Diyalog sürecine rağmen bölgede yapımına hız verilen karakol-kalekol, "güvenlik barajı" ve "güvenlik yolları"na karşı başlatılan eylemlerle tüm gözler bölgeye çevrildi. Hakkari'nin Meskan Dağı'nda başlayan ve Lice'deki eylemselliklerle doruğa ulaşan eylemler, KCK'nin açıklamasının ardından farklı boyutta sürerken, İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da Lice ve Meskan başta olmak üzere bölgeyi gezerek gözlemlerde bulundu. Aynı zamanda Akil İnsanlar Komisyonu üyesi de olan Türkdoğan, yaklaşık bir haftalık gözlemlerini DİHA ile paylaştı.

Bölgede bin 600 yeni askeri tesis!

2013'te başlayan süreci yakından takip ettiklerini kaydeden Türkdoğan, ilk başlarda HPG'lilerin geri çekilme sürecini izlediklerini, ardından bölgede askeri hareketliliğin baş göstermesi ile bunu izlediklerini dile getirdi. Devletin barışçıl yollarla Kürt sorununu çözmeye karar vermesi halinde, bölgedeki askeri varlığı ile ilgili yeni kararlar alması gerektiğine işaret eden Türkdoğan, bölgede 300'ü aşkın kalekol olduğunu söyleyerek, karakollarla birlikte bölgeye bin 600 yeni askeri tesis yapıldığına dikkat çekti. Türkdoğan, "Karakolların yapımı belirli bir alanı hakimiyet altına almaya dönük askeri yapılardır. Başbakan karakolların yapımına ilişkin 'sınır güvenliği nedeniyle yapılıyor' demişti. Peki, Dersim'deki, Diyarbakır'daki Bingöl ve Muş'ta yapılanlarda mı sınır güvenliğiyle alakalıdır?" diye sordu.

'Bölgede gerilim söz konusu'

Yapılan karakolların sınır güvenliğiyle alakalı olmadığını vurgulayan Türkdoğan, "Hangi sınırdan bahsediyoruz. Birbiriyle kan bağı olan Kürtlerden mi bahsediyoruz. Tam tersi Türkiye Cumhuriyeti, Kürt sorunu konusunda bir strateji geliştiriyorsa Kürtler arasındaki sınırı gözden geçirmelidir" sözleriyle tepki gösterdi. Güvenlikçi bakış açısıyla Kürt sorununun çözülemeyeceğinin altını çizen Türkdoğan, diyalog sürecinin tıkandığını söyleyerek, "Sürecin şu an ilerlemesini sağlayan sadece Sayın Öcalan'ın güçlü iradesidir. Barıştaki ısrarı ve gayretidir süreci bugünkü aşamaya getiren" dedi.
Bölgede yaptığı izlenimleri değerlendiren Türkdoğan, "Bölgede bir gerilim söz konusudur. Süreçten beklentilerin karşılanmamasından kaynaklı insanların talepleri olduğunu, umutları yeşertmek için hükümetin adım atması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

'Müzakere Çerçeve Yasası uygulanmalı'
Akil İnsanlar Heyeti olarak geçen yıl hükümete sundukları raporun çözüm konusunda kapsamlı öneriler içerdiğini anımsatan Türkdoğan, gelinen aşamada sürecin bir üst evreye, yani diyalog sürecinden müzakere sürecine geçilmesi gerektiğine, bunun için de Öcalan'ın ortaya attığı "Müzakere Çerçeve Yasası"na ihtiyaç olduğu üzerinde durdu. Öcalan ile devlet yetkililerinin İmralı'da yaptığı görüşmelerin süreci tek başına götüremeyeceği değerlendirmesinde bulunan Türkdoğan, "Bu aşamada Sayın Öcalan'ın KCK ve PKK ile doğrudan görüşme sağlayacak kanalların açık tutulması gerekiyor. Hassas bir dönemdeyiz. Hem Ortadoğu'daki gelişmeler hem de sürecin geldiği aşama nedeniyle buna ihtiyaç vardır" dedi.

Müzakere Çerçeve Yasası kapsamında alanı izleyecek sivil denetim mekanizmasına da ihtiyaç olduğunu kaydeden Türkdoğan, "Bizler kendi çabalarımızla bunu yapmaya çalışıyoruz, ama hiçbir güvencemiz yok. Meskan Dağı'ndaki yaylayı yasaya aykırı bir şekilde trafiğe kapatan askeri birlik engelini aşamadım. Dağ başında da keyfilik şehir merkezinde de keyfilik var. Bu keyfilikleri nasıl aşacağız. Mutlaka barış çalışması yapan insanların belirli yasal güvencelerle önünün açılması gerekiyor" dedi.

HÜLYA EMEÇ / DİHA