Savaştan kaçan dört Rojavalı yurttaş hakkında hazırlanan iddianamede savcılık, YPG ve YPJ'yi 'terör örgütü' sayarken, yurttaşlar hakkında ise 'örgüt üyesi' suçlamasıyla dava açtı. Urfa'nın Ceylanpınar İlçesi'nde 6 Ekim 2013 tarihinde polislerce gözaltına alınan Fadile Hamet Hüseyin, Midya Mustafa İsmail, Osman Hannifi Misko ve Halil Mahmud Müslüm isimli Rojavalı yurttaşlar, 'silahlı terör örgütüne üye olma' iddiasıyla tutuklandı. Halen tutuklu bulunan Rojavalı yurttaşlar hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, IŞİD çetecilerine karşı direniş göstererek halkları ve inançları koruyan YPG ve YPJ 'terör örgütü' olmakla suçlandı. Rojavalı yurttaşlar ise YPG, PKK ile bağlantılandırılarak 'terör örgütü üyesi olmak'la suçlandı.


Klasik KCK iddianameleri

İddianamede klasik KCK davalarında olduğu gibi, PKK'nin tarihine ilişkin bilgilere ve KCK yapılanmasına ilişkin ifadelere yer veriliyor. Suçlamalar somut delillere değil kimi itirafçıların ifadelerine dayandırılırken, savcılık YPG'yi PKK ve KCK ile ilişkilendirerek, HPG gibi 'terör örgütü'nün üst yapılanmasına bağlı olduğunu savunuyor. Savcılık iddianamesinde PKK'nin faaliyetlerini Suriye'de YPG olarak yürüttüğü ifade edilirken, "Tüm bu hususlar dahilinde YPG ve YPJ adlı yapılanmaların 'bölücü terör örgütü PKK/KCK' ile birbirine fikri ve organik bağlarla örülü bulundukları, aynı yapının ve ideolojinin ürünü durumunda oldukları anlaşılmaktadır" deniliyor.


Somut hiçbir delil yok
İddianamede tutuklanan yurttaşlara ilişkin de değerlendirmeler yer alırken, üst aramalarında bulunan Arapça notlar örgütsel döküman olarak kabul edildi. Yine yurttaşların Rojava'da iken yaptıkları telefon görüşmelerine ait tape kayıtları da iddianameye eklendi. Tape kayıtlarında Rojavalı yurttaşların çetelerin saldırılarından korunmak amacıyla hendek kazması da örgütsel iletişim olarak değerlendirildi. Yurttaşların Ceylanpınar'da yapacakları alışveriş sırasında alacakları kimi eşyalara ilişkin yaptıkları telefon görüşmelerindeki eşyalar ise "kırsala yeni eleman kazandırma" olarak değerlendirildi. Yurttaşların üst aramasında çıkan flash bellekte yer alan resim ve müzikler de iddianameye delil olarak eklendi. İddianamede her YPG ve YPJ ifadesi ardından 'terör örgütü' ifadesinin yer alması da dikkat çekiyor.

Dava Ekim'de görülecek
Türkiye nezdinde YPG ve YPJ'ye ilişkin 'terör örgütü' olduğuna dair herhangi bir karar olmamasına rağmen, yargının skandal suçlaması üzerinden bir yılı aşkın süre geçti. Rojavalı yurttaşların dosyası özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasının ardından Urfa'ya gönderilirken, savcılığın YPG ve YPJ'yi 'terör örgütü' ilan ettiği davanın duruşması Ekim ayı içerisinde Urfa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

'Tutuklamalar korsanvaridir'
Rojavalı yurttaşların avukatı Faruk Yayğın ise şüphe üzerine gözaltına alınan 4 kişinin PYD ile ilişkilendirilmek istendiğini ifade ederek, yurttaşların örgüt üyesi olduklarına dair hiçbir delilin bulunmadığını belirtti. Av. Yayğın, PYD üyesi olarak kabul edilseler dahi PYD'nin Türkiye'ye karşı hiçbir faaliyeti olmadığından dolayı bu tutuklamaların korsanvari olduğuna vurgu yaptı.



HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED