını döviz tevdiat hesabı, 4 milyar 177 milyon lirasını da kıymetli maden depo hesapları oluşturuyor. Buna göre milyonerlerin hesabında Mayıs sonu itibarıyla yaklaşık 4,2 milyar liralık altın, 494 milyar liralık döviz, 442 milyar liralık da Türk Lirası cinsinden para bulunuyor. Geçen yılın Mayıs sonunda ise milyonerlerin hesabında 3,2 milyar liralık altın, 375 milyar liralık döviz ve 384 milyar liralık TL cinsinden para tuttuğu görüldü. Böylece milyonerler, geçen bir yıllık süreçte hesaplarına 1 milyar liralık altın, 119 milyar liralık döviz, 58 milyar liralık da TL cinsinden para ekledi.

Türkiye'de mayıs ayı itibarıyla bankalarda bulunan 4,2 milyar liralık altının büyük bir kısmının, gerçek kişilerin hesabında tutulduğu görülüyor. Bu dönemde, altın milyoneri olan gerçek kişilerin hesabında 3 milyar 269 milyon liralık altın bulunurken, bu rakam ticari ve diğer kuruluşlarda 907 milyon lira düzeyinde kaldı. Bu da 1 milyon lira ve üzerinde bulunan altın hesaplarının yüzde 78,3'ünün gerçek kişilerin sahip olduğuna işaret etti.

Milyoner ticari ve diğer kuruluşların hesabında ise yaklaşık 299 milyar 603 milyon lira karşılığında döviz mevcut. Bu rakam gerçek kişilerde 188 milyar 390 milyon lira, resmi kuruluşlar da 5 milyar 965 milyon lira olarak hesaplanıyor. Böylece 1 milyon lira ve üzeri 493 milyar 958 milyon liralık döviz hesabının yüzde 60,7'sinin ticari ve diğer kuruluşlarda bulunduğu görüldü.

Yerel para cinsinden mevduat gerçek kişilerde 144 milyar 255 milyon lira, resmi kuruluşlarda 77 milyar 860 milyon lira, ticari ve diğer kuruluşlarda da 219 milyar 509 milyon lira olarak dağılıyor.

 
 

Alkole zam geldi ekmeğe de yolda

   

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Eren Günhan Ulusoy, ekmeğe zam geleceğini duyurdu.

Ulusoy, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından buğday alım fiyatının 1050 lira olarak açıkladığını söyleyerek, "Bir de satım fiyatı olarak 1120 lira gibi bir rakam koydu. 1120 lira yüzde 7'lik bir artışa denk geliyor. 1050 lira da önceki seneye göre yüzde 12'lik bir artış eder" dedi. "Yani TMO toplam yüzde 19'luk bir makas belirledi. Dolayısıyla sezona girmeden önce bizim maliyetlerimiz 1000 liralardaydı" diyen Ulusoy, "Buğdaydaki kalite kaybını da hesaba katarsak un fiyatına yüzde 10-15 bandında zam gelir. O da zaten şu an enflasyon oranıyla aynı seviyede. Olağan dışı bir durum değil. Bizde unun çuvalına 10 lira zam gelse, bunun ekmeğe yüzde 30 oranında etki ettiğini düşünürsek, 15 kuruş gibi bir fiyat artışı olacaktır" ifadelerini kullandı.

Alkollü içkilerde ise Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yüzde 15.5 yükseldi. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan ÖTV listesine göre, alkollü içeceklerin asgari maktu vergi tutarı 6 aylık Yİ-ÜFE olan yüzde 15.52 oranında artırıldı. Rakıda asgari maktu vergi tutarı 41 lira 75 kuruş artışla 213 lirayı geçti. Yeni ÖTV güncellemesiyle ithal içki olan votka, cin, likörler ile rakının asgari maktu vergi tutarı 213 liraya eşitlendi.

ÖTV artışı ile birlikte alkol oranı yüzde 45 olan 70’lik rakının fiyatı aracı kârı dahil 28.50 lira, ÖTV 67.10 lira, KDV 17.20 lira, Toplam vergi 84.30 lira ve toplam vergiler dahil fiyat 112 lira 80 kuruşa yükselmiş oldu. Ürün fiyatına göre vergi oranı yüzde 258’den yüzde 296’ya yükseldi. Cin ve votkada asgari maktu vergi tutarı 37 lira 35 kuruş arttı.

Alkol derecesi yüzde 22’den fazla olan şarap ve likörlerde ise asgari maktu vergi tutarı 15 lira 49 kuruş yükseldi.

Makul seviye aşıldı

Enflasyondaki yükselişi DW Türkçe’ye değerlendiren TÜSİAD Başekonomisti Dr. Zümrüt İmamoğlu, “Çok tehlikeli bir eşikte duruyoruz” dedi.

Enflasyonun makul seviyeleri aştığını dile getiren İmamoğlu, “Merkez Bankası’nın yüzde 5 hedefine rağmen son dönemde enflasyon yüzde 8-9 bandındaydı. Geçen yıl çift haneyi gören enflasyonda bu yıl itibariyle yeniden tek haneye dönüleceğini umuyorduk. Daha yılın yarısında yüzde 15’i aşan enflasyonu kimse beklemiyordu, moraller bozuldu” şeklinde konuştu. Enflasyondaki bu ani artışta kurlardaki yükselişin önemli bir etkisi olduğunu vurgulayan Dr. İmamoğlu, şöyle devam etti: “Son 6 ayda 2 kur şoku ile birlikte çekirdek Enflasyon yükselişe geçti. Bundan sonra enflasyonu düşürmek için tek başına kurların düşmesi de yeterli olmayacak. Kapsamlı bir ekonomik programa ihtiyaç var.”

Bu noktada akıllara gelen ilk konu ise Merkez Bankası’nın yüzde 5’lik enflasyon hedefinin güncellenmesi. TÜSİAD Başekonomisti İmamoğlu’na göre, mevcut hedefin hiçbir ciddiyeti kalmamış durumda. “Merkez Bankası bir an önce daha ciddi ve gerçekçi bir hedef belirlemek zorunda. Ayrıca bu hedef büyüme ve para politikası ile de uyumlu olmalı. Talep yönlü büyüme devam ederse, Enflasyon daha da tırmanacak. Aşırı frene basılırsa da kriz olur. Beklenti bozuldukça, korkarım enflasyonda çok daha büyük artışlar olabilir” uyarısında bulundu.

Yüzde 20’lere tırmanacak

Enflasyondaki yükselişin Türkiye ekonomisi açısından yeni bir dönemin kapısını araladığına işaret eden Ekonomist Uğur Gürses ise DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, “Türkiye’de artık bol ve ucuz para dönemi sona erdi. Kurdaki en ufak bir oynama enflasyona çok hızlı yansımaya başladı. Türkiye hızla yüksek enflasyon içinde ekonomik durgunluğa doğru yol alıyor” dedi. Gürses’in vurgu yaptığı durum, iktisat biliminde ‘stagflasyon’ olarak tanımlanıyor. Yüksek enflasyon ile birlikte ekonomik durgunluğa girilmesini tarif eden stagflasyon, birbiri ile çelişen iki durumun yarattığı bir krize işaret ediyor. Türkiye’de şu anda ara malı fiyat artışlarının yüzde 28-30 civarında seyrettiğini, TÜFE’nin ise yüzde 15’i aştığını dile getiren Uğur Gürses’e göre, mevcut tabloya göre enflasyon yüzde 20'lere doğru tırmanmayı sürdürecek.

Uğur Gürses’e göre topluma ‘acı reçete’ yazmadan enflasyonu kontrol altına almak mümkün değil. Gürses, "Bundan sonra zam ve vergiler ile IMF benzeri bir acı reçeteye mahkum olacağız” diye ekledi.